Cağa nedir, Cağa ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Gösteriş, caka.

Büyük bez veya deri torba, tuluk.

Kağnının yan taraflarına, yükün düşmemesi için konulan ağaçlar.

Bebek, çocuk.

Cağa anlamı, tanımı

Cağal cağal : Suyun akarken çıkardığı ince, yavaş ve tatlı sesi anlatır

Cağana : Yengeç.

Cağanak : Memeli hayvanların kızgınlık zamanlarında ve doğumları yaklaşınca dişilik organlarından akan sıvı.

Cağart : Sele karşı korumak için ağaç ve çalıdan yapılmış engel.

Cağartlak kebabı : Ciğer, gırtlak ve benzerleri den yapılan kebap.

Cağatayı : Baştan savma, gelişigüzel yapılan iş.

Cağaz : Tarla biçildikten sonra, yerde kalıp tırmıkla toplanan başak.

Gösteriş : Gösterme işi. Başkalarını aldatmak, şaşırtmak, korkutmak veya kendini beğendirmek için birinin yaptığı yapay davranış, çalım, alım çalım, kurum. Görkem. Göze çarpıcı nitelik, göz alıcılık.

Gösteri : İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş.

 

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.

Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.

Kağnı : İki veya dört tekerlekli, dingili tekerlekle birlikte dönen öküz arabası.

Tuluk : Tulum.

Düşme : Düşmek işi.

Çocuk : Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.

Bebek : Meme ya da kucak çocuğu. Sevgi bildiren bir seslenme sözü. Göz bebeği. Plastik, tahta, bez vb.nden yapılmış olan insan biçiminde oyuncak.

Yükün : İyon.

Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.

Torba : Genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç. Er bezi, husye, testis. Vücutta meydana gelen şişlik. Genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte olabilen taşıma gereci, poşet.

Tara : 1.Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan, eğri bir çeşit bıçak. 2.Ağaç kökü çıkarmaya yarayan bir araç. Süpürge sapı. Odun keskisi, satır.

Diğer dillerde Cafcaflı konuşma anlamı nedir?

İngilizce'de Cafcaflı konuşma ne demek ? : affected diction