Carry interest türkçesi Carry interest nedir

  • Faiz kazanmak.
  • Faiz getirmek.
  • Kazanç sağlamak.

Carry interest ingilizcede ne demek, Carry interest nerede nasıl kullanılır?

Carry : İletmek. İçermek. Elde. Götürmek. Sağlamak. Nakletmek. Kaldırmak. Çakmak. Elde etmek. Bulundurmak.

Interest : Bir kimsenin bir etkinliğe, kişiye ya da nesneye karşı, kısıtlayıcı koşullar altında bile, oldukça uzun süre devam eden bağlanma isteği ya da eğilimi. seçme söz konusu olduğu zaman bir kimsenin benimsediği, üstün tuttuğu durum, düşünce ya da tutum. İkna etmek. Merakını uyandırmak. Menfaat. Üretim faktörlerinden sermayenin getirisi. fon istem ve sunumunun karşılaşması sonucu oluşmuş fon fiyatı. Faiz. Ödünç verdiği paradan ötürü alacaklının borçludan sağlayacağı gelir. İlgi. Çıkar. Bireylerin, toplumsal kümelerin ve tarihsel toplulukların özdeksel ve tinsel gereksinmelerini karşılayacağına inandıkları kişi ya da şeylerle ilişkisi; bireylerin, bu gereksinmelerini yansıtan amaçlı düşünce ve eylem yönelimleri.

Carry a message : Haber taşımak.

Carry a motion : Bir teklifi onaylatmak.

Carry a person off his feet : Bir insanı dizlerinin üzerine çöktürmek. Sersemletmek. Alt etmek.

Carry a torch : Birisine aşırı bağlılık göstermek. Platonik şekilde bir insanla ilgilenmek. Bir amacı gerçekleştirmek. Karşılık vermeyen bir insana karşı aşk duyguları hissetmek. Karşılığı olmayan ve acı veren aşk duygusu hissetmek. Aşk acısı çekmek. Abayı yakmak. Platonik aşk yaşamak. Karşılık vermeyen birine aşık olmak. Platonik bir aşk yaşamak.

 

İngilizce Carry interest Türkçe anlamı, Carry interest eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Carry interest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Yielded : Vermek. Randıman. Verim. Sağlamak. Esnemek. Teslim olmak. Eğilmek (tahta vb). Yol vermek. Tahta vb eğilmek.

Gain ground : İyiye gitmek (hastanın durumu). Mesafe katetmek. İlerlemek. Mesafe kaydetmek. Mesafa almak. Geliştirmek. Güçlü ve önemli duruma gelmek. Önemi artmak. Başarmak.

Yield : Eğilmek (tahta vb). Verimlilik. Verim. Karşı koyamamak. Getiri. Uyum sağlamak. Fizik, kimya, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Vermek. Tahta vb eğilmek. Teslim olmak.

Pay interest : Bono vb faiz getirmek. Faiz ödemek.

Cash in : Ölmek. Fayda sağlamak. Gebermek. Yararlanmak. Fişlerini paraya çevirtmek. Nalları dikmek. Paraya çevirmek. Faydalanmak.

Draw interest : Faiz almak. Parasının üzerine faiz elde etmek. İlgi çekmek. İlgi görmek.

Reap a profit : Para yapmak. Kar etmek. Kazanç elde etmek.

Take advantage of : -dan faydalanmak. -den istifade etmek. Fırsat bilmek. İstismar etmek. Zaafından faydalanmak. Kullanmak. Çıkar sağlamak. -den faydalanmak. İyi niyetini kötüye kullanmak.

Bear interest : Faizli.