Be at odds türkçesi Be at odds nedir

  • Biriyle anlaşmazlığa düşmek.
  • Araları bozulmak.
  • Araları açık olmak (birilerinin).
  • İhtilafa düşmek.
  • Arası bozulmak.
  • Anlaşmazlığa düşmek.
  • Aralarında anlaşmazlık olmak.

Be at odds ingilizcede ne demek, Be at odds nerede nasıl kullanılır?

Be : Durmak. -di. -dir. Mal olmak. Var olmak. Kalmak. Olmak. Anlamına gelmek. Berylliumb (berilyum). -dır.

At : Ya. Üzere. Bir yeri belirtmek için kullanılır. Üzerinde. Bir miktarı göstermek için kullanılır. E. Bir iş veya hareketten bahsederken kullanılır. Bir hareketin hedefini gösterir. De. Ye.

Odds : Üstünlük. Şans. Olasılık. Anlaşmazlık. Eşitsizlik. Kavga. İhtimal. (bahiste) ikramiye oranı. Avantaj. Fark.

Be at odds with : Araları açılmak. Aykırı olmak. Araları açık olmak.

Be at : -de olmak. -de bulunmak.

Be at a loss : Eli ayağı dolaşmak. Ne yapacağını bilememek. Ne yapacağını şaşırmak. Ne diyeceğini bilememek. Dili tutulmak. Şok olmak. Eli ayağı tutulmak. Şaşırmak. Ne yapacağını bilmemek. Zararda olmak.

Be at a loose end : Çıkmazda olmak. Yapacak bir şeyi olmamak. Çıkmaza düşmek. Çıkmazda bulunmak. Boşlukta olmak. Boşta olmak.

Be at a premium : Prim yapmak. Rağbette olmak. Rağbet görmek. Tutulmak.

Be at a stand : Pozisyon almak. Durdurulmak. Bir durağa gelmek. Bir yerde durmak.

 

Be at a standstill : Kesilmek. Hareket etmemek. Durgun olmak. Duraklamış olmak. Kımıldamamak. Durmak. Kesilmiş vaziyette olmak. Durmuş vaziyette olmak. İşlemez halde olmak.

İngilizce Be at odds Türkçe anlamı, Be at odds eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be at odds ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Join issue : Tartışmaya girmek. Aynı fikirde olmamak.

Conflicts : Çakışmalar. Savaşmak. Bağdaşmamak. Tutmamak. [#çekişme Çekişmek].

Argue with : Birisiyle tartışmak. Birisiyle münakaşa etmek.

Conflict : Çarpışma. Oyun kişileri arasındaki çatışma. iç çatışma: tinsel olan çatışma. bir kişinin kendi kendiyle olan çatışması. dış çatışma: hareketlerle ve sözlerle olan çatışma. karşıt güçlerin ve duyguların çarpışması. Anlaşmazlık. Aynı anda ortaya çıkan birbirine karşıt ya da eşit derecede çekici dilek ve isteklerin bireyde yarattığı ruhsal durum. birbirleriyle uyuşmayan dilek, istek ya da ereklerin yarışmasından ortaya çıkan üzücü ya da kıvanç vermekten uzak bilinç durumu. Görüş ve kanıların aykırılığından doğan karşıtlık. Çekişme. Olay dizisinin gelişmesinde basamakları ortaya çıkaran kişiler arasındaki iç ve dış çatışmalar. bir oyun kişisinin kendi içindeki bunalımı. Savaş. Çatışma.

Take issue : Aynı fikirde olmamak. Tartışmaya girmek.

Be at loggerheads : Araları nahoş olmak. Aralarına kara kedi girmek. Araları şekerrenk olmak. Araları çok bozuk olmak. Araları açılmak. Araları bozuk olmak. Kavgalı olmak. Saç saça baş başa olmak. Aralarında kara kedi olmak.

Conflicted : Çekişmek. Savaşmak. Tutmamak. Bağdaşmamak.

Fall to loggerheads : Bozuşmak. Araları açılmak.