Brings türkçesi Brings nedir

Brings ile ilgili cümleler

English: A reward will be paid to anyone who brings back the money that he lost.
Turkish: Kaybettiği parayı geri getiren kim olursa olsun ödül verilecek.

English: Ali brings his children with him to work once or twice a year.
Turkish: Ali yılda bir ya da iki kez çocuklarını yanında işe getirir.

English: A new year always brings hope.
Turkish: Yeni bir yıl hep umut getirir.

English: A good student like Ali brings honor to our class.
Turkish: Ali gibi iyi bir öğrenci sınıfımızı onurlandırır.

English: A broken mirror brings bad luck.
Turkish: Kırık bir ayna kötü şans getirir.

Brings ingilizcede ne demek, Brings nerede nasıl kullanılır?

Who brings home the bacon : Evin geçimini sağlayan kimse.

Bring into the world : Babası olmak. Dünyaya getirmek. Yaratmak. Doğurmak. Üretmek.

Bring a lawsuit : Mahkeme açmak. Dava açmak.

Bring a unit up to strength : Bir grubun mevcudunu tamamlamak.

Bring about : İleri sürmek. Ortaya çıkarmak. Gerçekleştirmek. Orsa alabanda etmek (gemi). Doğurmak. Neden olmak. Beraberinde getirmek. Husule getirmek. Yol açmak. Sebep olmak.

Bring along : Yanında getirmek. Sebep olmak. Neden olmak. Beraberinde getirmek. Getirmek. Gelişmesini hızlandırmak.

 

Bring away : Alıp götürmek. Taşımak. Götürmek.

Bring an accusation against : İthamda bulunmak.

Bring around : İnancından döndürmek. Ayıltmak. Yaşama döndürmek. Tekrar hatırlatmak (kötü anı vb). Kendine getirmek. Düşüncesinden caymasını sağlamak. Düşüncesini değiştirtmek. İkna etmek. Hayata döndürmek.

Bring back to life : Hayata döndürmek.

İngilizce Brings Türkçe anlamı, Brings eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Brings ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adduced : Getirip göstermek. Kanıt göstermek. (kanıt) göstermek. Vermek örnek. Örnek vermek. Delil göstermek. İleri sürmek (kanıt). Vermek (örnek). Göstermek (kanıt).

Begotten : Babası olmak. Yaratmak. Baba olmuş. Yol açmak.

Bring around : Ayıltmak. İnancından döndürmek. Tekrar hatırlatmak (kötü anı vb). Hayata döndürmek. Düşüncesinden caymasını sağlamak. Yaşama döndürmek. Kendine getirmek. Düşüncesini değiştirtmek.

Caused : Sebep olmuş. Yol açmak. Doğurmak. Yol açtı. Sebep oldu. Mütevellit. Sebep olmak. Meydan vermek. Sebep olan.

Redounding : Yararı olmak. Arttırmak. Sonuçlanmak. Neticelenmek. Artırmak. İyi etkilemek. Gerektirmek. Gerilemek. Katkıda bulunmak.

Alter : Kısırlaştırmak. Değişmek. Değişiklik yapmak. Evirmek. Başkalaştırmak. Başka türlü olmak. Değişim geçirmek. Başkalaşmak. Değişiklik geçirmek.

Land : Arsa. Bir üretim faktörü olarak üretimin gerçekleştirildiği, korunabilen ancak yenilenemeyen, doğal kaynakları sağlayan ortamlardan biri. Alan. Diyar. Ülke. Kişisel arazi. Yere inmek. İnmek. Toprak. Arazi.

 

Save : Tasarruf etmek. Sayı yapmasını önlemek. Tutmak. Bağışlamak. Kurtarma. Kusuruna bakmamak. Kurtarmak. Artırmak. Engellemek.

Assure : İnandırmaya çalışmak. Kesinleştirmek. İknaya çalışmak. Sağlamak. Sigorta etmek. Sağlama bağlamak. Güvenceye almak. Güvence altına almak. Temin etmek. İnandırmak.

Bring about : Yol açmak. Orsa alabanda etmek (gemi). Beraberinde getirmek. Doğurmak. İleri sürmek. Sebep olmak. Ortaya çıkarmak. Gerçekleştirmek. Meydana getirmek.

Brings synonyms : come, bring forth, impose on, cajole, bring home to, argue somebody into something, bring in, adduces, return, fetch, tube, ferry, bringing, argued, bears, cause, impose upon, cause to, transmit, begot, bring over, cheats, carry, bear, convince, bring on, bring oneself to, bring round, carried, brought, modify, redounded, transport.

Brings zıt anlamlı kelimeler, Brings kelime anlamı

Go : Deneme. Ayrılmak. Uymak. Koyulmak. Geçmek. Canlılık. İş görmek. Kaybolmak. Bahse girmek. Götürmek.

Take away : Almak. Götürmek. Elinden almak (bir hakkı). Uzaklaştırmak. Paket yaptırıp götürmek. Dışarıya çıkarmak. Ortadan kaldırmak. Çekmek (desteği). Alıp götürmek. Çalmak.