Bullets türkçesi Bullets nedir

Bullets ile ilgili cümleler

English: Police used rubber bullets to subdue the rioters.
Turkish: Polis göstericileri dağıtmak için plastik mermi kullandı.

English: There aren't any bullets in this pistol.
Turkish: Bu tabancada hiç mermi yok.

English: There are no more bullets in my gun.
Turkish: Silahımda daha fazla mermi yok.

English: Ali is loading bullets into his gun.
Turkish: Ali mermileri tabancasına yüklüyor.

English: One of the bullets struck McKinley in the stomach.
Turkish: Kurşunlardan biri Mckinley'i mideden vurdu.

Bullets ingilizcede ne demek, Bullets nerede nasıl kullanılır?

Bullets and numbering : Madde imleri ve numaralandırma.

Bullets from : Madde imlerinin seçileceği yazıtipi.

Number of bullets should not exceed : Slayttaki en fazla madde imi sayısı.

Bullet characters with bullets : Madde imi karakterlerini madde imleriyle.

Hail of bullets : Kurşun yağmuru.

Bullet key : Mermi imi tuşu.

Riddle somebody with bullets : Delik deşik etmek. Kalbura çevirmek.

Bullet default : Varsayılan madde işaretleri. Varsayılan madde imleri.

Bullet head : Küçük yuvarlak baş. İnatçı.

Bullet proof : Kurşun geçirmez. Kurşunlara karşı dirençli. Kurşun delemez.

İngilizce Bullets Türkçe anlamı, Bullets eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Bullets ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lead : İskandil. Madencilik, tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yıldız oyuncu. Baş rol. Öncülük etmek. Fazla tüketildiğinde zehirli etki yapan ağır bir metal. Bir oyundaki en önemli ve en ön plandaki oyun kişisi. Seyirci arasında ünlenmiş, bir oyunun uzun süre oynanmasını sağlayan, beğenilen oyuncu. baş oyuncu. Önderlik etmek.

Modern ballet : Modern bale.

Duet : İki ezgicinin karşılıklı söylediği ezgi. İki ses için. Duetto. Düet yapmak. İkili ezgi. Düo. Çift. İkili. Düet. Atışma.

Slug : Kütle ölçüsü. Tembellik etmek. Birine okkalı bir yumruk atmak. Sert vurmak. Yumruklaşmak. Yumruk indirmek. Jeton. Metal kübü. Sahte jeton. Yumruk patlatmak.

Projectile : Fırlatılan. İtici. Atılan cisim. Atıcı. Fırlatıcı. Atma. Roket. Projektil.

Pas de quatre : Dört bale dansçısının birlikte dans etmesi. Dörtlü dans.

Bullet : İm. Koyu nokta. Madde işareti. Madde imi. 1 yıllık hapis cezası. Mermi imi. Fişek kredi.

Leads : Öncülük. Kurşun levha. Kılavuz. Önde olma. İlk oynama hakkı (iskambil). Örnek. Kablo. Rehberlik. Önderlik.

Pas de deux : Biri erkek öteki kadın olmak üzere iki sanatçının birlikte dansı. İkili dans. Eşli dans.

Concert dance : Konser dansı.

Bullets synonyms : rubber bullet, comedy ballet, rifle ball, full metal jacket, stage dancing, missile, saturn, bombshells, act, pas de trois, plumbic, missiles, leaden, classical ballet, dumdum, dumdum bullet, choreography, cartridge, bombshell, shot, projectiles, bulleting.