Bating türkçesi Bating nedir
Bating ile ilgili cümleler
English: They are debating a nonexistent issue.
Turkish: Olmayan bir konuyu tartışıyorlar.
English: I've been debating whether I should mention it or not.
Turkish: Bundan bahsetmemin gerekip gerekmediğini tartışıyorum.
English: They're debating about raises.
Turkish: Onlar zam hakkında tartışıyorlar.
English: Other scientists are debating his theory about the disappearance of dinosaurs.
Turkish: Diğer bilim adamları onun dinazorların kayboluşu hakkındaki teorisini tartışıyorlar.
English: The storm showed no signs of abating.
Turkish: Fırtına hiçbir hafifleme işareti göstermedi.
Bating ingilizcede ne demek, Bating nerede nasıl kullanılır?
Abating : (bir haberin veya yayının) çıkmasını yasaklamak (hukuk terimi). Dindirme. Yatıştırmak. Azaltmak. Hafiflemek. Azaltma. Dindirmek. Azalmak. Hafifleme. Azalma.
Acerbating : Acılaştırmak. Huysuzlaştırmak. Sabrını tüketmek. Sinirlendirmek.
Approbating : Uygun bulmak. Onaylamak. Tensip etmek. Resmi olarak kabul etmek. Tasvip etmek.
Combating : Savaş açmak. Çarpışmak. Mücadele etmek. Dövüşmek.
Debating : Düşünüp taşınmak. Tartışmak. Çekişmek. İki konuşmacı kümesinin, belli bir konu ya da sorun üzerinde kendi savlarını karşılıklı olarak savunmasından oluşan bir tartışma türü. Tartışan. Dikkate almak. Danışmak. Savlı tartışma.
Exacerbatingly : Kızdırarak. Azdırarak. Ağırlaştırıcı şekilde. Cezayı ağırlaştırıcı tarzda. Şiddetlendirerek. Pekiştirici veya şiddetlendirici tarzda. Sinirlendirerek. Kızıştırarak. Daha beter ederek.
Debating society : Tartışmalar düzenleyen dernek.
Incubating egg : Kuluçkalık yumurta.
Rebating : Para iadesi. Fiyatta yapılan değer düşürümü. İade. İndirim yapmak. İkram. Yapılan ödemeden ya da masraftan indirim yapma. İndirim. Geri ödenen kısım.
Law for combating terrorism : Terörle mücadele yasası.
İngilizce Bating Türkçe anlamı, Bating eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Bating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Exempts : Dışında bırakmak. Özgür. Ayrılık. Hariç tutmak. Bağışıklık. Çürüğe çıkarmak. İstisna etmek. Muaf tutmak. Serbest.
Transport : Heyecanlandırmak. Taşıma. Sürmek. Kütle, kıvıl yük ya da erkenin, genellikle özdecik çarpışmaları sonucu, ortamın bir yerinden, ilgili değişkenleri daha düşük bir yerine aktarılması. Yönetmeliğe aykırı olarak topun bir an elle götürülmesi. Nakliye. Sürgüne göndermek. Götürmek. Bir maddenin bir yerden başka bir yere taşınması. transport. Taşınım.
Change : Üzerini değişmek. Haline gelmek. Ufak para. Yer değiştirme. Tebdil etmek. Değiş tokuş etmek. Bozdurmak. Bozmak. Değiştirmek. Değişime uğratmak.
Excluding : Hariç olmak üzere. Dışta tutulan. -in dışında. Dışında. Dışlama. -den başka. Rnüstesna.
Exceptional : Çok iyi. Nadir. Ender. Ayrıklı. Müstesna. Şaz. Kuraldışı. Olağanüstü. Ayrık.
Barring : Gitar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Başka. Dışında. Telli çalgıların klavyesinde bir parmakla birden fazla tele basılması. Kapama. Önemli bir filmin, birinci sınıf bir ya da birkaç sinemada ilk olarak oynatılması; böylelikle bir sinemaya ya da sinema topluluğuna, iyi filmlerin işletilmesi için geçici bir tekel sağlanması, aynı süre içinde komşu sinemaların ve izleyicilerin bu filmden yoksun kalması biçiminde uygulanan yöntem. Olmazsa. ...olmazsa. Öncelik (oynatımı). Haricinde.
But : -den başka. Ki. Hiç olmazsa. Ancak. Meğer. Da. Halbuki. Meğerse. Oysa.
Tube : Tüp. İçlastik. Fizik, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kullanım yerine göre çapı değişebilen genellikle camdan yapılmış içinde üşekler bulunan, havası alınmış ya da amaca uygun uçunlarla doldurulmuş yuvak biçimli kapalı gereç. temel parçacıkları algılayan geiger borulanndan televizyon görüntü borusuna ve eksicik borularına değin değişik kullanım yerleri vardır. Alıcı ışıtacı. Uzun, içi boş ve bir ucu kapatılmış boru. 2-yüksek basınçtaki gazların içinde saklandığı özel metal kap (bunlara bomba da denir.). Alıcının, mercekten gelen görüntüyü elektriksel ime çeviren ana bölümü. Metro. Radyo ışıtacı. Deney tüpü.
Come up : Çıkagelmek. Yaygın olmak. Karşılaşmak. Gündeme gelmek. Yaklaşmak. Sokulmak. Ele alınmak. Mahkemeye çıkmak. Yükselmek. Ortaya çıkmak.
Exclusive : Kişiye ait. Özel. Özel haber. Lüks. Paylaşılmayan. Yalnızca bir tek gazetede yayınlanan haber. Ayrıcalıklı. Herkese açık olmayan.
Bating synonyms : come, return, exogenous, modify, convey, take, isolated, exterior, excepts, carry, transit, conduct, except, channel, excepting, whisk, land, ferry, deviational, fetch, bring back, alter, excepted, exclusive of, impart, exempt, transmit, bar, get, take back, especial, but the.
Bating zıt anlamlı kelimeler, Bating kelime anlamı
Go : Söylenmek. Girmek. Enerji. Kaybolmak. Uymak. Erişmek. Ayrılmak. Gitme. Devrolunmak. İşlemek.
Nonbeing : Olmama. Var olmama. Hiçlik. Var olmayan bir şey.
Absence : Bulunmama (bulunması gerekirken yerde). Yokluk. Gıyap. Dalgınlık. İşçilerin işe gelememesi. Devamsızlık. İşe gelmeme. Uzakta olma. Olmayış.
Bating antonyms : existent, nonexistent, impossibility, nonexistence.
Bating ingilizce tanımı, definition of Bating
Bating kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : With the exception of. Excepting.

Bu kısımda Bating kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Bating ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Bating anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Bating ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.