Biyo nedir, Biyo ne demek

Biyo; Biyoloji, Anatomi, Veteriner alanlarında kullanılan bir terimdir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

[Bakınız: böğez].

[Bakınız: biyol].

Bir kere.

Bu defa, bu sefer.

Bir defa (Kuşu).

Bir yol, bir kere.

Biyoloji'deki anlamı:

Yunanca hayat anlamına gelen ön ek.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Hayat.

Biyo ile ilgili Cümleler

  • Ali bir biyozararlı takımı giyiyor.
  • Ali bir biyolog.
  • Üç tane evlatlığımız var. Küçük olan ikisi biyolojik erkek kardeş.
  • O, ünlü bir şairin biyografisini yazdı.
  • Biyoloji öğretmenimize soru sormaktan çekinirdik.
  • Bizim üç evlatlığımız ve iki biyolojik çocuğumuz var.
  • Biyoloji testi için çalışmak zorundayım.
  • Biyolojik silah iki bileşenden oluşuyor.
  • Bu yeşil takım elbiseler, biyolojik kirlenme riskini azaltmak için özel takım elbiselerdir.
  • Birçok biyometrik sistem parmak izi tarayıcısı tabanlıdır.
  • Biyolojik çeşitlilik dünya çapında hızla azalıyor.
  • Biyoremediasyon ve Tera çevre mühendisliği o gezegeni kirlilik ve çölleşmeden kurtardı.
  • Biyologlar bazı kaplumbağaları denize bıraktılar.

Biyo anlamı, kısaca tanımı

Biyoaktivasyon : Biyoetkinleşme

Biyoakümülasyon : Bir kimyasal maddenin her hangi bir besin zincirine girerek su canlılarında birikmesi. Organizmalarda bazı kimyasal maddelerin birikmesi.

Biyoalletrin : Sıvı, suda pratik olarak çözünmeyen, aseton, kloroform, etil alkol, diklorometan, etil asetat gibi çözücülerde kolay çözünen, ışık ve ısıya duyarlı, hızlı temas zehri olarak etkiyen bir madde.

 

Biyoartırış : Biyolojik remedasyonu hızlandırmak maksadıyla besinlere azot, fosfor gibi maddelerin ilâvesi.

Biyobölge : Çok özel çevresel koşullara ve organizmalara sahip olan bölge.

Biyocoğrafik çevre : Organizmaların coğrafik dağılımında etkili olan, çok özel fiziksel ve kimyasal özellikler taşıyan coğrafik bir alan.

Biyocoğrafya : Bitkilerin ve hayvanların yeryüzü dağılımı ile uğraşan bilim dalı. Bitki coğrafyası, hayvan coğrafyası.

Biyocuk : Bir kerecik.

Biyoçeşitlilik : Deniz ve kara sularındaki ekolojik ortamda yer alan canlılarda gözlenen değişkenlik.

Biyodeğişim : Mikroorganizmaların büyümesinin sebep olduğu organik madde değişikliği. Cinsler, türler ve ekosistemler bakımından belli bir alandaki canlıların değişim ve sapmalar göstermesi.

Biyodeney : Genellikle hücrelerin biyolojik etkinliklerinin ölçülmesiyle gerçekleştirilen laboratuvar yöntemleri.

Biyodizel : Kolza, ayçiçeği, soya gibi yağlı tohum bitkilerinden elde edilen yağların veya hayvansal yağların bir katalizör eşliğinde kısa zincirli bir alkol ile reaksiyonu sonucunda açığa çıkan ve yakıt olarak kullanılan bir ürün.

Biyodönüşüm : Hayvan gübresi, çöp veya benzeri organik atıkların parçalanıp yakıt gazı haline dönüştürülmesi.

Biyoelementler : Canlı organizmada meydana gelen ya da ihtiyaç duyulan elementler. 40 kadar olan bu elementlerden en önemlileri, C, O, H, N, S, Ca ve P'dir. Canlı organizmada meydana gelen veya gereksinim duyulan elementler. 40 kadar olan bu elementlerden en önemlileri karbon, oksijen, hidrojen, azot, kükürt, kalsiyum ve fosfordur.

 

Biyoenerjetik : Bir ekosistemde enerji akışı. Canlı organizmalarda enerji değişmelerinin incelenmesi. Canlı hücrelerde enerjinin açığa çıkması, dönüşümü, depolanması ve kullanılmasını inceleyen enerji bilimi.

Biyoenerji bilimi : Canlı organizmalarda meydana gelen enerji değişimlerinin incelendiği bilim dalı.

Biyoenerjik : Bir ekosistem içerisindeki enerji akımı.

Biyoeşdeğerlilik : Farmasötik eşdeğer olan iki müstahzarın aynı molar dozda verilişinden sonra biyoyararlanımlarının ve böylece terapötik etkilerinin hem etkinlik hem de güvenlik bakımından aynı olmasını sağlayacak derecede benzer olması.

Biyoetik : Sağlık alanına yönelik etkinlikler ve canlı organizma üzerinde yapılan çalışmalarda ortaya çıkan değer sorunlarının konu edildiği, tartışıldığı, araştırıldığı disiplinler arası alan.

Biyoetkinleşme : İlaç veya zehirlerin vücutta bazen kendilerinden daha etkin metabolitlere veya ara yapılara çevrilmesi biçiminde oluşan biyotransformasyon olayı, biyoaktivasyon.

Biyoetkinsizleşme : Vücutta biyotransformasyon sonucu zehirli maddelerin genellikle etkisiz veya zayıf etkili, suda kolay çözünen ve vücuttan hızla atılan bir biçime sokulması olayı, detoksifikasyon.

Biyofaj : Bir organizmanın diğer canlı organizma ile beslenmesi. Biyotrof. Bir organizmanın diğer canlı organizmayla beslenmesi, biyotrof.

Biyofarmasötik : Hazırlanan ilaç biçiminin vücuttaki farmakokinetiği ve etkisi arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim dalı.

Biyofilm : Organizmaların sucul bir ortamda kayalar ve bitkiler üzerinde ince bir film tabakası oluşturması. Herhangi bir yüzeye yapışan ve kendi ürettikleri polisakkarit matriks içerisinde üreyen, uzaklaştırılması zor mikroorganizma tabakası.

Biyofitler : Parazit bitkiler.

Biyogard : Bifidobacterium türleriyle bazı laktik asit bakterilerinin birlikte oluşturdukları fermente süt ürünü.

Biyogenetik : Bütün hayatın canlılardan meydana geldiğini ifade eden kuram.

Biyogenez : Canlıların kendilerine benzeyen canlılardan oluştuğunu açıklayan görüş. Canlı organizmaların kendileri gibi canlı organizmalardan meydana geldiğini söyleyen teori. Abiogeneze karşıdır.

Biyogüvenlik : Sürülerin hastalık oluşumunu en aza indiren bir bakım yönetim sistemi.

Biyoindikatör : [Bakınız: indikatör organizma]. Belirteç organizma.

Biyoistatistik : Canlılara ait her türlü gözlemde uygulanan istatistik biçimi. Biyometri. Canlılara ait her türlü gözlemde uygulanan istatistik dalı. İstatistiksel yöntemleri biyoloji ve sağlık bilimlerine uygulayan bir bilim dalı.

Biyojen amin : Biyolojik amin.

Biyojenik : Canlı organizma aktivitelerinin neden olduğu çevresel değişimler.

Biyojenik amin : Amino asitlerin dekarboksilasyonu veya aldehit ve ketonların aminasyon ve transaminasyonuyla oluşan, biyolojik olarak etkin, histamin, serotonin gibi azotlu maddeler.

Biyojeokimyasal çevrim : Kimyasal elementlerin, diğer organizmalar tarafından da kullanılması için mikro organizmalar tarafından yeniden kullanılır hale getirilmesi.

Biyojeokimyasal devir : Diğer organizmaların kullanması için mikroorganizmalar tarafından kimyasal elementlerin yeniden kullanılır hâle getirilmesi.

Biyojeosenöz : Organizmaların özel yaşadığı çevre ile ilgilisine göre bir araya gelmesi.

Büyük markaların biyolojisi : Büyük markaların nasıl doğup geliştiğini inceleyip belirtme.

Döl yatağı biyopsi katateri : Döl yatağından biyopsi örneği almak için kullanılan özel biyopsi katateri, uterus biyopsi katateri.

Döl yatağı biyopsisi : Histopatolojik inceleme için endometriyumdan küçük bir parça çıkartılması, uterus biyopsisi.

Eğitim biyolojisi : İnsanın özellikle çocukluk ve gençlik çağlarındaki gelişmesini yalnızca eğitim yönünden inceleyen biyoloji dalı.

Embriyonel biyopsi : Genetik veya cinsiyet belirlenmesi için embriyonun blastomer evresinde bir veya daha fazla hücrenin alınması işlemi. Genetik anormalliklerin tanı edilmesine imkân veren bir işlem.

Endometriyal biyopsi : Endometriyumdan muayene amaçlı olarak küçük bir parça doku örneği alınması.

Endometriyum biyopsisi : Histopatolojik muayene için endometriyumdan biyopsi kateteri kullanarak örnek alma işlemi.

Endoskopik biyopsi : Endoskopi ve uygun cihazlar kullanılarak canlı vücudundan doku örneğinin alınması.

Feminist biyomedikal etik : Tıp kurumunun ataerkillikle bağlarını göstererek gerek kurumsal düzeyde gerekse toplum sağlığı açısından kadınların uğradığı ayrımcılığı açığa çıkaran görüş.

Franklin silverman biyopsi iğnesi : Karaciğer, böbrek ve prostattan biyopsi örneği almak için kullanılan, iğne, kanül ve stileden oluşan bir gereç.

Göğüs kemiği biyopsisi : Göğüs kemiğinden, kemik iliği örneği çıkarma işlemi.

Hücre biyolojisi : [Bakınız: hücre bilimi]. Hücre bilimi.

İnce iğne aspirasyon biyopsisi : İnce iğne kullanarak meme, tiroit bezi gibi yüzeysel dokularda rehbersiz, derin dokularda ise ultrason rehberliğinde ve şırıngaya emme hareketi yaptırılarak şüpheli dokudan hücre örneğinin alınması işlemi.

Kan naklinde biyolojik deney : Kan nakillerinden önce kan uyuşmazlığı olup olmadığını anlamak için bir miktar sitratlı kanın damar içi verilerek hayvanın kontrol edilmesi.

Karaciğer biyopsisi : Karaciğerden muayene edilmek üzere ufak bir parça çıkarılması. Özellikle siroz, fibroz ve neoplazilerin yol açtığı karaciğer büyümelerinin nedenlerini ortaya koymak için en radikal yöntemdir. Ayrıca alfatoksikozis ve kimi zehirlenmelerle, bakır ve A vitamini yetersizliklerinin tanısında yarar sağlar. Pıhtılaşma bozuklukları bulunmayan karaciğer hastalıklarında güvenilir biçimde uygulanabilir.

Kesici biyopsi iğnesi : Dışı düz kanül, iç yüzü çentikli bir pimden oluşan, biyopsi örneği dokudan kesildikten sonra, çıkarılırken kapanabilen, tek kullanımlık biyopsi iğnesi, Tru-kat biyopsi iğnesi. Lenf yumrusu, karaciğer ve böbrek gibi perkutan biyopsilerde yaygın olarak kullanılır.

Moleküler biyoloji : Genetik problemleri açıklamak için biokimyasal ve fiziksel tekniklerin kullanıldığı, biyolojinin modern bir dalı.

Nispi biyoyararlanım : Damar içi kullanıma uygun biçimi olmayan bir ilacın, ağızdan verilen ve özellikleri iyi bilinen çözelti, eliksir ve benzerleri bir biçiminin karşılaştırılmasıyla ölçülen biyoyararlanım.

Proteinin biyolojik değeri : Bir yem veya yem karışımı proteinin, sindirimden sonra hayvanın yararlanabileceği amino asitlerin çeşit ve miktarlarının bir yansıması olarak kabul edilen, hayvan tarafından protein olarak kullanılabilen kısmının yüzde olarak ifadesi.

Radyasyon biyolojisi : Canlı organizmalar üzerinde ışınların zararlı etkilerinin incelenmesiyle uğraşan bilim dalı. Canlı organizmalar üzerinde ışınların zararlı etkilerinin incelenmesiyle uğraşan bilim dalı, radyobiyoloji.

Relatif biyolojik etkinlik : 250 kV’lık X ışını dozunun, herhangi bir radyasyon çeşidinin aynı biyolojik etkiyi oluşturması için gereken dozuna oranı (D250/Dr).

Reprodüktif biyoteknoloji : Çiftlik hayvanlarında üremeyle ilgili genetik materyali korumak ve gelişmesini sağlamak, genetik özellikleri diğer bireylere transfer etmek amacıyla biyolojik bilgi ve tekniklerin uygulanması. Yapay tohumlama, östrüs senkronizasyonu, süperovülasyon, embriyo transferi, in vitro fertilizasyon, sperm ve embriyoda cinsiyet belirlenmesi, embriyonun kısımlara ayrılması, transgenik hayvanlar ve klonlama reprodüktif biyoteknolojiyle ilgili örneklerdir.

Sistemik biyoyararlanım : Sindirim kanalından emilip karaciğere geldikten sonra metabolize olup Vena cava inferiyor aracılığında sistemik dolaşıma geçen ilaç oranını ifade eden terim.

Slid lamb biyomikroskop : Biyomikroskop.

Tru kat biyopsi iğnesi : Kesici biyopsi iğnesi.

Uterus biyopsi katateri : Döl yatağı biyopsi katateri.

Uterus biyopsisi : Döl yatağı biyopsisi.

Vajina biyopsi aygıtı : Vajinadan biyopsi örneği almak için kullanılan özel biyopsi aygıtı.

Vajina biyopsisi : Vajinadan canlı doku örneği alınması.

Biyoelektrik : Canlı varlıkların ürettiği elektrik.

Biyoelektronik : Moleküler biyolojinin hücrelerin yapısına giren moleküller arasında geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen bölümü.

Biyoenerji : Biyokütlenin kimyasal dönüşümüyle elde edilen enerji.

Biyofizik : Fizyolojide geçen fiziksel olayların bilimi, biyolojik fizik.

Biyogaz : Gübre gazı.

Biyograf : Hayat hikâyesi yazarı.

Biyografi : Öz geçmiş.

Biyografik : Biyografi ile ilgili.

Biyojeografi : Bitki ve hayvanların yeryüzü üzerindeki dağılımını ve bunun sebeplerini inceleyen bilim, biyoloji coğrafyası.

Biyokatalizör : Canlı dokuların hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandıran veya kolaylaştıran madde.

Biyokimya : Hücreden en gelişmiş organa kadar canlı dokuları inceleyen ve bunları oluşturan maddeleri araştıran bilim dalı.

Biyokimyasal : Biyokimya ile ilgili.

Biyokütle : Belirli zamanda sınırları belirli bir biyotopta bulunan canlı organizmaların toplam kütlesi.

Biyolog : Biyoloji ile uğraşan kimse, biyoloji uzmanı.

Biyoloji : Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı, dirim bilimi.

Biyolojici : Okulda biyoloji dersini veren öğretmen.

Biyolojik : Biyoloji ile ilgili, dirim bilimsel.

Biyolojik saat : Canlılarda her türlü olayın oluşmasına ayrılan süre.

Biyomedikal : Tıpta tanı ve tedavi amacıyla araç ve gereçlerin üretimi, tasarımı ve iletişimi ile ilgilenen mühendislik dalı. Biyoloji ve tıpla ilgili olan.

Biyomekanik : Biyoloji, fizyoloji ve tıp konularını mekanik kanunlar yöntemiyle irdeleme.

Biyometeoroloji : Canlılar üzerinde hava olaylarının etkisini inceleyen bilim.

Biyometeorolojik : Biyometeoroloji ile ilgili.

Biyomikroskop : Kendine özgü bir ışık ile kullanılan çift göz mercekli mikroskop.

Biyonik : Dirim kurgusal.

Biyopsi : Mikroskopta yapısını incelemek amacıyla canlıdan bir doku parçası alma.

Biyosfer : Üzerinde hayat olan yeryüzü bölgesi.

Biyoşimi : Organ dokularındaki kimyasal olayları inceleyen kimya kolu.

Biyotit : Bir tür kara renkli mika.

Biyotop : Biyolojik ortam.

Diğer dillerde Biyo anlamı nedir?

İngilizce'de Biyo ne demek ? : bio