Bilateral trade türkçesi Bilateral trade nedir

  • İkili ticaret.
  • Genellikle finansman zorluklarının yaşandığı ülkeler arasındaki ticarette gündeme gelen ve satılan mal, hizmet veya teknoloji karşılığında satıcının da alıcıdan kısmen döviz kullanarak ya da hiç döviz kullanmadan aynı miktar ya da satışın belli bir oranında dışalım yaptığı, genel anlamda bir takas işlemi olan uluslararası ticaret biçimi. satılan mal, hizmet veya teknoloji bedellerinin tamamen mal, hizmet veya teknolojiyle veya kısmen nakit parayla karşılanmasına dayanan ticaret.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Takas.
  • Anlaşmalı ticaret.
  • İki yanlı ticaret.

Bilateral trade ingilizcede ne demek, Bilateral trade nerede nasıl kullanılır?

Bilateral : Her iki tarafa, her iki yana ait. İkiyönlü. Metabolik bozukluklara ve iç salgı bezi bozukluklarına bağlı olarak oluşan, çift taraflı, bakışımlı, kedi ve köpeklerde görülen kıl dökülmesi. İkiyanlı. Karşılıklı. Çift taraflı bakışımlı alopesi. Çiftyanlı. İkili. Bilateral.

Trade : Zanaat. Tecim. Sanat. İş yapmak. Eğitim, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Alışveriş. Almak. Ticaret. Özdeksel gereksinme ve zorunlukları karşılamak için el ve araçla yapılan iş. el uzluğu isteyen işler. Alım satım yapmak.

Bilateral trade agreement : İkili ticaret anlaşması. Genellikle uluslararası piyasalarda rekabet gücü zayıf ülkelere olanak tanımak amacıyla, iki ülkenin aralarındaki ticareti düzenlemek ve birbirlerine özel ayrıcalıklar tanımak için yaptıkları anlaşma. İki yanlı ticaret anlaşmaları. İki yanlı ticaret anlaşması.

 

Bilateral agreement : İki taraflı anlaşma. Iki taraflı antlaşma. İkili antlaşma. İkili anlaşma. İki yanlı anlaşma. İki ülke arasında yapılan anlaşma, a. bk. çok yanlı anlaşma. Gümrük, ekonomi alanlarında kullanılır. İki yönlü bağıt. Her iki yanı da borçlandıran bağıtlar. İki taraflı antlaşma.

Bilateral amplifier : İki yönlü kuvvetlendirici.

Bilateral antenna : İki yanlı anten. İki yönlü anten. İkiyanlı anten.

İngilizce Bilateral trade Türkçe anlamı, Bilateral trade eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bilateral trade ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Dickered : Pazarlık. Takas etmek. Pazarlık etmek. Kararsız davranmak. Değiş tokuş.

 

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Barter : Değiştirmek. Değişmek. Malın malla değişimi. iki ülke arasında olmak üzere dışsatım ve dışalımı yapılan mal, hizmet veya teknoloji aktarımı bedelinin kısmen veya tamamen mal, hizmet, teknoloji aktarımıyla ödenmesi. (swap) bir tarafın, sahip olduğu varlık veya yükümlülükleri diğer tarafın sahip olduğu varlık veya yükümlülüklerle değiştirmesine dayanan finansal sözleşme. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Trampa etmek. Değiş-tokuş. Takas etmek. Mübadele etmek. Değiş tokuş etmek. Takas yapmak.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Bartered : Değiş tokuş etmek. Değişmek. Mübadele etmek. Trampa etmek. Değiştirmek. Değiş tokuş yapmak. Takas yapmak. Takas etmek.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Bilateral trade synonyms : ability rent, dicker, abnormal budget, abnormal budget expenditures, dickers, interchanged, clearing, barters, exchange of goods, a type mutual funds, a group shares, a pass through certificate, interchanges, cambiums, a change in demand, a shift in demand, counter trade, a shift in supply, clearings, interchange, clearance, cambium.