Brought forward türkçesi Brought forward nedir
- Bir sayfadan diğerine aktarılmış (muhasebe).
- Bir sayfadan diğerine transfer edilmiş.
- Devir.
- Nakliyekun.
- Yükseltilmiş.
- Hesap toplamını nakletmek.
- Nakli yekun.
- Sunulmuş (bir konu).
- Nakli yekün.
- Öne getirilmiş veya öne yaklaştırılmış.
Brought forward ingilizcede ne demek, Brought forward nerede nasıl kullanılır?
Brought : Neden olmak. Verilen. Kazandırmak. Razı etmek. Getirtilen. İkna etmek. Getirilmiş. Vermek (ceza). Celp olunan. Getirmek.
Forward : Yönlendirmek. Ön. İleri. İleri aktarmak. İleriye doğru. İleriye. İletmek. Cüretkar. Şımarık. Yollamak.
Amount brought forward : Devreden toplam.
Balance brought forward : Devreden toplam. Nakli yekun.
Total brought forward : Toplam geçimi. Bir yaprak ya da bir bölümün sonunda toplanan değerlerin gelen yaprak ya da bölümün baş tarafına aktarılması.
Brought about : Meydana getirilmiş. Hasıl etmek. Gerçekleştirilmiş. Neden olunmuş. Vuku bulmak.
İngilizce Brought forward Türkçe anlamı, Brought forward eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Brought forward ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Assignations : Belirleme. Tayin. Göreve seçme. Tahsis edilmiş. Randevu. Atama. Buluşma. Devir ve temlik. Ferağ.
Escalated : Arttırılmış. Artmış. Artırılmış. Yükselmiş (fiyat, maaş). Şiddetlendirilmiş. Kızıştırılmış. Şiddetlenmiş.
Elevating : Övülmüş. Yükseğe çıkarılmış. Yükseğe kaldırılmış. Terfi ettirme. Bir üst makama atama. Moralini yükseltme. İhya edilmiş. İhya etme. Kaldırma.
Balance brought forward : Devreden toplam.
Amount carried forward : Toplam aktarım. Toplam aktarma. Taşınan tutar. Nakliyekün.
Currency : Mütedavil para. Döviz. Sürüm aracı. Yaygınlık. Güncellik. Para, altın, gümüş ve kağıt para. para yerine geçen çek, ödek gibi değerli belgitler. Sirkülasyon. Revaç. Geçerlilik.
Alienation : Aralarını açma. Devretme. Yabancılaştırma. Bireyin çevre koşullarına aykırı düşmesi ya da kendisini başkasının gözüyle görmesi. Yabancı emek. Belli tarihsel koşullarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin (emeğin, paranın, toplumsal ilişki sonuçlarının, insanın özelliklerinin ve yeteneklerinin) bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen ya da özlerinde olduklarından değişik biçimde kavranması. Uzaklaşma. Soğutma.
Cession : Vazgeçme. Terk. Bırakma. Verme. (mal veya hak vb) feragat. Çekilme. Ferağ. Devretme. Feragat.
Assignment : Tayin. Ödev. Ayırma. Tahsis. Tahsis etme. Devretme. Aktarma. Belirleme. Görev.
Carry forward : İlerletmek. Yekun aktarma. Devam etmek. Nakli yekun yapmak. Nakli yek-n yapmak. Nakletmek (hesap). Toplam aktarmak. Nakletmek. Taşıma. Devreden.
Brought forward synonyms : enriched, holdover, heightened, raised, age, ennobled, holdovers, currencies, circumvolution, increased, carryovers, cessions, circulation, circuit, carry over, lifted, circulations, assignation, carryover, carrying over, circulating, mountant, enhanced, assignments.

Bu kısımda Brought forward kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Brought forward ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Brought forward anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Brought forward ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.