Cairnteriyeri nedir, Cairnteriyeri ne demek

Cairnteriyeri; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

İskoçya’dan köken alan, 1500'lerden beri bilinen adını İskoç çiftlik ve mezarlıklarının sınırlarını işaretlemek için kullanılan taş yığınlarından alan ve geçmişte bu taş yığınlarının içine saklanan kemirgenleri kaçırmak veya yok etmek için kullanılan, vücudu küçük, sağlam ve sıkı, tüyleri yumuşak alt tüyleriyle bol miktardaki dış tüylerden oluşan, rengi kızıl, kaplan desenli, siyahımsı, kum sarısı ve grinin çeşitli tonları olabilen, hareketli ve korkusuz, uyumu yüksek, avcılık, iz sürme ve bekçi köpekliği yetenekleri de bulunan, günümüzde temel olarak ev hayvanı olarak yetiştirilen köpek ırkı.

Cairnteriyeri kısaca anlamı, tanımı

Kemirgenler : Tavşan, kobay, kirpi, sıçan ve kunduz gibi köpek dişleri olmayan ve kesici dişleri iyi gelişmiş memeliler takımı, kemiriciler

İşaretlemek : Bir şeye işaret koymak, bir şeyi işaretle belirtmek. Belirtecek biçimde hareket etmek.

İşaretleme : İşaretlemek işi. Nükleik asit molekülüne veya herhangi bir kimyasal maddeye radyoaktif bir molekülün sokulması. Hayvanların göç yollarını ya da yaşama alanlarını öğrenmek amacıyla takılan özel alet ya da yapılan işaretler. Kolleksiyon örneklerine ya da mikroskop preparatlarına açıklayıcı bilgilerin konması. Etiketleme.

 

Yetenekler : Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. Dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri.

Siyahımsı : Rengi siyahı andıran, siyaha benzeyen, siyahımtırak.

Hareketli : Hareketi olan, yer değiştirebilen, devingen, müteharrik, mobilize. Canlı, kıpırdak.

Kemirgen : Kesici dişleri çok iyi gelişmiş olan (hayvan).

Korkusuz : Korkusu olmayan, yürekli, gözü pek, pervasız. Korku vermeyen, tehlikesiz.

Mezarlık : Mezarların bulunduğu yer, kabristan, gömütlük, sinlik, tahtalıköy, mezaristan, bamyaratlası.

Kaçırmak : Kaçmasını sağlamak ya da kaçmasına imkân yaratmak. Delirmek. Yararlanamamak. Ölçüyü, sınırı aşmak, fazlasına gitmek. Yarışan bir koşucu diğeri tarafından hızla geçilip ara açılmak. Futbol veya basketbolda savunduğu oyuncuyu boş bırakmak, pas almasına fırsat vermek. İstemeyerek altını kirletmek. Bir daha ele geçmemek üzere yitirmek. Çalmak, kimsenin haberi olmadan götürmek, aşırmak. Gitmek, kaçmak zorunda bırakmak. Zor kullanarak yanında götürmek. Bir işi belirlenen zamanda yapamamak. Bir araç veya aletle iş görürken aracı iyi kullanamama yüzünden kendine veya bir başkasına zarar vermek. Sıvı, gaz vb. sızdırmak. Birini veya bir şeyi göstermemek. Yasal olmayan yoldan bir ülkeye mal sokmak veya çıkarmak.

Kemirge : Keçi ve koyunlara verilen pırnal ve diken gibi kemirilen şeyler.

Yığınla : Çok, pek çok.

 

Köpekli : Köpeği olan.

Hareket : Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Vücudu oynatma, kıpırdatma ya da kımıldanma. Deprem. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Yola çıkma. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Davranış, tutum. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi.

Yetenek : Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, kabiliyet, istidat. Dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü. Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite. Kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çerçeveleyen sınır.

Avcılık : Avcının yaptığı iş. Avcı olma durumu.

Yumuşak : Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Okşayıcı, tatlı, hoş. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Kolaylıkla işlenebilen. Sessiz, hafif. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı.

Alt tüy : Kuşun deri yüzeyine yakın yumuşak tüyler.

Çeşitli : Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi.

Bilinen : Değeri belli olan (nicelik), bilindik, malum.

Diğer dillerde Cairnteriyeri anlamı nedir?

İngilizce'de Cairnteriyeri ne demek ? : cairn terrier