Bear market türkçesi Bear market nedir

  • Fiyatların düştüğü piyasa.
  • Taşınır değerler borsasında gelecek hakkında karamsarlığın ve fiyatlarda düşme olacağı beklentisinin egemen olduğu durum.
  • Hisse senedi fiyatlarında düşme beklentilerinin olduğu piyasa.
  • Fiyatları düşme eğilimi gösteren piyasa.
  • Ayı piyasası.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Fiyatların düşmekte olduğu menkul kıymetler borsası.
  • Fiyatların düşüş kaydettiği piyasa.
  • Fiyatların düştüğü piyasa (borsa).

Bear market ingilizcede ne demek, Bear market nerede nasıl kullanılır?

Bear : Taşımak. Yönelmek. Değmek. Getirmek. Doğurmak. Kaldırmak. Spekülasyon yapmak. Vermek. Duymak (sevgi). Beslemek.

Market : Genel satak. Satışa çıkarmak. İstek. Alıcılarla satıcıların belirli bir günde bir araya gelerek alış veriş ettikleri yer. Çarşı. Borsa. Satak. Satmak. Pazar. Pazarlamak.

Bear a grudge : Kan gütmek. Düşmanlık beslemek. Kin beslemek. Kin gütmek.

Bear a grudge against : -e karşı düşmanlık beslemek. Kuyruk acısı olmak. İle düşmanlığı olmak. -e karşı kin beslemek. Kin duymak. Kin beslemek. -e karşı kan gütmek.

Bear a hand : Yardım etmek. Yardım eli uzatmak.

Bear a load : Ağır bir yük taşımak. Ağır yükü olmak. Yük taşımak.

İngilizce Bear market Türkçe anlamı, Bear market eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Bear market ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

 

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

Falling market : Aşağı giden piyasa. Düşen piyasa.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

Bear market synonyms : abnormal budget expenditures, a shift in demand, a change in demand, abnormal budget, a type mutual funds, a change in supply, a group shares.