Cables türkçesi Cables nedir

Cables ile ilgili cümleler

English: Connect the two cables together.
Turkish: İki kabloyu birlikte bağla.

English: Electricity cables are made of copper.
Turkish: Elektrik kabloları bakırdan yapılmıştır.

English: Fiber-optic cables are made up of tiny glass fibers which are as thin as human hairs.
Turkish: Fiber-optik kablolar insan kılları kadar ince minik cam elyafından oluşur.

English: Attach the two cables together.
Turkish: İki kabloyu birbirine bağla.

English: The bridge collapsed when one of the cables broke.
Turkish: Halatlardan biri kopunca köprü çöktü.

Cables ingilizcede ne demek, Cables nerede nasıl kullanılır?

Scsi cables and terminators : Scsı kablo ve sonlayıcıları.

Jumper cables : Atlama kablosu. Akü takviye kablosu. Bağlantı kablosu. Buji kablosu. Optik atlatma kablosu.

Cablese : Telgraf stili. Telgraf yazma biçimi.

Vocables : Kelime. Sözcük. Söz.

Cable address : Telgraf adresi. Telgraf alıcı adresi.

Cable communication systems : Kablolu televizyon programlaması yapan bir şirket. Kablolu iletişim sistemleri.

Cable colour code : Kablo renk kodu.

Cable armour : Kablo zırhı.

Cable box : Kablo kutusu.

Cable clamp : Halat kenedi. Kablo kroşesi. Kabloyu duvara bağlayan lastik ya da plastik kelepçe. Kablo tutucu. Kablo kelepçesi.

 

İngilizce Cables Türkçe anlamı, Cables eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cables ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bridles : Gem. Başını hafifçe kaldırarak öfkesini veya beğenmediğini belli etmek. Üçlük. Frenlemek. Başkaldırmak. Ata başlık takmak. Kızmak. Yular takmak. Gem vurmak.

Column : Kolon. Sütun. Direk. Destek. Dikeç. Basamak. Köşe yazısı. Kuyruk. Takla atarak birbirinin omuzuna, çıkan ve bir «sütun» oluşturulan görünüş bk. dörtlü kolon, üçlü kolon.

Fixture : Tamamlayan bölüm. bir bütünü tamamlayan diğer küçük eklentiler. Armatür. Müştemilat. Fikstür. Demirbaş. Sabit eşya (bir yapıya veya odaya ait). Tamamlayıcı parça. Eklentiler.

Moors : Dubalar. Mağripliler. Şamandıralar. Mağribiler.

Moorings : Geminin bağlanacağı yer. Gemi bağlama yeri. Palamar takımı. Fonda. Demirleme yeri. Şamandıra.

Hawsers : Çekme halatı. Palamarcı. Gemiyi bağlamak için kullanılan halat veya kablo. Geminin demirlemesinde kullanılan kalın yoma halatı. Yoma. Halat.

Hawser : Palamarcı. Çekme halatı. Gemiyi bağlamak için kullanılan halat veya kablo. Yuma ipi. Halat. Geminin demirlemesinde kullanılan kalın yoma halatı. Yoma. Kaskanın motora bağlantısını sağlayan farklı kalınlık ve uzunlukta olan ip.

Cablet : Çevresi 25 santimetreden küçük olan kablo (3.5 cm çapından küçük). İnce ip.

Cord : Lastik ipliği. Kordon. Fitil. Sicim. Bağcık. Odun tartı birimi. Fitilli kadife. Dışlastiğin katmanlarına katılan pamuk, ipek, naylon gibi iplikler. Yüksek akım çekebilen, telleri kalın bir yalıtkanla kaplı kordon.

 

Instrument cable : Ölçme kablosu. Elektrikli çalgıdan çıkan sinyali yükselteç veya hoparlöre ileten, her iki ucu da erkek olan kablo.

Cables synonyms : statistical table, tabular array, actuarial table, array, cable, telegrams, cablecasting, wireman, power, wire, calendar, periodic table, aerograms, leads, wire rope, warp, contents, correlation table, telegraphs, cablets, telegraphic, lashing, wires, ability, cablegrams, telegram, aerogram, flexes, wireline, flex, file allocation table, cablegram, wiremen.

Cables zıt anlamlı kelimeler, Cables kelime anlamı

Inability : Yetersizlik. Aciz. Bir kimsenin borçlarını ödeyemeyecek durumda olması. gücü bir işi başarmaya yetmez olanın durumu. Güçsüzlük. Acziyet. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Acizlik. İktidarsızlık. Yeteneksizlik. Beceriksizlik.

Unable : İktidarsız. Yapamaz. Elinden gelmez. Aciz. Gücü yetmez. Liyakatsiz. Yapamıyacak durumda. Olanaksız. Yapamayacak durumda.

Incompetent : Eksik. Ehliyetsiz. Yetersiz. Kabiliyetsiz. Yetkisiz. Beceriksiz. Gereken yetenekte olmayan. İstidatsız. Beceriksiz (kimse). Na-ehil.