Bahara nedir, Bahara ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ocak.

[Bakınız: buharı].

Baca.

Bahara ile ilgili Cümleler

  • Ali bana baharatlı yemek yemeyi sevdiğini söyledi.
  • Baharat tam sağlıklıydı.
  • Sana doğruyu söylemek gerekirse, bu benim için biraz çok baharatlı.
  • Baharatlı puding nasıl?
  • Baharatlı yiyeceğe alışkın değilim.
  • Yemek baharatlı.
  • Ali burada baharatlı yemeği sevmeyen tek kişi.
  • Öğle yemeği için attı salata ile bol baharatlı domuz etli bir pizza yedik.
  • Baharatlı Meksika yemeğini severim.
  • Ali baharatlı yemek yemekten hoşlanmıyor.
  • Baharatlar yemeklere tat katar.
  • Onu baharatlı severim ama onu çok baharatlı sevmiyorum.
  • Baharatlı yemekleri sevmiyorum.

Bahara anlamı, kısaca tanımı

Baha : Şaşma, korku, pişmanlık, beğenmeme, öfke, acıma bildirir ünlem. Tepsi, fincan tepsisi. Şaşma bildirir ünlem. Ar. Güzellik, zariflik. Ar. Parıltı. Far. Kıymet, değer, paha

Bahar : İlkbahar. Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar. Baharat. Gençlik dönemi.

Baharah olmah : Bakmak, gözetmek, kollamak.

Baharat yolu : Hindistan'dan başlayarak İran Körfezi ve Irak üzerinden Suriye limanlarına veya Kızıldeniz yoluyla Süveyş ve Akabe'ye, oradan da İskenderiye'ye ulaşan kervan ticaret yolu.

Baharatlandırma : Baharatlandırmak işi.

Baharat : Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanılan tarçın, karanfil, zencefil, karabiber vb. maddeler, bahar (II).

 

Baharatçı : Baharat alım satımıyla uğraşan kimse, baharcı.

Baharatçılık : Baharatçının yaptığı iş, baharcılık.

Baharatlandırmak : Baharat ile süslemek, lezzetlendirmek, baharat ekmek.

Baharatlı : İçinde karabiber, karanfil, tarçın vb. maddeler bulunan, baharlı.

Baharatsız : Baharatı olmayan.

Buharı : Baca. Odunluk, odun dolabı. Baca. (Yukarıdinek Şarkikaraağaç Isparta; Beyceli Fatsa Ordu; Kırçiçeği Susuz Kars; Yenikent Aksaray Niğde).

Buhar : Isı etkisiyle sıvıların ve bazı katıların dönüştükleri gaz durumu.

Baca : Dumanı ocaktan çekip havaya vermeye yarayan yol. Çatı penceresi. Su yolu, lağım, maden ocağı vb. yer altı yapılarının hava deliği.

Ocak : Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer. Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için ayrılmış toprak çukuru. Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer. Şömine. Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet. Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer. Ev, aile, soy. Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri. Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer. Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. Yılın birinci ayı, kânunusani.

Diğer dillerde Bahar yükselmesi olgusu anlamı nedir?

İngilizce'de Bahar yükselmesi olgusu ne demek ? : spring rise phenomenon