Censurer türkçesi Censurer nedir

  • Suçlayan kimse.
  • Eleştiren kimse.
  • Tenkit eden kimse.
  • Tenkitçi.

Censurer ingilizcede ne demek, Censurer nerede nasıl kullanılır?

Censurers : Eleştiren kimse. Suçlayan kimse. Tenkit eden kimse.

Censure motion : Güvensizlik oyu. Gensoru önergesi.

Vote of censure : Güvensizlik oyu.

Censure : Azar. Tenkit etmek. Suçlamak. Kınamak. Cezalandırmak. Sertçe eleştirmek. Tekdir. Tektir etmek. Kınama. Eleştirmek.

Censured : Eleştirmek. Azar. Cezalandırmak. Kınama. Tekdir. Kınamak. Tektir etmek. Suçlamak. Sertçe eleştirmek. Tenkit etmek.

Censures : Azar. Tenkit etmek. Kınamak. Eleştirmek. Tektir etmek. Cezalandırmak. Tekdir. Kınama. Sertçe eleştirmek. Suçlamak.

Uncensured : Suçlanmayan. Tenkit edilmeyen.

Censur : Sansür. Basın, yayın ve haberleşme ile sinema ve kitap yapıtlarının hükümetçe önceden denetlenmesi ya da kısıtlanması işi.

Censurable : Eleştirilebilir. Sansür edilebilir. Eleştiriyi hak eden.

Licensure : Lisans verme. Lisanslama.

İngilizce Censurer Türkçe anlamı, Censurer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Censurer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Snuffer : Enfiye (kurutulmuş tütünden yapılan ve buruna çekilen bir keyif verici) kullanan kimse. Mum söndüren kimse. Mum söndürücü. Söndürücü. Mumlara üfleyen kimse. Uzun ve ince bir tutma yeri olan ve ucunda mum söndürmeye yarayan küçük bir hunisi bulunan gereç.

 

Profligate : Hovarda. Ahlaksız. Utanmaz. Günahkar. Haylazca. Savurgan. Çapkın. Müsrif. Haylaz. Edepsiz.

Imbiber : Kafayı çeken kimse. Emen veya içine çeken şey. Alkol içen kimse.

Critic : Oyun ya da bir yapıt eleştirisi ile uğraşan kimse. bir oyunu, yapıtı çeşitli yönlerden eleştiren yazar. münekkit. Muhalif. Eleştirmeci. Eleştirmen. Kritik. Kusur bulup duran kimse. Olumsuz noktalar üzerinde duran kimse. Eleştiri yazan kimse. bir oyunu ya da bir sanat yapıtım kendi değerlendirmesi ile ele alan yazar. eleştirmenin yazdığı alanda bir dünya görüşü, geniş bilgisi, sanata karşı da olağanın üstünde bir duyarlığı ve algılama yetkisi olması gerekir.

Make : Yapılış şekli. Düdüklemek. Hazırlamak. Olmak. Yaratmak. Düzeltmek. Yapı. Hesap etmek. Kazanç. -e neden olmak.

Indictors : İthamda bulunan. Resmen itham eden kimse. Resmi bir şekilde suçlayan kimse. Başka bir kimseyi suç işlemekle itham eden kimse (hukuk terimi).

Client : İş sahibi. Müşteri. Müvekkil. İstemci. Bağımlı ülke. Hasta. Alıcı. Reklam veren.

Smoker : Sigara içen kimse. Sigara içen. İçici. Tütün. Çilimkeş. Sigara tiryakisi. Arıcı körüğü. Pipo içen kimse. Puro içen kimse. Çilim çeken kimse.

Exceptious : Tatmin edilmesi güç. Kusur bulmaya çalışan. Yanıltıcı.

Eater : Yiyen kimse.

Censurer synonyms : snuff user, music lover, waspish, doom, censorious, faultfinder, secure, incriminator, prodigal, tobacco user, assure, accusers, denigrator, criticiser, criticizer, squanderer, condemner, indicters, chewer, accuser, indicter, concert goer, accusatrixes, indictor, slaters, guarantee, condemners, drinker, criticizers, insure, impleader, juicer, vouch.

 

Censurer zıt anlamlı kelimeler, Censurer kelime anlamı

Nonsmoker : Sigara içmeyen. Sigara içilmeyen kompartıman. Sigara içmeyen kimse.

Break : Ara. (ses) gitmek veya kısılmak. Batırmak. Fırlamak. Çatlatmak. Söylemek. Yarmak. Fırsat. Paydos. Açmak.

Censurer ingilizce tanımı, definition of Censurer

Censurer kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who censures.