Binding together türkçesi Binding together nedir

Binding together ingilizcede ne demek, Binding together nerede nasıl kullanılır?

Binding : Taneciklerin, aralarındaki fiziksel ya da kimyasal kuvvetlerle bir arada durması olayı. Bağlayan. Ödün. Kitap kapağı. Bağlam. Kablo bağlantısı. Bağlama. Kenar süsü. Ciltleme. Gitarı birleştirmek veya süslemek amacıyla klavye, sap veya gövdeyi çevreleyen plastik veya sedeften şerit.

Together : Durmadan. Düzenli. Aralıksız. Beraberce. Kendine hakim veya aklı başında. Toplu. Aynı anda. Birlikte. Kuyruk (kimse). Hep birden.

Binding agent : Yapıştırıcı. Bağlayıcı. Binder. Bağlayıcı madde. Birleştirici madde.

Binding agreement : Bağlayıcı anlaşma. Tarafları bağlayan anlaşma. İhlal edilemeyen anlaşma. Bağlayıcı sözleşme. Bağlayan anlaşma. Sona erdirilemeyen sözleşme.

Binding arrangement : İhlal edilemeyen düzenleme. Sona erdirilemeyen düzenleme. Bağlayıcı düzenleme.

Binding constraint : Etkin kısıtlayıcı.

İngilizce Binding together Türkçe anlamı, Binding together eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Binding together ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Splicing : Film, mıknatıslı kuşak, mıknatıslı görüntü kuşağı gibi çeşitli gerecin zamk ya da yapıştırıcı kuşak (seloteyp) yardımıyla eklenmesi işi. Splays yapma. Uçbirleştirme. Fonksiyonel mrna’nın oluşması için öncü rna’dan intronların uzaklaştırılması ve geriye kalan ekson yapıların birleştirilmesi işlemi. Zincirleme. Sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Birleştirilme. Yapıştırma.

 

Bonding : Yapıştırmak. Yapıştırma. Örmek (duvar). Topraklama. Tutturmak. Sahil duvarı. Öğecikler arasında nicem yasalarına göre devinen eksiciklerin, durularına dayalı kimyasal kuvvetler oluşması. Antrepoya koymak. Birbirine bağlanma.

Interconnects : Bağıntılı olmak. Bağlantılı olmak. Birleştirmek. Bağlı olmak. Bağlamak. Arabağlantı kurmak. Birbirine veya bir diğerine bağlanmak.

Closed ranks : Sıkılaştırılmış saflar. Asker sıraları arasındaki mesafeyi sıkılaştıran.

Adjoining : Yan. Bitişik. Yan yana. Bitişik olma. Yandaki. Bitişikteki. Bitiştiren.

Colligate : Birleştirmek. Bağlamak.

Interlocks : Kenetlenmek. Birbirine kenetlenmek. Kilitlemek. Birbirine kenetlemek. Birbirine bağlanmak. Bağlantı. Birbirine bağlama. Bağlamak. İç içe geçmek.

Concentration : Yığışım. Toplaşım. Dikkati bir noktada toplama. Yoğunluğun ya da bolluğun artması. Bir çözeltinin birim oylumuna düşen ortalama özdecik sayısı. İktisadi etkinliklerin büyük bir kısmının en büyük birkaç firma tarafından denetlenmesi. Toplanım. Bir çözücüdeki çözünen madde miktarını belirtmede kullanılan bir terim. yoğunluk. Derişiklik. Yoğunlaştırma.

Concatenate : Zincirlemek. Ardarda bağlamak. Sıralamak. Peşpeşelemek. Ardarda bağlama. Bağlamak. Bitiştirmek. Birleştir.

 

Assembling : Çevirme. Toplanma. Bir makinenin parçalarını, yerli yerine koyup, işleyecek duruma getirme işlemi. Toplu. Kur-tak. Toplanarak. Takma. Montaj.

Binding together synonyms : federalizations, assemblage, interlock, twist together, federalization, fabrications, aggregations, concatenates, aggregation, bindery, affiliations, interconnect, colligation, leash, federalisation, fabrication, interdigitate, binderies, bondings, integration, assembly, affiliation, totalization, leashes, leashing, amalgamation, amalgamations.