Capsules türkçesi Capsules nedir

Capsules ile ilgili cümleler

English: Take two capsules after a meal.
Turkish: Yemekten sonra iki kapsül al.

Capsules ingilizcede ne demek, Capsules nerede nasıl kullanılır?

Acamol capsules : Ağrı kesici görevi gören haplar. Acamol kapsülleri.

Encapsules : Kapsüle saklamak. Kapsamak. Kapsüllemek. Yoğunlaştırmak. Kapsüle koymak. Koyulaştırmak. Özetlemek. Kısa ve öz biçimde açıklamak. İçermek. Sıkıştırılmak.

Capsule hotel : Kapsül otel. Japonya'da yaygın bir konaklama türü. Ancak bir kişinin sığabileceği çekmece benzeri kompartmanlar halinde uyunacak yer.

Capsule of tenon : Göz yuvarını arkadan saran telsi, elastik membran. Tenon kapsülü.

Hiss capsule staining method : Bakterilerin kapsülünün boyanmasında da kullanılan bir boyama yöntemi. bakteri kapsülleri koyu mavi- mor hücrelerin arasında açık mavi içi boş yapılar olarak görülür. Hiss kapsül boyama yöntemi.

Rescue capsule : Kurtarma kapsülü.

Nasal capsule : Nazal kapsül. Burun deliklerini kapatan yapı.

Polar capsule : Kutup kapsülü. Myxozoa’larda konağa tutunmaya yarayan filament içeren kapsül.

Seed capsule : Koza. Çekirdek kapsülü.

Lens capsule : Lens kapsülü.

İngilizce Capsules Türkçe anlamı, Capsules eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Capsules ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Container : Yük sandığı. Bilgisayar, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Muhafaza kutusu. Tağar. Toplayıcı kap. Kutu. Konteynır. Kap (kutu veya şişe vb). İçerisine sıvı azot konan ve taşınan, çift duvarlı, dar ağızlı, spermatozoon, ovum, canlı hücre ve dokuları saklamaya yarayan çelik kap. Kap.

Cachets : Alamet. Prestij. Ayrıcalık. Saygınlık. Özellik. Hususiyet. Fark. Kaşe. Marka.

Bonnets : Şapka. Kaporta. Motor kapağı. Başlık. Kep. Bone. Başlık giydirmek. Kaput. Bağcıklı bone.

Detonating cap : Fünye. Funya.

Cover page : Genellikle gönderen ve alıcıyı belirten faksın ilk sayfası. Kapak sayfası. Ön kapak.

Tab : Çıkıntı. Kaytan. Şerit. Flapa. Ödemek. Sekme. Uç. Yafta. Kayış.

Cacheting : Alamet. Mühür. Özellik. Ayrıcalık. Hususiyet. Marka. Kaşe. Hap. Prestij.

Capsule : Sıvıları buharlaştırmak için kullanılan, genellikle porselenden yapılmış kap. Kısa. Kapsül içine kapatmak. Kapsül içine almak. Özlü. Biyoloji, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. İlaç kapçığı. Çanak. Bakterilerin en dışını örten şeker ve/veya şeker asidi polimerlerinden oluşan yapı.

Damper : Aracın salınımını sönümleyen aygıt. Perde. Titreşim azaltan parça. Mürdümeriği. Gizleyici. Üzen kişi. Üzen şey. Pedal. Hava kapağı. Bir tür ekmek.

Cyst : Yağ cebi. Kist. Kese. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Torba. Kese. içinde sıvı veya yarı katı materyal bulunduran kese biçiminde oluşum. kimi parazitlerin yaşam döngüleri içerisinde, koruyucu bir duvarla sarılı olarak kaldıkları bir evre. Safrakesesi. Bir hücrelilerin ya da çok hücreli küçük hayvanların uygun olmayan şartlar altında ya da çoğalma sırasında çevrelerine saldıkları ve kendilerini korumaya yarayan dayanıklı kapsül.

 

Capsules synonyms : capsula, tablet, covering letter, pill, dooring, lozenge, cysts, bascule, blasting cap, cachet, cover, exploder, capsular, paintball, cap, gate, door, capsuling, detonator, exploders, bolus, bonnet, bonneting, covers, coverture.