Cilimak nedir, Cilimak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Oyunda mızıkçılık etmek.

Bozulmak.

[Bakınız: cığızlanmak].

Dönmek, caymak.

Cilimak kısaca anlamı, tanımı

Cili : Piliç. Yeni doğmuş keçi yavrusu

Cilim : Sümük. [Bakınız: cilim toprak]. Çok su çeken, sıcaktan hemen etkilenerek çatlayan toprak. Akarsuların bıraktığı tortular. Daimi nemli toprak. Bir metre derinliğinde taşsız, temiz, verimli kara toprak. Killi toprak. Bataklık. Çok su çeken, sıcaktan çabuk etkilenen toprak. Sürülmesi zor toprak.

Mızıkçılık : Mızıkçı olma durumu, ordubozanlık, oyunbozanlık.

Bozulmak : Bozma işine konu olmak. Dağılmak, bozguna uğramak. İyi ve değerli niteliğini yitirmek. Bir şeye kızmak, içerlemek. Taşıt arızalanmak. Yiyecek kokmak, yenilemeyecek duruma gelmek, ekşimek. Sağlığını yitirip zayıflamak.

Mızıkçı : Oyunbozan.

Bozulma : Bozulmak işi.

Dönmek : Kendi ekseni üzerinde ya da başka bir şeyin dolayında hareket etmek. Sapmak. Bir şeyi andıracak duruma girmek, benzemek. Geri gelmek, geri gitmek. Kendini bir yandan bir yana çevirmek. Sınıfta kalmak. Bırakılan bir konu veya işe başlamak. Belirli bir yerde dolaşmak. Yönelmek. Söz konusu etmek, hatırlamak. Durumdan duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak, benzemek. Hileyle, gizlice yapılmak. İnanç, din veya düşüncesini değiştirmek. Yönetilmek, düzene konulmak, çekip çevrilmek.

 

Caymak : Sözünden, kararından dönmek, vazgeçmek.

Mızık : Sözünde durmayan, cayan. Ufak kalmış, büyüyememiş meyve. Cılız kalmış tahıl. Dölü iri ve iyi olmayan erkek hayvan. Zayıf hayvan. Arıların en son olan cansız yavruları. Cıvık. İyi pişmemiş ekmeğin hamur kalmış yeri. Çinkodan yapılmış su kabı. Gönül, can. Oyunbozan.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Dönme : Dönmek işi. Biçimi değişmeyen bir şeklin ekseni çevresindeki hareketi. Başka bir dindeyken Müslüman olan, mühtedi. Ameliyatla cinsiyet değiştiren kimse.

Cayma : Caymak işi.

Mızı : Pişmeyen et ve benzerleri şeyler. Çıra.

Etme : Etmek işi.

Oyun : Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Kumar. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Hile, düzen, desise, entrika. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.

Diğer dillerde Cilalıtaş çağı anlamı nedir?

Osmanlıca Cilalıtaş çağı : neolitik devir