Cağıl nedir, Cağıl ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Gürültü, hafif gürültü.

Düşman.

Cağıl anlamı, tanımı

Cağıl cağıl : Yığın yığın. Suyun akarken çıkardığı ince, yavaş ve tatlı sesi anlatır

Cağıl cuğul : Gürültü, çocuk gürültüsünü anlatır.

Cağıldak : Çağlayan. Çocuk oyuncağı. Pis, dağınık kişi. Değirmende buğdayın bittiğini haber veren bir aygıt.

Cağıldamak : Gürültü etmek. Öğüt verircesine ağır konuşmak. Su ses çıkarmak, çağlamak.

Cağıldaşmak : Kavga etmek.

Cağıldı : Gürültü, hafif gürültü.

Cağıllık : Çakıllı yer.

Cağıltı : Gürültü, hafif gürültü. Su gürültüsü. Diken ağacı.

Gürültü : Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü, patırtı, şamata. Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma. Yükselteç çıktısında gözlenen ve imlem girdisinde çeşitli nedenlerden kaynaklanan, asalak birleşenlerin yükseltilmesinden ileri gelen uyumsuz sesler. Ses sinyalinin kalitesinde belirleyici olan tıslama, cızırtı ve uğultu gibi istenmeyen seslerin tümü. Titreşimli düzenli olmayan sesler. Boğumlanmaları sırasında tonlu ve tonsuz hışırtı niteliği taşıyan z, s ünsüzleri ile tonlu ve tonsuz patlama niteliği taşıyan b, p ünsüzleri titreşim açısından birer gürültü sesidir. Analit sinyalinin gözlenmesine bozucu etki yapan herhangi bir sinyal. [Bakınız: ses etkileri]. Sinema ya da televizyonda sesin saptanması, çalınması ya da yayınlanmasında ortaya çıkan istenmeyen sesler.

 

Düşman : Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).

Hafif : Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Gücü az olan, belli belirsiz. Güç ya da yorucu olmayan, kolay. Etkisi az olan, sert karşıtı. Önemli olmayan. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Kalınlığı veya yoğunluğu az olan.

Hafi : Gizli, saklı.

Gürü : Sıpa, eşek yavrusu. [Bakınız: gündük]. Bir yaşındaki kısrak.

Diğer dillerde Cafcaflı konuşma anlamı nedir?

İngilizce'de Cafcaflı konuşma ne demek ? : affected diction