Collectives türkçesi Collectives nedir

Collectives ingilizcede ne demek, Collectives nerede nasıl kullanılır?

Collective activity units : Toplu etkinlik üniteleri. Öğrencileri kümeler halinde araştırma ve inceleme çalışmalarına yönelten öğretim üniteleri.

Collective agreement : Toplu iş sözleşmesi. Birkaç değişik taraf içeren anlaşma. Kolektif sözleşme. Toplu sözleşme. Karşılıklı anlaşma. Toplusözleşme.

Collective bargain : Toplusözleşme.

Collective bargaining : Toplu pazarlık sonucunda anlaşma sağlanması durumunda imzalanan sözleşme. Belirli bir dönemde uygulanacak ücret, çalışma saati ve koşulları gibi konuları belirlemek amacıyla işçi sendikası ve işveren arasında yapılan doğrudan görüşme. Toplu iş akdi. Toplu iş sözleşmesi. Toplu sözleşme. Toplusözleşme görüşmesi. İşverenle işçi temsilcileri arasında toplu görüşme. Toplu görüşme. Toplu pazarlık.

Collective bargaining contract : Toplu iş sözleşmesi. Toplu pazarlık sonucunda anlaşma sağlanması durumunda imzalanan sözleşme. Toplu sözleşme mukavelesi.

Collective egoism : Toplu bencillik. Bir toplum ya da toplumsal küme üyelerinin kendi ortak çıkarlarını başka toplum ya da toplumsal kümelerinkinden üstün sayması, başka toplum ya da kümeden olanlara karşı onların üstüymüş gibi davranması.

 

Collective barganing : Toplu pazarlık. Toplu görüşme.

Collective contract : Toplu sözleşme. Yetkili işçi ve işveren kuruluşları arasında yapılan ve hizmet bağıtının özelliklerini, uygulanacak koşulları ve sona ermesi ile ilgili yargıları kapsayan toplu iş sözleşmesi. Toplu iş sözleşmesi.

Collective excitation : Bir toplumun, bir toplumsal kümenin üyelerinde özdeş duyguların uyarılması. Kolektif taşma. Toplu uyarılma.

Collective behavior : Aynı tavırları geliştirmek aynı amaçları benimsemek, aynı ruh durumu içinde ya da aynı, tehlikeler karşısında bulunmak gibi etmenlerin sonucu olarak bir kümenin üyelerinde görülen davranım. kümece benimsenen davranım. Ortaklaşa davranım. Toplu davranış. Kolektif davranim. Kitlesel davranış.

İngilizce Collectives Türkçe anlamı, Collectives eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Collectives ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Congregates : Birikmek. Bir araya gelmek. Birleştirmek. Toplanmak. İçtima etmek. Birleşmek. Bir araya getirmek. Toplamak. Toplantı yapmak.

Current : Suyun akışı. Tedavüldeki. Akarsu debisi. Geçerli. Geçer. Düşünce hayatında ortaya çıkan yeni akım. Bir iletken özdek içinde özgür eksiciklerin, eksi ve artı üşerlerin elektriksel alan etkisi ile akışları. Akıntı. Elektriğin bir yöne akışı.

Open company : Kollektif şirket.

Joint : Raptetmek. Ek yeri. Birlikte. İki borunun birbirine birleştirildiği yer. Birleşme yeri. Birleştirmek. Eklemek. Çatlak. Ek.

 

Collective noun : Şekil bakımından teklik durumunda olduğu halde, anlamca topluluk kavramı taşıyan ad: alay, bölük, grup, ordu, cemaat, sürü, tabur, katar vb. Topluluk ismi.

Congregated : İçtima etmek. Toplamak. Birikmek. Toplantı yapmak. Birleşmek. Toplanmak. Bir araya gelmek. Bir araya getirmek. Birleştirmek.

Comprehensives : Anlayışlı. Ayrıntılı. Anlama yeteneği olan. Tam veya her şey dahil. Çok amaçlı. Kuşatıcı. Kavrayışlı. Etraflı. Kapsamlı.

Jointly : Birlikte. Müşterek olarak. Beraber. Müştereken. Ortak olarak. Ortaklaşa.

Aggregative : Toplayan. Yığılan. Biriktiren.

Broadest : Belli. Geniş. Esas. Açık. Terbiyesiz. En geniş. Enli. Göze çarpan. Yaygın.

Collectives synonyms : unlimited company, allround, collected, associate, communis, bander, together with, concerted, assembled, combined, joint project, congregate, co operator, copartnership, collective farm, companionate, abstract, joint venture, collective name, buxom, corporate, collaborators, consociate, conjuncts, aggregate, catholic, across the board, coheir, bunched, commutual, commonest, banders, joint undertaking.

Collectives zıt anlamlı kelimeler, Collectives kelime anlamı

Separate : Ayırmak. Ferdi. Yollarını ayırmak. Tek başına olan. Bireysel. Ayrık. Ayrıştırmak. Genellikle süreli yayınlardaki yazıların ya da birden çok yazarı olan kitapların her bir yazara ait bölümünün yapıttan ayrı olarak basımı. Ayrıbasım. Dağılmak.

Divided : Munkasem. Ayrılmış. Bölünmüş. Farklı. Parçalarına ayrılmış. Parçalanmış. Ayrı.

Disintegrative : Bütünleyici olmayan. Birleştirici olmayan. Küçük parçalara bölünmeye eğilimli.

Collectives antonyms : distributive.