Conjugator türkçesi Conjugator nedir

  • Birleşmiş olan kimse veya şey.
  • Fiil çekimi.
  • Bir araya gelmiş olan veya kaynaşmış olan kimse veya şey.

Conjugator ingilizcede ne demek, Conjugator nerede nasıl kullanılır?

Conjugators : Fiil çekimi. Bir araya gelmiş olan veya kaynaşmış olan kimse veya şey. Birleşmiş olan kimse veya şey.

Conjugate : Eşlenik. Birleşik. Aynı kökten türemiş. Çekmek (fiil). Eşli, eşit iki parçadan oluşan. immunoflouresan veya immünoperoksidaz boya yöntemlerinde olduğu üzere, antijenin tespiti için floresan veya enzim gibi bir belirteç proteiniyle birleştirilmiş antikor molekülünün antijenle birleştirilmesi. Karşılıklı. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çift. Birleşmiş. Birleşmek.

Conjugate acid base pair : Konjüge asit-baz çifti. Bir proton vericisi ve onun uygun proton alıcısından oluşan çift.

Conjugate algebraic number : Eşlenik cebirsel sayı.

Conjugate algebraic numbers : Eşlenik cebirsel sayılar.

Conjugate branch : Eşlenik kol.

Conjugate arcs : Eşlenik yaylar.

Conjugate complex number : Karmaşık eşlenik sayı.

Conjugate antisymmetric : Eşlenik ters bakışımlı.

Conjugate arc : Eşlenik yay.

İngilizce Conjugator Türkçe anlamı, Conjugator eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Conjugator ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Solution : Çözüm. İlaçların su, alkol, yağ ve diğer çözücülerde çözdürülmesiyle hazırlanan ilaç biçimi, solüsyon. Çözüm yolu. Ara verme. Çare. Bir maddenin, çözücü sıvı içinde çözünmesiyle oluşan homojen karışım, eriyik, solusyon, solüsyon. Birbirine benzemeyen molekül yapısındaki iki ya da daha çok özdeğin tektörel karışımı. İçinde birden artık kimyasal tur bulunan tektürel evre. Yol. Bir ya da daha çok sıvı ya da katının tekdüze dağılmış özdeciklerini içeren bir sıvı ya da katı ortamdan oluşan karışım, anlamdaş eriyik.

Conjugate : Birleşmiş. Aynı kökten türemiş. Aynı kökten türemiş sözcük. Eşli, eşit iki parçadan oluşan. immunoflouresan veya immünoperoksidaz boya yöntemlerinde olduğu üzere, antijenin tespiti için floresan veya enzim gibi bir belirteç proteiniyle birleştirilmiş antikor molekülünün antijenle birleştirilmesi. Çekmek (fiil). Fiil çekimi yapmak. Çift olan. Konjugat. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Eşlenik.

Bound : Sıçramak. Bağlı. Sınırlamak. Kuşatmak. Kalgımak. Sekip geri gelmek. Sınırlarını çizmek. Sektirmek. Zıplamak. Zıplaya zıplaya gitmek.

Verb conjugation : Fiil çekme. Bir fiili farklı biçimleriyle kullanma.

Conjugation : Cümlede yüklem görevinde bulunan fiil veya ad soylu kelimelerin zaman, şahıs, teklik ve çokluk kavramı veren eklerle girdiği şekil: biliyorum (<bil-iyor-um), bildin (<bil-di-n), bilir (<bil-ir), bileceğiz (<bil-eceğ-iz), bilmişsiniz (<bil-miş-siniz), bilmeliler (<bil-meli-ler), bilsek (<bil-se-k), bilelim (<bil-elim), bilsin (<bil-sin), iyiyim (<iyi-y-im), iyisin (<iyi-sin), iyidir (<iyi-dir), iyiyiz (<iyi-y-iz), iyidirler (<iyi-dirler) vb. Konjugasyon. Eylem çekimi. Birleşme. Biyoloji, gramer, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir hücreli organizmaların ya da gametlerinin geçici olarak ya da devamlı olarak bir araya gelmesi. konjugasyon. İzdivaç. Tek hücreli iki organizmanın çekirdeklerinde kromatin değişimi yapmak üzere birleşmesi veya bir maddenin diğer bir maddeyle birleşerek yeni bileşik oluşturması. Konjugasyon.

 

Conjugations : Konjugasyon. Tasrif. Mantıksal çarpım. Evlenme. İzdivaç. Evlilik. Çekim. Konjugasyon. Birleşme.

Conjugator synonyms : conjugate solution, conjugators.

Conjugator zıt anlamlı kelimeler, Conjugator kelime anlamı

Free : Beleş. Özgür. Bedava. Serbestçe. Ücretsiz. Parasız. Asalak olmayan, beslenme yönünden bağımsız, kendibeslek olan. Bağımsız. Rahatlatmak. Erkin.

Divided : Bölünmüş. Ayrılmış. Munkasem. Parçalarına ayrılmış. Farklı. Parçalanmış. Ayrı.