Chatting türkçesi Chatting nedir

Chatting ile ilgili cümleler

English: I spent the whole afternoon chatting with friends.
Turkish: Bütün öğleden sonrayı arkadaşlarla sohbet ederek geçirdim.

English: It was nice chatting with you.
Turkish: Sizinle sohbet etmek güzeldi.

English: I'm chatting online.
Turkish: Ben çevrimiçi sohbet ediyorum.

English: It was good chatting like old times. Let's talk again some time.
Turkish: Eski günlerdeki gibi sohbet etmek iyiydi. Bir ara yine konuşalım.

English: He was chatting with his friend Jesse Jackson about the meeting that night.
Turkish: O, o gece arkadaşı Jesse Jackson'la toplantı hakkında konuşuyordu.

Chatting ingilizcede ne demek, Chatting nerede nasıl kullanılır?

Chattiness : Konuşkanlık. Dilebeliği. Lafebeliği. Gevezelik.

Chattier : Çenebaz. Lakırdıcı. Carcar. Dilbaz. Konuşkan. Lafazan. Ağzı laf yapan. Söz ebesi. Goygoycu. Sohbet tarzında.

Chattiest : Lafazan. Çenesi düşük. Goygoycu. Lakırdıcı. Konuşkan. Carcar. Söz ebesi. Geveze. Ağzı laf yapan. Çenebaz.

Chattily : Konuşkan bir şekilde. Çok fazla konuşan bir tarzda. Çenesi düşük bir biçimde. Geveze bir şekilde.

Chattanooga : Tennessee'de (abd) bir şehir. Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri. Tennessee eyaletinde yerleşim yeri.

Chattels paper : Taşıma belgesi.

 

Chattels : Mallar. Menkul kıymetler. Taşınabilir mallar. Taşınır mallar. Menkul mallar.

Chatted : Gevezelik etmek. Laf etmek. Çene çalmak (argo terim). Kandırmaya çalışmak. Lafa tutmak. Çene çalmak. Sohbet etmek. Hoşbeş etmek (argo terim). Söyleşmek. Chat yapmak.

Chattelism : Menkul değerlere sahip olma durumu. Menkul değer olma durumu.

Chattels mortgage : Taşınır mal rehini.

İngilizce Chatting Türkçe anlamı, Chatting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Chatting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chitchats : Çene çalmak. Hasbıhal. Muhabbet. Çene. Havadan sudan konuşmak. Dedikodu. Çene çalma. Gevezelik. Laklak.

Causerie : Konuşma. Makale (sohbet biçiminde). Çene çalma. Gevezelik.

Pleasing : Hoşa giden. Mutluluk verici. Sevindirici. Hoş. Tatlı. Memnuniyet verici. Sevimli. Bağlayıcı.

Conversation : Sakım. Konuşma. Görüşme. Cinsel birleşme. Muhavere. İletişim. Muhabbet. Hareket. Bireyler arasında geçen ve ölçünlü bir gidişi olmamakla birlikte bilgi amaçlı konuşma.

Communion : Duygu ortaklığı. Cemaat. Arkadaşlık. Katılma. Aynı düşüncede olma. Düşünce. Birlik. Duygu-düşünce alışverişi. Stanislavski oyunculuk dizgesinde, oyuncuların birbirleriyle kurdukları duygu ve düşünce bağı. oyuncular arasındaki dürüst, sürekli alışveriş seyircinin dikkatini canlı tutar ve seyirciyi sahnedeki olayın bir parçası durumuna getirir. Paylaşma.

Ever changing : Daima değişen.

Talk : Hakkında konuşmak. Söylemek. Görüşmek. Konuşma. Görüşme. Konuşma biçimi. Söz etmek. Konuşmak (bir dili).

Confabbed : Geyik muhabbeti. Hoşbeş. Sohbet etmek. Konuşmak.

 

Conversations : Konuşma. Görüşme. Cinsel birleşme.

Communed : Avam. Komünyon almak. Hasbıhal etmek. Senli benli konuşmak. Söyleşmek. Halk. Sohbet etmek. Konuşmak. Senli benli konuşmak (argo terim).

Chatting synonyms : banters, commune, chitchat, chin wag, causeries, communions, bull session, communes, communing, dynamical, dynamic, chat, banter, chit chat, chatted, confab, claver, bantered.

Chatting zıt anlamlı kelimeler, Chatting kelime anlamı

Displeasing : Nahoş. Gücendiren. Gücendirme. Hoşa gitmeyen. Kızdıran. Can sıkıcı.

Chatting antonyms : undynamic.