Cıvımak nedir, Cıvımak ne demek

Yerel Türkçe anlamı:

Verdiği sözü tutmamak.

Atlamak.

Şaha kalkmak.

Cıvımak tanımı, anlamı:

Cıvık : Soğuk ve can sıkıcı şakalar yapan (kimse). Fazla suyla karıştığı için biçimini koruyamayacak kadar sulanmış, cılk.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Gelme : Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme. Gelmek işi. Gelmiş olan.

Çıkmak : Karaya ayak basmak. Sesini yükseltmek. Flört etmek. Erişmek, görmek. Ay, Güneş görünmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Giderilmek, yok olmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Yetişecek ölçüde olmak. Meydana gelmek. Yükselmek, artmak. Bulaşmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Vermeye katlanmak. Mal olmak. Yeni yetişip satışa sunulmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Görünür veya belli bir durumda bulunmak. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Büyük abdest bozmak. Süresi dolduğunda ayrılmak. Ay veya mevsim geçmek. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Yapılmak, yürümek. Unutmak. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Binaya kat eklemek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Belirmek, tanınmak. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Yerinden oynamak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Sıyrılmak, ayrılmak. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Oluşmak, olmak. Yayımlanmak. Piyasaya sürülmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Yayılmak. Eksilmek. Gelmek. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Bitmek, büyümek, sürmek. Harcamak zorunda kalmak.

 

Saygısız : Gereken saygıyı göstermeyen, saygısı olmayan, hürmetsiz.

Davranış : Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket. Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü.

Bulunmak : Bulma işine konu olmak. Herhangi bir durumda olmak. Bir yerde olmak.

Gelmek : Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Belli bir zamana ulaşmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Biriyle birlikte gitmek. Dayanmak, tahammül etmek. Düşmek, rast gelmek. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Belli bir süre dolmak. Getirmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Olmak, -e uğramak. İzlemek, takip etmek. Herhangi bir sırada bulunmak. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Katılmak, eklenmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Çıkmak, yönelmek. İsabet etmek. Akmak. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Oturmaya, ziyarete gitmek. Uymak. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Uygun düşmek. Ortaya çıkmak, doğmak. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Türemek. Sonuç çıkmak. Görünmek, sanılmak. Mal olmak. Kadar olmak.

 

Bir : Sayıların ilki. Eş, aynı, bir boyda. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Ancak, yalnız. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bir kez. Beraber. Bu sayı kadar olan. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Sadece. Tek. Aynı, benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı.

İş : Sürme. Dumanın değdiği yerde bıraktığı kara leke. Yakıtın tam yanmamasından oluşan, dumanla yükselen kömürleşmiş tanecikler.

Saygısızca : Saygısız bir biçimde, saygısız olarak, hürmetsizce, terbiyesizce, laubaliyane.

Diğer dillerde Cıvımak anlamı nedir?

İngilizce'de Cıvımak ne demek? : v. become soft and sticky, become impertinent; become silly