Bozarmak nedir, Bozarmak ne demek

  • Boz renge girmek.
  • Renk değiştirmek, rengi atmak

"Bozarmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Eski, bozarmış çarşaf yatağın ortasında toplanmıştı." - A. Kutlu
  • "Şimdi kızarıyor, şimdi bozarıyor, renk renk hareleniyordu." - Halikarnas Balıkçısı

Yerel Türkçe anlamı:

Yüz buruşturmak, surat ekşitmek.

Solmak, sararmak.

Yüz ekşitmek.

Karpuz kızarmak.

Ağarmak.

Utanmak, kızarmak.

Renk değiştirmek, rengini atmak.

Bozmak.

Diğer sözlük anlamları:

Kırlaşmak, ağarmak, sararmak.

Bozarmak kısaca anlamı, tanımı:

Boza : Arpa, darı, mısır, buğday vb. tahılların hamurunun ekşitilmesiyle yapılmış olan koyuca, tatlı veya mayhoş içecek.

Kızarıp bozarmak : Utanç, öfke vb. duyguların etkisiyle yüzü renkten renge girmek.

Girmek : Tecavüz etmek, geçmek. Yemek yemek. İncelemek, ayrıntılara inmek. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Sığmak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Yazılmak, başlamak. Dışarıdan içeriye geçmek. Bulaşmak. Erişmek, ulaşmak. İyice anlamak, iyice bilmek. Yüklenmek. Almak, fethetmek. Katılmak. Girişmek, başlamak. Kavgaya tutuşmak. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak.

Renk : Çeşitlilik. Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum. Nitelik.

 

Değiştirmek : Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak. Birini bırakıp başkasını kullanmak. Bir şeyi veya bir kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmek. Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek. Anlatıma yeni bir içerik vermek. Bir şey verip yerine başka bir şey almak.

Atmak : Terk etmek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Örtmek. Bilmeden, kestirerek söylemek. Göndermek, yollamak. Değerini eksiltmek. Götürmek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. Söylemek. Geri bırakmak, ertelemek. Yırtılmak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Yalan veya abartmalı söz söylemek. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Çıkarmak, dışarıya vermek. İçki içmek. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Sille, tokat vurmak. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Koymak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Çatlamak. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Uzatmak.

Boz : Açık toprak rengi. Açılmamış, sürülmemiş (toprak). Bu renklerde olan. Kül rengi, gri.

Diğer dillerde Bozarmak anlamı nedir?

İngilizce'de Bozarmak ne demek? : to take on a gray color.

Almanca'da Bozarmak : erbleichen