Buna uğramak nedir, Buna uğramak ne demek

Teknik terim anlamı:

Sıkıntıya düşmek, kederlenmek, bunalmak.

Buna uğramak tanımı, anlamı

Buna : Pınar. Buraya. Bunu

Uğra : Yufka açılırken hamurun tahtaya yapışmaması için serpilen kalın un.

Uğrama : Uğramak işi.

Uğramak : Yola devam etmek üzere, bir yerde kısa bir süre kalmak. Cin, peri çarpmak. Fırlayarak çıkmak, hızla çıkmak. Kötü duruma konu olmak. Yaklaşmak. Bir yerin yanından, yakınından, içinden geçmek.

Kederlenmek : Kederli olmak, üzülmek, tasalanmak, mükedder olmak.

Kederlenme : Kederlenmek işi.

Bunalmak : Soluk alması güçleşmek. Çok sıkılmak, çok tedirgin olmak.

Sıkıntı : İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Bulunmama durumu. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. Sorun, mesele, sendrom, problem.

Bunalma : Bunalmak işi.

Düşmek : Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Fırsat çıkmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Aşırı ilgi ya da sevgi göstermek. Vurmak, değmek, rastlamak. Bulunmak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Yakışmak, uygun gelmek. Düşkünleşmek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Uğramak, kapılmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Eksilmek. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Alışmak, müptela olmak. Belirli zamana rastlamak. Bayağılaşmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. İşbaşından uzaklaşmak. Yakışık almak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Kötü yola girmek. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Yağmak.

 

Düşme : Düşmek işi.

Keder : Acı, üzüntü, dert, sıkıntı, ızdırap, tasa.

Bunal : Bu kez.

Kede : Şiş karınlı, sarı yüzlü, hasta çocuk.

Sıkı : Dar. Güçlü ve çabuk, hızlı. Disiplin. İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan. Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan. Zorlu, güçlü ve etkili. Cimri. Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü. Zorlayıcı durum. Yoğun. İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı. Sıkıca, iyice.

Diğer dillerde Bumetanid anlamı nedir?

İngilizce'de Bumetanid ne demek ? : bumetanide