Stockpile türkçesi Stockpile nedir

  • Hammadde stoku.
  • Yığmak.
  • Stok yapmak.
  • Çok miktarda biriktirmek.
  • Stoklamak.
  • Depolamak.
  • Stoklanmış mal.
  • İstiflemek.
  • İstifçilik yapmak.
  • Stokçuluk yapmak.

Stockpile ingilizcede ne demek, Stockpile nerede nasıl kullanılır?

Stockpiled : Çok miktarda biriktirmek. Stok yapmak. Hammadde stoku. Stoklamak. Stoklanmış mal. Stokçuluk yapmak. İstiflemek. Depolamak. Yığmak. İstifçilik yapmak.

Stockpiles : Stok yapmak. Stoklamak. Stoklama.

Stockpiling : Depolama. Stokçuluk yapma. Yığma. Stoklamak. Stok yapmak. Stoklama. Yığmak.

Stockpot : Et suyu kazanı. Et suyu tenceresi.

Stockpots : Et suyu tenceresi. Et suyu kazanı.

Stock and watson does estimator : Stock-watson does tahmincisi.

Stock answers : Bir görüşmede görüşmecinin karşılaştığı güç soru ve tutumlara karşı hazır kalıplı yanıtları. Yığıyanıt.

Stock and watson method : Stock watson yöntemi.

Stock appreciation right : Firmanın hisse senetlerinin piyasa değerinde ortaya çıkan artıştan, hisse senedi sahiplerinin veya çalışanlarının nakit veya ek hisse senedi alarak yararlanma hakkı. Hisse senedi değer artış hakkı.

Stock breeding : Sürü ıslahı. Çiftlik hayvancılığı.

İngilizce Stockpile Türkçe anlamı, Stockpile eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stockpile ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Cuttle : İç kabuğu. Paftalamak. Mürekkepbalığı. Katlamak. Büyük gözleri ve çıkıntılı vantuzlar ile donatılmış on tane kolu olan kafadanbacaklı. Supya.

Backlog : Rezerv. Şöminenin arkasına konan küllük. Yedek kütük (ocak). Birikim. İhtiyat. İhmal edilmiş işler. Birikmiş işler. Yarım kalmış işler. Hizmet bekleyen.

Stored : Saklanmış. Bellenmiş. Yüklemek. Hafızaya almak. İçermek. Kayıtlı. Doldurmak. Ardiyeye koymak. Akılda tutmak.

Instore : Kuşatmak. Kapatmak. İçermek. Kapsamak. Depo etmek. Çevrelemek.

Amass : Bir araya gelmek. Toplamak. Biriktirmek. Biraraya getirmek. Top olmak. Bir araya getirmek.

Accumulation : Toplama. Yığma. Herhangi bir ilaç veya zehirli maddenin değişik nedenlere bağlı olarak bazı organ veya dokularda birikmesi, akümülasyon. Yığılma. Ürem ve diğer kazançların ana paraya eklenmesi. bir amaç için para biriktirme. Teraküm. Birikme. Mal ve sermayenin toplanıp çoğalma süreci. tasarrufların yeni yatırımlar şeklinde sermaye stokuna eklenmesi. işletme karının kar payı olarak dağıtılmayıp özkaynağa eklenmesi. İktisat, ekonomi, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Toplumların ekinsel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.

Hive : Kalabalık. Toplamak. Topluluk. Kovanda toplamak. Biriktirmek. Arı kovanı. Kovan. Kovana koymak. Kovana girmek.

Hoards : Zulalamak. Biriktirmek. Saklamak. Toplamak. Aklında tutmak. Stok etmek. İstif etmek.

Hoard : İstif etmek. Toplamak. Biriktirmek. Zulalamak. Stok etmek. İstif. Saklamak.

Forestalls : Erken davranıp önlemek. Önüne geçmek. Önce davranmak. Önlemek. Engel olmak. Önceden yapmak. Pusu kurmak. Önce davranıp engellemek.

 

Stockpile synonyms : hived, bank, buying up, lay in stock, stockpiles, stocked, agglomerated, garnering, accumulate, clumping, cuttled, stockpiling, clump, accumulates, heap, stock up, buy forward, pile, agglomerates, hiving, piled, amasses, forestall, lay up, agglomerating, accumulating, reserve, cumulus, cuttles, stockpiled, forestalling, bank up, forestalled.