Bring under control türkçesi Bring under control nedir

  • Anlam çıkarmak.
  • Kontrol altına almak.
  • Hakim olmak.
  • Gem vurmak.
  • Üzerinde egemenlik kurmak.
  • Dizginlemek.
  • Kontrolüne almak.

Bring under control ingilizcede ne demek, Bring under control nerede nasıl kullanılır?

Bring : Kazandırmak. Kandırmak. Belirtmek. Neden olmak. İkna etmek. Doğurmak. Getirmek. Sebebiyet vermek. Ayıltmak. Vermek (ceza).

Under : Kolon ya da piramitte üstündekileri taşıyan güçlü kişi. trapez gösterisinde uçan trapezciyi tutup taşıyan cambaz. -den aşağı. Altına. Az. Emrinde. Bağlı. Alt. Altından. Halinde. Daha küçük.

Control : Kontrol altında tutmak. İpli kuklaların iplerinin bağlandığı ve kuklacının denetimi sağladığı artı simgesi biçimindeki çatal. Düzenlemek. Kumada etmek. İdare etmek. Kontrolü sağlamak. Değişkenlerin belli değerler arasında kalmasını sağlama işlemi. Kontrol etmek. Denetlemek. Kukla çatalı.

Bring under : Neşesini kaçırmak. Mutsuz etmek. Boyun eğdirmek. Üzmek.

Under control : Kontrollü. Kontrol altına alınmış. Otorite altında. Düzenli. Nüfuzu altında. Disiplinli. Kontrol altında. Komutası altında.

Had the fire under control : Durumu kontrol altında tuttu. Yangını kontrol altına aldı. Yangını söndürmeyi başardı.

The situation is well under control : Durum iyi idare ediliyor. Durum üzerinde kontrol sağlandı. Durum kontrol altında.

 

Get under control : Kontrol altında tutmak. Kontrol altına almak. Engellemek. Önlemek.

Had the situation under control : Durumu kontrol altına aldı. Durumla iyi başa çıktı.

Be under control : Kontrol altında olmak.

İngilizce Bring under control Türkçe anlamı, Bring under control eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bring under control ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Making out : Geçinmek. Farketmek. İlişki kurmak. Çıkarmak. İdare etmek. Başarmak.

Command : Emir vermek. Layık olmak. Kumanda etmek. Kontrol etmek. Komuta. Tepeden görmek. Hakimiyet. Buyruk. Komut. Kontrol.

Rein in : Yavaş gitmek. At dizginlemek. İdare etmek. Dizgini çekip durdurmak. Dizginini çekip durdurmak. Kotrol altında tutmak.

Judge : Atletizm, hukuk, eskrim alanlarında kullanılır. Tahmin etmek. Yarış yargıcısı. Hüküm vermek. Değer biçmek. Karara varmak. Yan yargıcı. Değerlendirmek. Kılıçoyunu yarışmalarında, başyargıcıya yardımcı olan dört yargıcıdan her biri. Yargılamak.

Hypnotising : İpnotize etmek. Hipnoza sokmak. Uyutmak. Hipnotize etmek. Büyülemek. Büyülemek (hypnotize olarak da yazılır). Cezbetmek. (britanya ingilizcesi) hipnotize etmek. Uykuya daldırmak.

Dominated : Egemenlik kurmak. Boyunduruğu altına girmiş. Hakim olunan. Egemen olmak. Nazır olmak. Nüfuzlu olmak. Hakim olan. Hükmedilen. Hükmetmek.

Keep a tight rein on : Ensesinde boza pişirmek. Sıkı denetlemek. Kontrol altında tutmak.

Restrains : Baskı altında tutmak. Frenlemek. Sınırlamak. Zaptetmek. Bastırmak. Ankre etmek. Yasaklamak. Alıkoymak. Hapsetmek. Zapt etmek.

 

Subdues : Boyun eğdirmek. Zor kullanarak kontrol altına almak (bir yeri veya halkı). Bastırmak. Azaltmak. Boyunduruk altına almak. Ram etmek. Baskı yapmak. Yatıştırmak. Zorlamak.

Smothered : Bastırmak. Boğularak öldürülmüş. Yenilmek. Boğulmak. Boğmak. Boğarak öldürmek.

Bring under control synonyms : extrapolate, bridling, dominates, break, keep down, hypnotise, subduing, dominate over, hold in, dominate, become a judge, get a grip on, hypnotises, make out, masters, bridles, infer, smother, fit the bit, restrain, inhibit, commanded, subdue, curbs, inferring, infers, harness, choke off, mastering, hamshackle, pervaded, curbing, judging.