Burped türkçesi Burped nedir

Burped ile ilgili cümleler

English: Ali burped.
Turkish: Ali geğirdi.

English: He burped.
Turkish: O geğirdi.

English: Ali burped loudly.
Turkish: Ali yüksek sesle geğirdi.

English: "What do you mean?" Dima asked, but burped, for if he remained silent, this sentence would be too simple.
Turkish: "Ne demek istiyorsun?" Dima sordu fakat geğirdi, zira o sessiz kalırsa, bu cümle çok basit olur.

Burped ingilizcede ne demek, Burped nerede nasıl kullanılır?

Burp gun : Makineli tabanca. Makineli tüfek.

Burp : Geğirmek. Gazını çıkarmak. Geğirti. Geğirtmek. Geğirme.

Burping : Ters akım süresi. Geğirme.

Burps : Geğirtmek. Gazını çıkarmak. Geğirti. Geğirme. Geğirmek.

Bur marigold : Su keneviri.

Cling to somebody like a bur : Sülük gibi yapışmak.

Burbles : Mırıldanmak. Kanadın kenarındaki hava çalkantısı. Mırıldamak. Çağıltı. Şırıldamak. Şırlamak. Çağlamak. Fıkırdamak. Çağıldamak. Gürüldemek.

Burbled : Mırıldamak. Fıkırdamak. Şırlamak. Gürüldemek. Çağıldamak. Kanadın kenarındaki hava çalkantısı. Mırıldanmak. Şırıldamak. Çağlamak. Çağıltı.

Buran : Buran. Boran.

Burblers : Banliyö.

İngilizce Burped Türkçe anlamı, Burped eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Burped ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Belch : Fırlatmak. Duman çıkarmak. Çıkarma. Fışkırmak. Çıkarmak (duman). Püskürmek. Çıkarmak duman. Püskürtmek.

Incumbrance : Ayak bağı. Taahhüt. Ağırlık. Borç. Sorumluluk. Gayri menkulle yüklenen külfet veya mükellefiyet. Yükümlülük. Destek için başkasına bağımlı olan (özellikle de bir çocuk). Bir mülk üzerinde alacak iddiası veya haciz (hukuk terimi). Engel.

Hazy : Puslu. Sisli. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Anlaşılmaz. Belirsiz. Çapraşık. Çakırkeyif. Görüntünün odak noktasına düşmemesinden doğan durum. Bulanık. Dumanlı.

Eructing : Püskürtme. Zorla sürgün etmek. Şiddetle çıkarmak.

Eructed : Fışkırmış. Şiddetle çıkarmak. Geğirmiş. Zorla sürgün etmek.

Belches : Püskürmek. Çıkarma. Çıkarmak duman. Fırlatmak. Fışkırmak. Çıkarmak (duman). Duman çıkarmak. Püskürtmek.

Bleary : Uykulu. (göz) kızarmış. Çipil. Sulanmış. Yorgun (göz). Sulanmış (göz). Çok çapaklanmış göz. Kızarmış. Sulanmış göz. İyi görmeyen göz.

Load : Çok yemek. Katmak. Doldurmak. Yük yüklemek. Yük. Yük olmak. İç bellekten ya da bir yazmaçtan bir yazmaca veri aktarmak. bir izlence, yazılım dizgesi ya da veri kütüğünü, saklı bulunduğu çevrimdışı dış bellek ortamından iç belleğe ya da çevrimiçi dış belleğe aktarmak. Silahı doldurmak. Yükleme yapmak. Yüklemek.

Eructates : Püskürmek.

Burped synonyms : burp, pill, fuzzy, foggy, concern, dead weight, encumbrance, belching, burping, eructated, blurry, muzzy, burps, indistinct, headache, vexation, eructation, worry, eructate, onus, belched, imposition, eructs, eruct, eructating, fardel.

Burped zıt anlamlı kelimeler, Burped kelime anlamı

Distinct : Bariz. Seçik. Açık. Muhakkak. Farklı. Şüphesiz. Bağımsız. Ayrı. Aşikar. Başka.

Straight : Düz (çizgi). Dosdoğru. Doğru. Uyuşturucu kullanmayan kimse. Doğruca. Düzgün. Düz çizgi. Yarış çizgisi. Kent. Düz.