Caranak nedir, Caranak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Şimşek ve gök gürültüsüyle yağan hızlı yağmur, sağanak.

Caranak anlamı, tanımı

Cara : [Bakınız: çara]. Dişi hayvanın üreme organı. Bakırdan yapılmış, on iki, on üç litrelik zeytinyağı ölçüsü. Boğazı uzun adam. Toprak küp. Bir malın yıllık kirası veya vergisi. Sazın az telli ve küçük tiplisi. Memeli hayvanların kızgınlık zamanlarında ve doğumları yaklaşınca dişilik organlarından akan sıvı. Dölyatağı, yavruyu saran zar, eş. Yavru. Sigara. İçine salça, erimiş yağ, pekmez ve zeytinyağı konulan içi sırlı küp. (Hassa Hatay; Gürün Sivas)

Caran : İyi kokan bir çeşit çiçek. Sevimli, uzun boylu, güzel gözlü insan, hayvan. Güzel kokan bir tür çiçek.

Gök gürültüsü : Gök gürlemesi.

Hızlı yağ : [Bakınız: hızlı su verme yağı].

Sağanak : Birdenbire başlayan, genellikle kısa süren şiddetli yağmur. Ani, şiddetli veya art arda oluşan hareketler.

Gürültü : Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü, patırtı, şamata. Birçok kişinin karıştığı kavga, karışıklık veya tartışma. Yükselteç çıktısında gözlenen ve imlem girdisinde çeşitli nedenlerden kaynaklanan, asalak birleşenlerin yükseltilmesinden ileri gelen uyumsuz sesler. Ses sinyalinin kalitesinde belirleyici olan tıslama, cızırtı ve uğultu gibi istenmeyen seslerin tümü. Titreşimli düzenli olmayan sesler. Boğumlanmaları sırasında tonlu ve tonsuz hışırtı niteliği taşıyan z, s ünsüzleri ile tonlu ve tonsuz patlama niteliği taşıyan b, p ünsüzleri titreşim açısından birer gürültü sesidir. Analit sinyalinin gözlenmesine bozucu etki yapan herhangi bir sinyal. [Bakınız: ses etkileri]. Sinema ya da televizyonda sesin saptanması, çalınması ya da yayınlanmasında ortaya çıkan istenmeyen sesler.

 

Yağmur : Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet. Çokluk, bolluk. Çok ve sık düşen, gelen şey.

Şimşek : Bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık, balkır, çakım, çakın, yalabık, yıldırak. Parıltı.

Sağan : Bakırdan yapılmış, derinliği az yemek kabı. Sağmal hayvan. Süt veren, sağılan hayvan. Sahan, tabak. Hızlı uçan, uzun dar kanatlı küçük kuş.

Yağan : Yağmur, kar. Aksaray şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Erzurum kenti, Köprüköy ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Hızlı : Çabuk, seri, süratli. Çabucak. Uçarı, çapkın, hovarda. Güç kullanarak.

Gürü : Sıpa, eşek yavrusu. [Bakınız: gündük]. Bir yaşındaki kısrak.

Sağa : Saha, alan. Sana (II. teklik şahıs zamiri yaklaşma ve bulunma hâli).

Yağa : Boş gezen.

Gök : İçinde gök cisimlerinin hareket ettiği sonsuz boşluk, uzay, sema, asuman, feza. Olgunlaşmamış. Yeryüzü üzerine mavi bir kubbe gibi kapanan boşluk, gök kubbe, sema. Bu renkte olan. Gökyüzünün, denizin rengi, mavi veya yeşile çalan mavi.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Diğer dillerde Capo anlamı nedir?

Osmanlıca Capo : kapaç