Cleared the table türkçesi Cleared the table nedir

  • Görevleri tamamlamış.
  • Konuları bitirmiş.
  • Masadan kirli tabakları kaldırmış.

Cleared the table ile ilgili cümleler

English: After supper, she cleared the table.
Turkish: Yemekten sonra, masayı temizledi.

English: Ali cleared the table and Mary washed the dishes.
Turkish: Ali masayı temizledi ve Mary bulaşıkları yıkadı.

English: I cleared the table of the dishes.
Turkish: Masadan tabakları temizledim.

English: Ali cleared the table.
Turkish: Ali tabloyu temizledi.

English: I cleared the table.
Turkish: Ben masayı temizledim.

Cleared the table ingilizcede ne demek, Cleared the table nerede nasıl kullanılır?

Cleared : Gidermek. Kurtarmak. Aklamak. Aydınlatmak. Kazanmak. İlişkisiz. Elde etmek. Limana giriş veya çıkış izni almak. Açmak. Tahliye etmek.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Table : Tablo. Birbiriyle ilgili verilerin toplu ve düzenli sunumu. Bilgisayar, bilişim, jimnastik, kimya, masa tenisi alanlarında kullanılır. Ertelemek. Sunmak. Üzerinde masatopu oynamağa yarayan, uzunluğu 274 cm., genişliği 152,5 cm., yerden yüksekliği 76 cm. olan, üstü koyu donuk boyalı, kenarlarına oyun alanını belirten 2 cm. kalınlığında beyaz çizgiler çekilmiş masa. Yemek. Tartışmaya sunmak. Sofra. Keste.

 

The tablets : Levhalar. On emirin taş tabletleri. On emir'in levhaları. Tabletler.

Banged on the table : Masayı yumrukladı. Masaya vurdu.

Be on the table : Teklif edilmiş olmak. Görüşülmesi ileri bir tarihe bırakılmış olmak (tasarının veya meselenin). Tartışılması ileri bir tarihe bırakılmış olmak (tasarının veya meselenin). (tartışılmak üzere) masaya gelmek.

Drink somebody under the table : İçkiye daha dayanıklı olmak.

Edit the table : Tabloyu düzenle.

On the table : Önde. Masanın üzerinde.

Laid his cards on the table : İçinde olan her şeyi açığa vurdu. Samimi bir şekilde açıkladı. İçini döktü.