Buy forward türkçesi Buy forward nedir

  • Geleceğe yönelik alış yapmak.
  • Önceden satın almak.
  • Stok yapmak.

Buy forward ingilizcede ne demek, Buy forward nerede nasıl kullanılır?

Buy : Satın almak. Kabul etmek. İnanmak. Yutmak.

Forward : Cüretkar. Yollamak. Göndermek. Öne. Gelişmiş. İleri. Şımarık. Asıl görevi, topu karşı takımın kalesine sokmak için akınlar yapmak olan, akıncı katındaki 5 oyuncudan her biri. Yönlendirme yapmak. İleri aktarmak.

Buy a pig in a poke : Bir şeyi görmeden satın almak. İyice kontrol etmeden satın almak. Görmeden almak. Körü körüne satın almak. Kandırılmak. Körü körüne alışveriş etmek. Gözü kapalı satın almak. Körü körüne almak. Gözü kapalı almak.

Buy and sell : Aksata etmek.

Buy at first hand : Birinci elden satın almak.

Buy back agreement : Bir ülkedeki kamu veya özel kesim fırmasının, diğer ülkedeki kamu veya özel kesim firmasına makine-donanım, üretim teknolojisi veya anahtar teslimi fabrika satması durumunda kurulacak tesislerde üretilecek malların, satış bedeli kadarlık kısmını veya bir bölümünü geri satın almasına dayanan anlaşma. Geri satın alım anlaşması. Geri alım anlaşması.

Buy back : Geri alım. Bir ülkedeki kamu veya özel kesim fırmasının, diğer ülkedeki kamu veya özel kesim firmasına makine-donanım, üretim teknolojisi veya anahtar teslimi fabrika satması durumunda kurulacak tesislerde üretilecek malların, satış bedeli kadarlık kısmını veya bir bölümünü geri satın alması. Geri satın almak. Geri satın alma.

 

İngilizce Buy forward Türkçe anlamı, Buy forward eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Buy forward ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stock up : İstiflemek. Depolamak. Mal bulundurmak. [#stoklama Stoklamak].

Stockpiling : Stoklama. Depolama. Yığmak. Yığma. Stoklamak. Stokçuluk yapma.

Stockpile : Stokçuluk yapmak. Çok miktarda biriktirmek. Stoklamak. Yığmak. İstifçilik yapmak. Hammadde stoku. Depolamak. İstiflemek. Stoklanmış mal.

Preempting : Önceden ayırmak. Önceden tutmak. Herkesten önce ele geçirmek. İşlem üstünlüğünü kullanmak.

Stocked : Yığmak. Stoklamak. Depolamak. Stoklanmış. Bulundurmak. Takmak (tüfeğe). Sürmek (filiz).

Stockpiles : Stoklama. Stoklamak.

Pile : Kümelenmek. Yığmak. Servet. Yığınak yapmak. Kazık döşemek. Ölçekleme yordamında değişik sınarların, ölçek konumlarını belirlemek üzere yargıcılarca içine sokulduğu küme. Yığın. Yığınla. Yığın haline getirmek. İstiflemek.

Preempts : İşlem üstünlüğünü kullanmak. Önceden tutmak. Herkesten önce ele geçirmek. Önceden ayırmak.

Stock : Malzeme. Et suyuna çorba. Şebboy. Hammadde. Gövde (ağaç vb.). Soy. Bulundurmak (bir yerde). Payanda. Birikim. Sermaye.

Buy forward synonyms : lay in stock, stockpiled, preempt, lay in stocks, piled.