Adjoining türkçesi Adjoining nedir

Adjoining ile ilgili cümleler

English: Ali went into the adjoining room.
Turkish: Ali bitişik odaya girdi.

English: There is an anteroom adjoining the library.
Turkish: Kütüphaneye bitişik bir bekleme odası var.

English: Tom looked into the adjoining bedroom.
Turkish: Tom, bitişik yatak odasına baktı.

Adjoining ingilizcede ne demek, Adjoining nerede nasıl kullanılır?

Adjoin : Bitiştirmek. Yan yana koymak. Katmak. Eklemek. Bitişik olmak. Yan yana olmak.

Adjoined : Ekli. Katılmış. Bitişik.

Adjoins : Eklemek. Yan yana koymak. Bitiştirmek. Yan yana olmak. Bitişik olmak. Katmak.

Adjoint : Eklenmiş. Bir işlerin ya da yöneyin tersyüz eşleniğinin alınmasıyla edinilen işler, dizey, yöney. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Her öğenin eş çarpanı ile değiştirildiği matrisin yeniden düzenlenmesi. Yardımcı. Bitişik. Mücavir. Sınırdaş. Ek. Eklenik.

Adjoint curve : Ek eğri.

Adjoints : Eklenik. Her öğenin eş çarpanı ile değiştirildiği matrisin yeniden düzenlenmesi. Yardımcı. Ek. Mücavir. Sınırdaş. Eklenmiş. Bitişik. Adjoint.

Selfadjoint : Özeklenik. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Bir işlerin, dizeyin ekleniğine eşit olması özelliği.

 

Adjoint matrix : Matrisin eşleniği. Eklenik anayapı. Ekli matris. Bitişik anayapı. Adjoint matris. Ek dizey.

Adjoint equation : Eklenik denklem. Adjoint denklem.

Adjoint of a matrix : Katımlı matris.

İngilizce Adjoining Türkçe anlamı, Adjoining eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Adjoining ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Convergency : Kavuşma. Yakınsama. Yakınlaşma. Eğrilme.

Closed ranks : Sıkılaştırılmış saflar. Asker sıraları arasındaki mesafeyi sıkılaştıran.

Aggregations : Yığışım. Küme. Bir araya gelme. Toplanma. Yığın. Toplama.

Assembly : Meclis. Kongre. İçtima. Dizileme. Derleyici. İçtima (askeri terim). Özel bir amaçla bir araya toplanmış insanlar. Kurul. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kurmak.

Asquint : Yan yan (bakış). Göz ucuyla (bakış). Şaşı gibi. Şehla.

Connection : Aktarma. Bağlantı. Yakınlık. İrtibat. Alışveriş. İlgilenme. Dostluk. Aktarmalı taşıt. Ölçüye vurulan nesne ya da özellikler arasında bir sıra düzeninin kurulması için önkoşul olan "daha büyük " ve "daha küçük" ilişkilerinin tüm ölçümler için geçerli olmasını gerektiren kural. bk. sıralayıcı ölçek.

Flanking : Sınırdaş. Kanat. Komşu. Yandan.

Injunction : Men. Uyarma. Uyarı. Karar. Kesin emir. İhtar. Emir. Resmi emir. Mahkeme emri. Öğüt.

Connexion : Yakınlık. Akraba. İrtibat. İlişki. Alaka. Dostluk. Dost. Yakın. İlgilenme.

Adjacent to : -e komşu. Komşu. Yanında. Sınırı olan. Komşu olan.

Adjoining synonyms : bringing close together, temporary injunction, final injunction, coming upon, change of integrity, permanent injunction, conterminousness, alongside, laterals, mandatory injunction, side by side, ban, side to side, amalgamations, at close quarters, bonding, conjunct, adjacent, bias, adjunction, interlocutory injunction, shoulder to shoulder, attacher, auxiliary, junction, fastening, hit, conjuncts, encounter, affiliation, converging, binding together, convergence.

 

Adjoining ingilizce tanımı, definition of Adjoining

Adjoining kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Contiguous. As, an adjoining room. Adjacent. Joining to.