Cerebrosiden türkçesi Cerebrosiden nedir

  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Serebrositler.
  • Sfingozine polar bir karbonhidrat grubu (galaktoz, glikoz) bağlanmış, içinde fosfor bulunmayan ve sinir hücrelerinin miyelin örtüsünde bol bulunan glikolipit molekülleri.

Cerebrosiden ingilizcede ne demek, Cerebrosiden nerede nasıl kullanılır?

Cerebroside : Beyinde bulunan kimyasal bileşik. Seramide bağlanmış bir molekül galaktoz veya glikoz içeren sfingolipitler. galaktoserebrositler beyin ve sinir hücresi zarlarında, glikoserebrositler sinir hücresi dışındaki hücrelerin zarlarında yer alan glikosfingolipitlerdir. Serebrozid. Serebrosit.

Galactocerebroside : Serebrosit. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Galaktoserebrosit. Beyinde ve miyelin kılıfta bol bulunan ve galaktoz içeren bir serebrosit.

Glucocerebroside : Glikoz şekeri içeren serebrosit. gaucher hastalığında beyinde birikir. Glikoserebrosit. Serebrosit. Glukoserebrosit.

Galactocerebrosidosis : Galaktoserebrosidozis. Globoit hücre lökodistrofisi.

Glucocerebrosidosis : Gaucher hastalığı. Glukoserebrosidozis.

Cerebrospinal fluid : Beyin ve omurilikle ilgili. Serebrospinal. Beyin-omurilik sıvısı. Beyin omuriliği sıvısı. Beyin omurilik sıvısı. Omurilik sıvısı. Serebrospinal sıvı. Bos.

Cerebrospinal : Serebrospinal. Beyin ve omuriliğe ait. Beyin-omurilik. Beyin ve omirilik ile ilgili. Beyin ve omurilikle alakalı (anatomi terimi). Beyin ve omurilikle ilgili.

 

Cerebrospinal angiopathy : Beyin-omurilik mikroanjiyopatisi. Serebrospinal anjiyopati.

Cerebrospinal axis : Beyin omurilik ekseni. Beyin-omurilik ekseni.

Cerebrospinal nerves : Beyin-omurilik sinirleri.

İngilizce Cerebrosiden Türkçe anlamı, Cerebrosiden eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cerebrosiden ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

Aardwolf : Yeleli sırtlan. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli.

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

Abiotic environment : Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi.

Aardvarks : Damarlı dişliler. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yer domuzugiller. Yerdomuzu.

 

Acacia : Akasya. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Mimoza. Akasya sakızı. Salkım ağacı. Arap zamkı.

A protein : A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein.

Abductor muscle : Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.

A cells : Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi. Alfa hücreleri.

Cerebrosiden synonyms : a site, a chromosome, abo blood groups system, abambulacral area, aardvark, abiotic factor.