Conflicted türkçesi Conflicted nedir

Conflicted ile ilgili cümleler

English: Ali was very conflicted by the difficult decision he had to make.
Turkish: Ali vermek zorunda olduğu zor karar nedeniyle kötü bir ikilemde kaldı.

English: Ali looks conflicted.
Turkish: Ali çatışmış görünüyor.

English: Ali is feeling conflicted.
Turkish: Ali çelişkiye düşmüş hissediyor.

Conflicted ingilizcede ne demek, Conflicted nerede nasıl kullanılır?

Conflict about convocation competence : Çağrı yetkisi üzerinde uyuşmazlık. Toplu sözleşme yapabilme ya da yapılmış olan bir toplu sözleşme üzerinde kimi değişiklikler yapma amacı ile, karşıtını çağırmaya yetkili olan işçiler ve işverenler arasında çıkan uyuşmazlık.

Conflict history : Çakışma geçmişi.

Conflict information : Çatışma bilgisi. Çakışma bilgisi.

Conflict management : Çatışmanın yönetimi. Çatışma yönetimi.

Conflict of interest : Çıkar çelişkisi. Bir kişinin birlikte sorun yaratabilecek olan iki farklı kişisel hali olan durum. Çıkar çatışması. Menfaat çatışması.

Dma conflict detected : Dma çakışması algılandı.

Conflict resolution : Çakışma çözümü. Uyuşmazlık çözümlenmesi. Çakışma çözümlenmesi. Çatışma çözümlenmesi. Uyuşmazlığın çözümü. Çatışma çözümü.

 

Conflict with : İle çatışmak. İle uyuşmamak. Çelişmek. İle çelişmek.

Resource conflict warning : Kaynak çakışma uyarısı.

Conflict of interests : Çıkar çekişmesi. Bir kişinin birlikte sorun yaratabilecek olan iki farklı kişisel hali olan durum. Çıkar çelişkisi. Menfaatlerin ihtilafı. Çıkarlar arasında çelişki bulunması. Çıkar çatışması.

İngilizce Conflicted Türkçe anlamı, Conflicted eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Conflicted ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Counterinsurgency : Kontrgerilla harekatı. Gerilla savaşçıları veya devrimcileri ile savaşmak için kullanılan taktikler.

War : Harp. Cenk. Savaş. Savaş halinde olmak. Strateji. Bir toplumun başka bir topluma, isteğini benimsetme amacıyla tüm olanakları ve güçleriyle yaptıkları düzenli saldırı. Tarih, sosyoloji alanlarında kullanılır. Başka toplumları, kümeleri sömürmek için ya da onların sömürüsünden kurtulmak için insan toplumlarının, kümelerinin giriştikleri silahlı kavga. Mücadele etmek. Mücadele.

Combated : Cenk. Mücadele etmek. Dövüşmek. Muharebe. Harp etmek. Muharebe etmek. Savaş açmak. Çarpışmak.

Chaffered : Çekişme. Pazarlık. Pazarlık etmek. Alışverişte bulunmak.

Bickers : Atışmak. Şırıldamak. Pırıldamak. Münakaşa etmek. Tartışmak. Titreşmek. Ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak. Didişmek. Önemsiz bir şey için kavga etmek veya tartışmak.

Conflict : Çatışmak. Aynı anda ortaya çıkan birbirine karşıt ya da eşit derecede çekici dilek ve isteklerin bireyde yarattığı ruhsal durum. birbirleriyle uyuşmayan dilek, istek ya da ereklerin yarışmasından ortaya çıkan üzücü ya da kıvanç vermekten uzak bilinç durumu. Anlaşmazlık. Uyuşmazlık. Çekişme. Uyuşmamak. Çatışma. Savaş.

 

Contending : Çarpışan. Tartışmak. Çekişen. İleri sürmek. Yarışmak. İddia etmek. Uğraşmak. Rekabet etmek.

Feud : Tımar. Kin. Düşmanlık. İhtilaflı olmak. Kan gütmek. Kin beslemek. Kavga etmek. Anlaşmazlık içinde olmak. Kavga. Kan davasını sürdürmek.

Break : Kesmek. Sona ermek. Fırlamak. Dizginlemek. Batırmak. Fırsat. Paydos. Daha iyi yapmak. Çözmek.

Pacification : Yatıştırılma. Barışma. Huzura kavuşturma. Teskin etme. Kontrol altına alma. Uzlaştırma. Ülkede huzur sağlama. Barışı sağlama. Pasifize etme. Uzlaşma.

Conflicted synonyms : turf war, group action, contended, argues, contend, argue, combat, combats, campaign, fighting, argufy, class struggle, bickered, class war, be at variance with, bicker, exchange blows, be at odds, class warfare, chaffers, conflicts, chaffering, altercate, insurrection, rebellion, ambivalence, sort ill with, argufying, revolt, rising, fight, tug of war, battled.

Conflicted zıt anlamlı kelimeler, Conflicted kelime anlamı

Compatibility : Bir bilgisayar dizgesinde geliştirilmiş yazılım ürünlerinin başka bir bilgisayar dizgesinde değiştirilmeden kullanılabilmesi durumunda iki dizge arasındaki kullanım bakımından geçiş kolaylığı. Uyumluluk. Uygunluk. Barışıklık. Renkli ve siyah-beyaz televizyon imlerinin birbirine dönüştürülebilme niteliği. renkli ya da siyah-beyaz televizyon almacının, kendine ilişkin olmayan televizyon imini siyah-beyaz olarak verebilme niteliği; yani, siyah-beyaz almacın, renkli yayını siyah-beyaz olarak, renkli almacın da siyah-beyaz yayını siyah-beyaz olarak aktarabilmesi. Uyarlık. Bağdaşırlık. Bağdaşma. Bilgisayar, bilişim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Uyum.

Agreement : Aynı fikirde olma. Uygunluk. Düşünce ve amaç bakımından birleşip uyuşma. krş. sözleşme. Anlaşma. Muvafakat. İtilafname. Türkçede cümle içinde özneyle yüklemin şahıs ve sayı bakımından birbirine uyması: şükriye, gerçekleşeceğini kimsenin söyleyemeyeceği bir ümide mahkum edilmiş bulunuyordu (t. buğra, yalnızlar, s. 119). siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç? (t. buğra, göst.e. s. 216). kolcular bildikleri halde yolunu beklemek şöyle dursun, rasgeldikleri yerde hatırını alırlar, gönlünü hoş ederlerdi (r. h. karay, memleket hikayeleri: küs ömer, s. 73) vb. Uzlaşma. Antlaşma. Razı olma.