Bastacı nedir, Bastacı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

İşportacı, seyyar tuhafiyeci.

Sebzeci, manav, sebze satan sergici.

Duvar harçcısı.

Bastacı tanımı, anlamı

Basta : Dur anlamında kullanılan buyruk sözü. Pilav, ince öğütülmüş bulgurdan yapılan yemek. Duvar örülürken konulan harç. Elbiseye yapılan pens: Bele iki basta yaparsan entarin iyi olur. Elbisedeki kırma, pile. Dükkân tezgâhı, seyyar tezgâh, tabla, işporta, içinde ufak tefek eşyanın satıldığı seyyar küçük vitrin, pazar yerlerinde meyve, eşya satılan sergi, muvakkat satış yeri. Yünün keçe yapılmak üzere dövülüp sıkıştırılmış hali

Bastacılık : Sergicilik, pazarlarda basta kurarak yapılan satış.

Tuhafiyeci : Tuhafiye satan kimse.

İşportacı : İşporta ile mal satan satıcı.

Tuhafiye : Çorap, mendil, eldiven gibi giyim ile kurdele, dantel gibi giysi süsüne yarar şeyler.

Sebzeci : Sebze satan kimse, zerzevatçı.

Sergici : Mallarını sergileyerek satan kimse.

İşporta : Gezici satıcıların mallarını koymaya yarayan yayvan sepet veya bu işi gören, ona benzer araç, sergi. Açıkta yapılmış olan satış.

Seyyar : Belli bir yeri olmayan, gezici, gezgin. Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen, portatif.

Tuhaf : Acayip. Şaşılan bir şey karşısında söylenen söz. Gülünç. Güldürücü. Şaşılacak, garip. Anlaşılmaz.

 

Satan : 1.Kalça. 2.Bacak. Bacakların birleştiği yer. Zaten. Oyluk.

Sergi : Alıcının görmesi, seçmesi için dizilmiş şeylerin tümü ve bu nesnelerin serildiği yer. Yaygı, kilim. Halkın gezip görmesi, tanıması için uygun biçimde yerleştirilmiş ürünlerin, sanat eserlerinin tümü. Bir yerin, bir ülkenin veya çeşitli ülkelerin kendine özgü tarım, sanayi vb. ürünlerini tanıtmak için bunların uygun bir biçimde gösterildiği yer.

Duvar : Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılmış olan veya örülen dikey düzlem. Sonuç alınamayan yer. Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılmış olan engel. Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Engel.

Manav : Meyve ve sebze satan yer. Yerli halk. Balkanlardan göç etmiş, genel olarak Marmara bölgesinde yaşayan bir topluluk. Meyve ve sebze satan kimse.

Sebze : Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri, göveri, göverti, sebzevat, zerzevat.

Harç : Harcanan para, masraf. Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılmış olan karışım. Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para. Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı. Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü. Bahçıvanlıkta değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak. Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler.

Sata : Üzüm salkımı.

Mana : Anlam.

Duva : Dua.

Diğer dillerde Basswood anlamı nedir?

Osmanlıca Basswood : ıhlamur ağacı