Contemporary türkçesi Contemporary nedir

Contemporary ile ilgili cümleler

English: Ali is one of the world's most famous contemporary artists.
Turkish: Ali dünyanın en ünlü çağdaş sanatçılarından biridir.

English: He often reads contemporary authors.
Turkish: Genelde çağdaş yazarları okur.

English: He studies contemporary literature.
Turkish: Çağdaş edebiyat okuyor.

English: Although many European researchers have studied ancient Persian literature in the nineteenth century, the new world is not paying attention to our contemporary literature.
Turkish: Birçok Avrupalı ​​araştırmacılar on dokuzuncu yüzyılda eski Fars edebiyatı eğitimi almasına rağmen, yeni dünya çağdaş edebiyatımıza dikkat etmiyor.

English: He was contemporary with Shakespeare.
Turkish: O, Shakespeare'le aynı dönemde yaşadı.

Contemporary ingilizcede ne demek, Contemporary nerede nasıl kullanılır?

Contemporary age : Fransız devriminden (1789) günümüze dek süregelen zaman kesimi. Yakınçağ.

Contemporary history : Yakınçağ tarihi. Modern tarih. Fransız devriminden günümüze değin uzanan tarih. Bu çağa ait olan tarih.

Contemporary with : İle çağdaş.

 

Contemporary world : Çağdaş dünya.

Noncontemporary : Aynı döneme ait olmayan. Çağdaş olmayan. Farklı zaman dilimlerinde vuku bulmuş.

Contemporaneity : Eşzamanlılık. Çağdaşlık.

Contemporaneous : Yaştaş. Eşzamanlı. Çağdaş. Muasır. Özdeş zamanda oluşmuş kayaçlar, ya da özdeş zamanda olmuş olaylar. Eş zaman. Eş yaşlı. Aynı zamanda olan.

Contemporaneous impact matrix : Eş zamanlı ilketki dizeyi.

Contemporaneously homoscedastic : Eş zamanlı tekdeğişirlilikli.

Contemporaneousness : Çağdaşlık.

İngilizce Contemporary Türkçe anlamı, Contemporary eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Contemporary ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Coetaneous : Akran.

Moderns : Çağcıl kimse. Yeni. En yeni. Bugünkü. Modern kimse.

Present day : Günümüzdeki. Günümüzün. Şimdiki. Günümüz. Bugünkü. Zamanımıza ait.

Hippest : Kıç. Gül tohumu. Kalça. Modaya uygun. Kaba et. İçini sıkmak. Kalça eklemi. Çatı dış açısı. Farkında olan. Haberdar.

Newsworthy : Haber olmaya değer. Haber nitelikli. Haber değeri taşıyan. Güncel. Haber değeri olan. Haber olabilecek değer ve önemde. Bahsedilmeye değer. Haber olmaya değecek. Haber olabilir.

Modern day : Modern zaman. Günümüz.

Latter day : Çağa uygun. Son döneme ait olan.

Actuals : Anında alım satım. Hakiki. Asıl. Mevcut. Gerçek. Eylemli. Fiili. Gerçekten.

Contemporaries : Çağdaşlar. Eşzamanlı şey. Akran. Aynı zamanda yaşamış olan kimse.

Current : Bir iletken özdek içinde özgür eksiciklerin, eksi ve artı üşerlerin elektriksel alan etkisi ile akışları. Güncel. Akıntı. Düşünce hayatında ortaya çıkan yeni akım. Akım. Cari. Birim zamanda, dik bir kesitten geçen özdek, kıvıl yük vb. ilişkin nicelik. Suyun akışı. Geçerli. Akarsu debisi.

 

Contemporary synonyms : hipping, latterday, latter, hipper, groovy, topical, groovier, peered, coeval, advanced, actual, coevals, peer, uptodate, equal, cotemporary, equals, of the same age, contemporaneous, modern, hip, up to date, latter days, mod, grooviest, abreast of the times, futuristic, to day.

Contemporary zıt anlamlı kelimeler, Contemporary kelime anlamı

Contemporary antonyms : nonmodern, noncurrent.

Contemporary ingilizce tanımı, definition of Contemporary

Contemporary kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Contemporaneous. Done in, or belonging to, the same times. As, Petrarch and Chaucer were contemporaries. Living, occuring, or existing, at the same time. One who lives at the same time with another.