Bugle türkçesi Bugle nedir

  • Boru çalgı.
  • Borazan.
  • Boru çalmak.
  • Kokain.
  • Boru.
  • Boru (askerlere işaret vermek için kullanılan çalgı).
  • Boru (çalgı).
  • Büğlü.

Bugle ile ilgili cümleler

English: Ali played Reveille on his bugle every morning.
Turkish: Ali borazanı ile her gün kalk borusu çaldı.

English: Ali couldn't play the bugle at all.
Turkish: Ali hiç borazan çalamazdı.

Bugle ingilizcede ne demek, Bugle nerede nasıl kullanılır?

Bugle call : Borazan. Boru sesi. Boru işareti. Boru çalma.

Sound the bugle : Boru çalmak.

Bugled : Boru çalgı. Boru çalmak. Boru (askerlere işaret vermek için kullanılan çalgı). Borazan. Boru. Büğlü. Kokain.

Bugler : Borazancı. Boru çalan kimse.

Buglers : Boru çalan kimse. Borazancı.

Buglet : Bisiklet üzerindeki öten klakson. Bisiklet zili.

Bugles : Kokain. Boru çalmak. Borazan. Boru çalgı. Boru (çalgı). Büğlü. Boru (askerlere işaret vermek için kullanılan çalgı). Boru.

Bug free : Haşerelerden arındırılmış. Böcek içermeyen. Böceksiz.

Yellow bugloss : Tosbağa otu. Hodangiller (boraginaceae) familyasından 30-50 cm boyunda, sık beyaz tüylü, beyaz veya sarı çiçekli, köklerinden kırmızı boya elde edilen, çok yıllık otsu bitki. kanburuyan, kurbağa otu.

Bugloss : Öküzdili. Sığırdili. Parlak mavi çiçekli anızlı bitki.

 

İngilizce Bugle Türkçe anlamı, Bugle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bugle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Conduits : Oluk. Suyolu. Nakil boru hattı. Kanal.

Tooted : Ötmek. Öttürmek. Korna çalmak. Korna sesi. Kokain çekmek. Boru sesi. Düdük sesi. Çalmak (korna veya düdük veya boru vb'ni).

Brass : Mangır. Bando. Tıngır. Kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Pirinç. Bakır-çinko alaşımlarının genel adı.(halk arasında sarı da denir.). Pirinçle kaplamak. Pirinçten yapılmış eşya. Para. Yüksek rütbeli subaylar.

Pooping : (büyük) tuvaletini yapmak. Çocuk dilinde kaka. Yormak. Zarta. Osurmak. Gaz yapmak. Çocuk dilinde kaka yapmak. Yorgun düşürmek. Pupadan çarpmak (dalga).

Duct : İçinden tel ya da kabloların geçtiği kanal. Oluk. Guddelerden salgıları akıtan arna. Suyolu. Geniş çaplı boru. Düet. Kanal. Mecra.

Coke : Kolalı içecek. Kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Taşkömürünün ısıl bozundurulmasından arta kalan, karbonca zengin, gözenekli ve kimyasal bakımdan taşkömüründen daha etkin kömür. Kok kömürü. Koka kola. Kokkömürü. Dönüştürmek. Kok. Kola.

Poop : Zarta. Çocuk dilinde kaka. Yormak. Pupa. (büyük) tuvaletini yapmak. Kakasını yapmak. Çocuk dilinde kaka yapmak. Kıç. Osurmak.

Bugle synonyms : ajuga chamaepitys, ajuga pyramidalis, piped, genus ajuga, creeping bugle, ajuga, erect bugle, pyramid bugle, pipe, yellow bugle, blue bugle, herbaceous plant, ajuga reptans, ajuga genevensis, bugled, chang, cocaines, bugleweed, ducts, cocaine, ground pine, clarions, conduit, chimney, clarioned, posh, sound the bugle, poops, cokes, herb, bugles, ductus, cocain.

Bugle ingilizce tanımı, definition of Bugle

Bugle kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A horn used by hunters. A plant of the genus Ajuga of the Mint family, a native of the Old World. A buffalo. Jet black. A sort of wild ox. An elongated glass bead, of various colors, though commonly black.