Cleft türkçesi Cleft nedir

  • Kleft.
  • Yarmak.
  • Oluk.
  • Çukur.
  • Ay yüzeyinde görülen uzun yarıklardan her biri.
  • Uzay, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Irakgörürlerin içinde bulunduğu kubbenin gözlem için açılabilen parçası; bir alan üzerinde açılan şerit biçimindeki boşluk.
  • Herhangi bir organ veya oluşum üzerindeki uzunlamasına seyir gösteren açıklık, kleft.
  • Çatlak.
  • Yarık.
  • Cep.
  • Ayrık.

Cleft ile ilgili cümleler

English: Tom has a cleft lip.
Turkish: Tom'un yarık bir dudağı var.

Cleft ingilizcede ne demek, Cleft nerede nasıl kullanılır?

Cleft foot : Bükülmüş veya eğilmiş ayak. Kusurlu ayak. Çift tırnaklı ayak.

Cleft graft : Kalem aşısı.

Cleft palate : Yarık damak. Damak yarığı. Yarık dudak. Sağ ve sol damak bölümlerinin birleşmemesi nedeniyle meydana gelen konjenital damak yarığı.

Cleft sentence : Ayrık tümce.

Cleft stick : Zor durum. Çıkmaz.

Facial cleft : Yüz yarığı. Ağızdan başlayan ve kulağa veya göze kadar ulaşan yüz bölümlerinin tam olarak kapanmaması sonucu biçimlenen, nadiren görülen bir yapılış bozukluğu.

Frost cleft : Don çatlağı.

Clefts : Yarık. Çatlak. Ayrık.

Schmidt lanterman cleft : Osmiyum tetroksitle tespit edilen parafin kesitlerinde aksonu çevreleyen miyelin kılıfta, şıvan hücresinin oluşturduğu eğik, yarık biçimindeki oluşumlar. Schmidt lanterman yarıkları.

 

Synaptic cleft : Sinaps bölgelerinde karşılıklı gelen iki hücreden birinin presinaptik zarı ile ikinci hücrenin postsinaptik zarı arasında bulunan ve 200 a° kadar olan açıklık. Sinaptik yarık. Sinaptik boşluk.

İngilizce Cleft Türkçe anlamı, Cleft eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cleft ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cubbies : Odacık. Göz. Çocukların korunma odası olarak kullanıldığı oda veya yer. Küçük oda.

Chasm : Yarık (derin). Duygusal farklılık. Toprakta veya kayalarda oluşmuş derin ve geniş çatlaklar. Ara. Kanyon. Boşluk. Gedik. Uçurum. Yarılarak açılmış yer.

Dent : Kar aşındırması altındaki genç dağlarda, yandan bakıldığında testere dişi gibi görünen tepe uçlarından her biri. Göçürtmek. Dişlemek. Çökme. Girinti. Berelemek. İncinme. Çukur açmak. Ezik. Göçük.

Chap : Yarılmak. Kızartmak. Çatlamak (cilt). Çatlatmak. Yarmak (toprak veya tahta vb'ni). Çatlatmak (soğuk cildi). Kızarmak. Çatlamak. Pütürlenmek. Sertleştirmek.

Cranny : Sığınak. Gedik. Kuytu.

Separate : Çıkmak. Yollarını ayırmak. Genellikle süreli yayınlardaki yazıların ya da birden çok yazarı olan kitapların her bir yazara ait bölümünün yapıttan ayrı olarak basımı. Ayırmak. Ayrıştırmak. Ferdi. Tek başına olan. Bireysel.

Chinked : Şıkırdamak. Temiz para. Şangırdamak. Şıngırdatmak. Şangırdatmak. Yarıkları doldurmak. Şıkırtı. Şıkırdatmak. Metalik ses çıkartmak.

Opening : Ünlülerin boğumlanmaları sırasında ağız yolunun ve çene açısının açıklık bakımından gösterdiği özellik: a ve e ünlülerinin genişlik dereceleri o ve ö, ı ve i ünlülerinden daha fazladır. bir dil sesinin özellikle bir ünlünün boğumlanması sırasında ses yolunun kişilere ve ağızlara göre değişebilen açılma durumu: alfabe/alfābe, ayar/āyar, bayan/bāyan, yarın/yārın, dünya/dünyā, gafil/gāfil, marul/mārul, sevda/sevdā vb. burada ünlülerin kısa veya uzun söylenişlerinde, uzunluktan çok ağız açıklığı söz konusudur. Ünlülerin oluşmasında iki çene arasındaki açıklık, ünlülerin oluşma koşulları bakımından taşıdıkları açık olma özelliği. ünlüleri açıklık bakımından a, e, o, ö, u, ü, ı, i biçiminde sıralamak mümkündür; a ve e ünlüleri açıklık bakımından ı ve i ünlüleri ile aynı sıraya konamaz. bk. ve krş. genişleme, ünlü genişlemesi. Açıklık. Ünlülerin boğumlanmaları sırasında ağız yolunun ve çene açısının genişlik durumu bakımından taşıdığı özellik a, e, o, ö, ünlüleri ile ı, i, u, ü ünlüleri açıklık dereceleri birbirinden farklı olan ünlülerdir. bk. genişlik derecesi || bir ünlünün boğumlanması sırasında ses yolunun kişilere ve ağızlara göre değişebilen açılma durumu: ayar/ayar, bayan /bayan, yarın / yarın, dünya / dünya, gafil / gafil, marul / marul, sevda / sevda vb. Açıklık derecesi. Genişlik derecesi.

 

Clift : Çatal. Uçurum.

Cleft synonyms : geological fault, fatigue crack, scissure, crack, breakage, cloven, breaching, dished, breach, break, dimple, volcano, cleavage, rift, concaves, batty, chip, corrugation, gap, coulisse, drainpipes, disrupting, celling, fault, battiest, disrupts, crannies, breakages, clefts, shift, discontiguous, dags, channel.

Cleft zıt anlamlı kelimeler, Cleft kelime anlamı

Simple : Toy. İçinde kötülük olmayan. Katışıksız. Süssüz. Yalınç. Karmaşık olmayan. Sade. Gösterişsiz. Kolayca aldatılabilen.

Cleft ingilizce tanımı, definition of Cleft

Cleft kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A space or opening made by splitting. As, the cleft of a rock. Partly divided or split. A crevice. Split. A crack. Divided.