Bordered türkçesi Bordered nedir

  • Sınırları belirlenmiş.
  • Sınırlandırılmış.
  • Sınırlanmış.
  • Hudut konulmuş.

Bordered ile ilgili cümleler

English: The path is bordered with hedges.
Turkish: Yol çitlerle sınırlanmıştır.

English: Mexico is bordered on the north by the United States.
Turkish: Meksika kuzeyde Abd tarafından sınırlanmıştır.

Bordered ingilizcede ne demek, Bordered nerede nasıl kullanılır?

Bordered pits : Kenarlı geçit. İkincil hücre duvarının, geçit çukurluğu üzerinde kemer oluşturmasıyla meydana gelen geçit.

Bordered zone : Sınırlı bölge. Dip çizgileri, serbest atış çizgileri ve dip çizgilerinin orta noktalarına 3 metre uzaklıktan başlayıp, bu çizgilerle serbest atış çizgilerini birleştiren çizgilerin sınırladığı alan.

Embordered : Kenar süsü yapılmış. Bordürlenmiş.

Bordereau : Bordro. Ticari senetlerin ayrıntılarını bildiren cetvel. Komisyon bordrosu. Ayrıntılı çizelge. Bankalarda her tür belgelerin, ya da belgit, para ve türlü değerlerin ayrıntılarını gösteren çizelge. Ayrıntılı memorandum (fransızca).

Borderer : Sınırda oturan kimse.

Border check : Sınır kontrolü.

Border ballad : Belli bir yerle ilgili olarak söylenen balad. Yerel balad.

Border gate : Sınır kapısı. Gümrük kapısı.

Border color : Kenarlık rengi.

 

Border disease : Gebe koyun ve keçilerin, flaviviridae ailesinde pestivirus cinsinde yer alan bir virüsün döl yatağı içi enfeksiyonu sonucu, doğan kuzularda klinik olarak ritmik kas titremeleri, kıl görünüşlü yün örtüsü, kubbeleşmiş bir kafa ve kısa bacaklı anormal bir beden yapısıyla belirli hastalık, border hastalığı, koyun ve keçi hipomiyelinogenezisi. Sınır hastalığı.

İngilizce Bordered Türkçe anlamı, Bordered eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bordered ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deckle edged : Kenarları kesilmemiş. Kenarları tırtıklı.

Confined : Sınırlı. Hapsedilmiş. Loğusa. Mahsur. Kapalı. Kapatılmış. Sarılmış. Kuşatılmış.

Boxed : Hapiste. Uçmuş. Kutuya konulmuş. (uyuşturucu yüzünden) kendinden geçmiş. Sarhoş. Kutulanmış. Ambalajlanmış. (argo terim) uyuşturucu ile kendinden geçmiş.

Circumscribed : Etrafını çizmek. Sınırlamak. Kısıtlamak. Çevresi çizilmiş. Dışına çizilen. Çemberlemek. Daire içine almak.

Localised : Yerelleştirilmiş. Bölgesel hale getirilmiş. Belirli bir yere mahsus olan. Yerelleşmiş. [#lokal Lokalize]. Sınırlı. Belirli bir bölgeye yoğunlaşmış (ayrıca localized). Yerleşik.

Deckled : (kağıt hakkında) pürüzlü kenarları olan. Kenarları pürüzlü olan. El yapımı kağıt gibi tüylü kenarları olan.

Bounded : Sınırlandırmış. Sınırlı.

Seagirt : Deniz tarafından çevrilmiş. Denizle çevrili.

Edged : Sivri. Sivri bilenmiş. Keskin. Kenarlı. Uçlu. Ağızlı.

Leashed : Bağlanmış olan. Denetim altında olan. Tasma kayışı olan. Birbirine bağlanmış. Kayış ile bağlanmış (köpek veya başka hayvan hakkında). Kontrollü. Bağlanmış.

 

Bordered synonyms : sawtoothed edged, spiny edged, white edged, finite, lined, limitary, localized, fringed, delimited, limited, featheredged, bated.

Bordered zıt anlamlı kelimeler, Bordered kelime anlamı

Infinite : Hudutsuz. Çok büyük bir (sabır veya dikkat vb). Sonsuzluk. Nihayetsiz. Muazzam bir. Sınırsız. Sonsuz olan şey. Mutlak. Tükenmez.

Bordered antonyms : unbordered.