Companding türkçesi Companding nedir

  • Sıkıştırma-genişletme.
  • Sıkıştırma-genleştirme.
  • Genleştirme.

Companding ingilizcede ne demek, Companding nerede nasıl kullanılır?

Syllabic companding : Hecesel sıkıştırma-genleştirme.

Companies : Birlik. Eşlik. Arkadaşlık. Bölük. Tayfa. Topluluk. Şirket. Misafir. Ortaklık. Şirketler.

Companion : Arkadaş. Diğer parça. Birbirini tamamlayan ya da birbirine uyan bir çift şeyden her biri. Bir çiftyıldızın kütle bakımından küçük olan bileşeni. Kavalye. El kitabı. Refakatçi. Ahbap. Arkadaşlık etmek.

Companion cells : Arkadaş hücreler. Kapalı tohumlu bitkilerde, odun borusu hücrelerinin yanında bulunan özelleşmiş parankima hücreleri. Arkadaş hücreleri.

Companion form : Yandaş biçim.

Companion in arms : Askerlik arkadaşı.

Companion hatch : Kamara kapı ağzı. Gemi kaporta ağzı. Kaporta ağzı (gemi).

Companionability : Sokulganlık.

Companionate : Arkadaşça paylaşılan. Müşterek. Arkadaşça.

Companion ladder : Güverte yolu. Kamara iskelesi. Gemi kıçından ana güverteye giden el merdiveni veya iki katı birbirine bağlayan merdiven (gemide). Gemi içindeki merdiven.

İngilizce Companding Türkçe anlamı, Companding eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Companding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Combination : Uyuşma. Terkip. Kombinasyon. Birleşim. Düzen. Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır. Bağlanma. Birlik. Şifre (kilitte). Tek parça çamaşır.

Mixing : Karıştırma. Karma. İki ya da daha çok özdeğin bir araya gelip birbirinin içine dağılması. Karıştıran. Karışma. Bilgisayar, kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Karıştırıcı. Karışım. Harmanlama.

Bloating : Kabartmak. Genelde yemekten sonra batında oluşan şişkinlik. Şişirme. Şişirmek. Şişme. Genişleme. Tütsülemek (balık). Abdominal distansiyon. Damarlanma (yüzey).

Conjugation : İzdivaç. Birleşme. İlaç veya onun bir metabolitinin molekülüne bir radikalin veya başka bir madde molekülünün kovalent bağlarla bağlanması sonucu oluşan biyotransformasyon biçimi. bakterilerde, siliyatalı protozoonlarda ve kimi mantarlarda iki hücrenin kısa süreli birleşmeleri esnasında mikronükleuslarını ve dolayısıyla dna değişiminin sağlandığı seksüel bir süreç. Mantıksal çarpım. Eşlenme. Evlilik. Cümlede yüklem görevinde bulunan fiil veya ad soylu kelimelerin zaman, şahıs, teklik ve çokluk kavramı veren eklerle girdiği şekil: biliyorum (<bil-iyor-um), bildin (<bil-di-n), bilir (<bil-ir), bileceğiz (<bil-eceğ-iz), bilmişsiniz (<bil-miş-siniz), bilmeliler (<bil-meli-ler), bilsek (<bil-se-k), bilelim (<bil-elim), bilsin (<bil-sin), iyiyim (<iyi-y-im), iyisin (<iyi-sin), iyidir (<iyi-dir), iyiyiz (<iyi-y-iz), iyidirler (<iyi-dirler) vb. Tek hücreli iki organizmanın çekirdeklerinde kromatin değişimi yapmak üzere birleşmesi veya bir maddenin diğer bir maddeyle birleşerek yeni bileşik oluşturması. Çekim. Evlenme.

 

Overlooking : Nazır. Göz yumma. -e karşı.

Blend : Uyum sağlamak. Harmanlamak. Kaynaşmak. Karışmak. Karıştırmak. Karışım. Harman. Harman etmek. Harmanlama.

Admixture : Harman. Karışım. Katkı maddesi. Katma. İlave. Karıştırım. Karıştırma. Katkı. Kimyasal katkı maddesi. Katışık.

Consolidation : Ünite. Sağlamlaştırma. İktisat, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Konsolidasyon. Birleştirme. Birleşim. Toplulaştırma. Sıkılaştırma. Sert hale gelme durumu, konsolidasyon. özellikle akciğer ve meme gibi organlardaki şiddetli bakteriyel enfeksiyonlarda bez lümenlerinin ve hava yollarının eksudatla dolması sonucu biçimlenir. Güçlendirme.

Jointure : Kadına kocasının ölümünden sonra bağlanan sürekli gelir. Kocasının ölümünden sonra karısına miras olarak kalan mülk. Nafaka.

Uniting : Evlenmek. Birleştirici. Birleşmek. Bitişmek. Birlik olmak. Birleştirmek. Kaynaşmak. Bağlamak.

Companding synonyms : change of integrity, interspersal, combining, fusion, blending, affixation, mix, mixture, unification, intermixture, expanding, dominating, confusion, attachment, high, interspersion, temperance, commixture, union, expansion, integration.

Companding zıt anlamlı kelimeler, Companding kelime anlamı

Low : (ses) yavaş. Az. Ucuz. Yıkmak. Böğürmek (inek veya öküz). Böğürme. Alçak. Düşük. Böğürmek.

Disunion : Uyuşmazlık. İkilik. Anlaşmazlık. Bölünme. Ayrılma. Nifak. İhtilaf.