Case endings türkçesi Case endings nedir

  • Takı.
  • Durum gösterme ekleri.
  • Hal takısı (dilbilgisi terimi).
  • Gramer alanında kullanılır.
  • Durum takısı.
  • Cümle içinde, adları, başka kelimelerle olan ilişkilerine göre çeşitli durumlara sokan ekler. yükleme durumu eki +ı/+u, ilgi durumu eki +(ı)n/+(u)n, +nın/nun, yönelme durumu eki +(y)a, bulunma durumu eki +da, çıkma durumu eki +dan ile karşılanır. bunların özel maddelerine bk.

Case endings ingilizcede ne demek, Case endings nerede nasıl kullanılır?

Case : Eğitim, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Görüş. Kutu. Sorun. Çanta. Filmlerin taşınmasında kullanılan, yangına karşı korumalı, genellikle madenden ya da üzeri maden levhayla örtülü kap. Delil. Kovan. Sandık. Dava.

Endings : Sona erme. Ölüm. Ecel. Sonek. Bitirme. Takı. Son.

Case study : Örnek olay.

Case analysis : Durum veya olay analizi. Öğrenme amaçlı yapılan analiz. Bir askeri operasyonun test edilmesi ve değerlendirilmesi.

Case and end punctuation : Büyük veya küçük harf ve noktalama.

Case bearing clothes moth : Eklem bacaklı hayvanlardan, böcekler (ınsecta) sınıfının, pul kanatlılar (lepidoptera) takımından, dar ve kenarları saçak gibi tüylü kanatlı, tırtılları kürk ve kumaş yiyen bir tür. Kürk güvesi.

İngilizce Case endings Türkçe anlamı, Case endings eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Case endings ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ending : Bir filmin sona erişini gösteren, filmin sonunda yer alan görüntüler; bu görüntülerin ortaya koyduğu belirli durum. Çekim eki. Bir oyunun gelişimi içinde düğümlerin çözülmeye başladığı kesim. Nihayet. Ad veya fiil soylu kelimeler üzerine gelerek, bağlı oldukları kelime gruplarına göre, kelimeler arasında durum, iyelik, çokluk, kip, zaman, şahıs, sayı vb. ilişkiler kuran ek: ev+ler, oda+da, kapı+sı+nı, çalış-ıyor-um, gel-me-di, oku-y-acak-mı?, bekliyor-lar-mış vb. Bitirme. Ad ve fiil kök veya gövdeleri üzerine gelerek durum, sayı, zaman, kişi gibi gramer ilişkileri kuran ekler. ad çekimi, iyelik, teklik çokluk, fiil çekimi, fiil çekimindeki zaman ve şahıs ekleri işletme ekleridir: bu insan-lar-ı bir uykusuzluk gece-si-n-de sadece bir gölge gibi gör-müş-t-üm. şimdi bu gölge-ler beni yavaş yavaş, daha öte-ler-e ve derin-ler-e çağır-ıyor. baş-lar-ı-n-ın etraf-ı-n-da-ki aydınlık değiş-i-yor, muamma-lar-ı-n-ı çözme-y-e çalıştıkça bir yığın çetrefil meseleyle karşılaş-ıyor-um. (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 89) vb. Oyunun son sahnesi. Son. Fiil ve ad kök veya gövdelerine zaman ve şahıs kavramını yüklemek için kullanılan ek: || tek. şah. -di-m (bil-di-m), -im (öğrenci-y-im) tek. şah. -di-n (bil-di-n), -sin (öğrenci-sin) tek. şah. -di (bil-di), (öğrenci, öğrenci-dir) çokl. şah. -di-k (bil-di-k), -iz (öğrenciy-iz) çokl. şah. -di-niz (bil-di-niz), -sin-iz (öğrenci-sin-iz) çokl. şah. -di-ler (bil-di-ler -ler, -dir-ler (öğrenciler, öğrenci-dirler) vb.

 

Colours : Güneş'in doğmasına yakın doğu gözerimi üstünde görülen kızıllık. Sancak. Simgesel giysi (okul veya takım). Şapka. Üniforma. Bayrak. Renkler. Karakter (ayrıca colors). Kişilik. Renkler kombinasyonu (rozette, üniformada, vs.).

Active verb : Etken fiil. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı. Etken eylem.

Actif : Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiil’dir. bk. etken çatı. Etken fiil.

Ornament : Övünç kaynağı. Süslemek. Donatmak. Ziynet. Gurur kaynağı. Süs eşyası. Süsleme. Temelinde dinsel-büyüsel inançlar; kişinin kendini saydırma ve toplumsal yerini belirleme isteği; zenginlik, cinsel istek uyandırma vb. nedenlerle sırasında birtakım acılara da katlanarak gövdenin belli yerlerinin doğal biçimini ve görüşünü türlü yollarla değiştirme ya da iyice belirtme; bu amaçla incik boncuk takınma, boyalar sürünme ve giyinme, a. bk. diş biçimini değiştiririn, dövmecilik, gövde sakatlama, kafatası biçimini değiştirim, yarayla bezenim. Süs. Tezyinat.

Adornment : Donama. Süs. Ziynet. Bezeme. Bezek. Dekor. Süsleme. Güzelleştirme. Donatma.

Accidence : Tasrif. Bükün. Büküm. Sarf usul ve prensipleri. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Morfoloji. Yapıbilim. Çekim.

Ablaut : Ünlü almaşması. Ses değişimi. Ünlü atlaması. Eklerle genişletilen bir kelimedeki ünlülerin, ünlü uyumu kurallarına bağlı olarak kendilerini ilk hecedeki ünlüye göre ayarlayıp ince sıradan kalın, kalın sıradan ince sıraya yahut da düz ünlüden yuvarlak, yuvarlak ünlüden düz ünlüye geçmeleri olayı: karşılaştırılmalıydı, okutturacağımızdan, gelebilecek miydiniz?, önümüzdekilerden, korkusuzluğundan vb. ayrıca bk. ünlü uyumu.

Jewel : Saat taşı. Değerli taşlarla süslemek. Değerli (kimse veya şey). Cep saatinin içindeki taş. Pırlanta gibi insan. Değerli insan. Mücevher. Değerli taş. Cevher.

Accusative : İsmin i hali. Yükleme durumu. İsmin -i halindeki sözcük grubu. Geçişli fiil taşıyan bir cümlede fiilin doğrudan doğruya etkilediği yani fiildeki işlevin etki bakımından üzerine yüklendiği adın içinde bulunduğu durum. türkçede bu durum ya eksiz yahut da yalın veya iyelik ekleriyle genişletilmiş adlardan sonra gelen +(y)ı/+(y)u eki ile karşılanır: iş bulmak, görüş bildirmek, yol sormak, ağaçlar+ı budamak, yaka+yı kurtarmak, okul+u bitirmek, istedik+im+i getirdi; yazdıklarınız+ı okudum, görünüş+ü koruyunuz gibi. ancak, bu ek üçüncü şahıs teklik ve çokluk iyelik eklerinden sonra araya bir zamir n’si alarak +nı/+nu biçimine girer; arkadaşımın yeni ev+i+ni gezdim. artık yuva+sı+nı kurmaya çalışıyor; bildik+leri+ni anlattı, yorulduğ+u+nu görmedim vb. İsmin -i halindeki. İsmin -i halindeki sözcük. Belirtme durumu. Akuzatif. İsmin -i haline ait.

Case endings synonyms : abstract noun, adams apple, jewelries, accent intensive, endings, accentuation, formative, habiliments, jewellery, active voice, case ending, action verb, garnitures, ablative, adjectival construction, action noun, jewelry, garniture, accent of group, colors, adjektive.