Consumption expenditure türkçesi Consumption expenditure nedir

  • İktisadi karar birimlerinin belli bir dönemde tüketim için yaptıkları harcamalar. bk. bütüncül tüketim harcamaları.
  • Tüketim harcamaları.
  • İktisat alanında kullanılır.

Consumption expenditure ingilizcede ne demek, Consumption expenditure nerede nasıl kullanılır?

Consumption : Yoğaltma. İstihlak. Sarf. Gereksinimlerin dolaysız bir biçimde karşılanması amacıyla mal ve hizmetlerin kullanılması. Yoğaltım. Coğrafya, iktisat, ekonomi, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kişilere ilişkin gereksemeler nedeniyle malların ve hizmetlerin tüketilmesi. belirli bir süre içinde tüketilen üretim özdeklerinin tümü ya da bunlardan birisinin gideri. Bitirme. Mal ve hizmetlerin insan isteklerini gidermek üzere son kullanılışı. Harcama.

Expenditure : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Maliyet. Harcama. Sarf. Bir şey satın almak için paranın elden çıkarılması, gelirin kullanılması. bk. gider. Harç. Tüketme. Satın alınan bir mal karşılığı ödenen para. bir değer elde etmek için malı devretmek, gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılan harcamalar. Gider. Masraf.

Individual consumption expenditure : Bireysel tüketim harcaması. Tüketicinin satın aldığı mal ve hizmetler için yapmış olduğu harcama.

 

Public consumption expenditure : Kamu hizmetlerinin görülmesi için gerekli olan mal ve hizmetlerin alımı amacıyla yapılan cari harcamalar. Kamu tüketim harcamaları.

Consumption coagulopathy : Kullanım koagulopatisi. Pıhtılaşma faktörlerindeki azalma. Yaygın damar içi pıhtılaşma. Tüketim koagülopatisi.

Consumption contract curve : Edgeworth kutu diyagramında, malların iki tüketici arasında pareto etkinliğini sağlayacak biçimde dağılan noktaların geometrik yeri. Tüketim sözleşme eğrisi.

İngilizce Consumption expenditure Türkçe anlamı, Consumption expenditure eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Consumption expenditure ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

 

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Consumption expenditure synonyms : abnormal budget receipts, abnormal budget, ability to pay approach, a change in supply, a shift in individual demand, a change in demand.