Convergent türkçesi Convergent nedir
- Birbirlerine yaklaşma eğiliminde olan.
- Yöndeşik.
- Konverjan.
- Çakışan.
- Yakınsak.
- Bir çekitte birleşen.
- Bir noktada birleşen.
Convergent ingilizcede ne demek, Convergent nerede nasıl kullanılır?
Convergent filter : Yakınsak süzgeç.
Convergent integral : Yakınsak integral. Yakınsak tümlev.
Convergent lens : Gelen koşut ışınları eksene doğru kırarak birbirine yaklaştıran, kenarları ortasından daha ince olan mercek çeşidi. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bk. tümsek mercek. Yakınsak mercek.
Convergent product : Anlık ölçerlerinde doğru sayılan ve beklenene uygun düşen yanıt. bk. aykırı ürün. Uygun ürün.
Convergent sequence : Yakınsak dizi.
Convergence : Yaklaşma. Bir noktada birleşme. İki ayrı halk kültürü, olay ya da ürününün zamanla birbirine benzemesi, bk. koşut gelişim. Çeşitli gruplara ait organizmalarda benzer karakterlerin gelişmesi durumu. Bir dizinin ilk n teriminin toplamının, n sonsuza giderken sonlu bir ereye yaklaşması. bir ışıksal dizgenin odak uzaklığının tersi. Bilgisayar, biyoloji, ekonomi, fizik, madencilik alanlarında kullanılır. Yakınsaklık. Bir çekitte birleşme. Kavuşma. Yöndeşme.
Nonconvergent : Yakınsak olmayan. Bir noktaya yönelmeyen. Birleşmeyen. Bir noktada birleşmeyen. Sonlu limiti olmayan (matematik).
Convergence almost certainly : Oldukça kesin yakınsaklık.
Convergent series : Yakınsak dizi. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Terimleri sonsuza dek toplandığında belirli bir sayı veren dizi. Yakınsak seri.
Convergence coil : Toplayıcı bobin. Odaklama bobini.
İngilizce Convergent Türkçe anlamı, Convergent eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Convergent ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Focussed : Odağa getirilmiş. Üzerine odaklanılmış. Anlaşılır yapılmış. Konsantre olan (bir görev üzerinde, vb.). Odaklanmış. Merkezde toplanan.
Oblique : Eğri. Eğilim. Yoldan çıkmış. Sapmak. Şevli. Oblik. Meyilli. Yatık. Dolambaçlı. Mail.
Confluent : Birleşen. Bir başka akarsuyla birleşen akarsu. Birbirine karışan. Birbirine akarak birleşen (akarsu vb). Bitişik mukozit. İki akarsuyun birbirine karıştığı, birinin ötekine eklendiği yer. Birlikte akan. Akarsu kavşağı. Birbirine karışan akarsu.
Convexes : [#tümsek Tümsekli]. Konveks. Dışa bombeli. Açıklığı aşağı bakan. Tümsek. Dışbükey. Kabarık.
Merging : Kaynaşmak. Karışmak. İki ya da daha çok ortaklığın bir araya gelmesi, birleşerek bir ortaklık kurmaları. Güçlü bir ortaklığın tecimsel gücünü ve hukuki görüntüsünü kaybetmiş diğer bir ortaklığın borçlu ve alacaklı değerleriyle yükümlenmek ve bunlardan doğacak her çeşit sonuçları da üzerine almak suretiyle onunla birleşmesi. Başka başka doğrultulu kıvrımların birbirine yaklaşması. Birleştiriliyor. Girişim. Katılma. Çatışma. Birbirinden ayrı iki ya da daha çok mal yapısının saptanması ve kabul edilen biçim ve koşullarla birleştirilerek bir tek ortak mal yapısı elde edilmesi.
Converging : Birbirine yaklaşan.
Convex : Dışa bombeli. Konveks. Dışbükey. Tümsekli. Tümsek. Açıklığı aşağı bakan. Kabarık.
Focused : Odaklanmış. Odağa getirilmiş. Konsantre olan (bir görev üzerinde, vb.). Üzerine odaklanılmış. Anlaşılır yapılmış. Merkezde toplanan.
Convergent zıt anlamlı kelimeler, Convergent kelime anlamı
Divergent : Birbirinden ayrılan. Fizik, uzay, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Farklı. Muhtelif. Iraksak. Çeşitli. Uyumsuz. Görüntüyü uzaklaştırma özelliği taşıyan, (mercek vb). Birbirine karşı. Dıvergent.
Parallel : Paralel olmak. Benzetmek. Paralel olarak koymak. Alıcı ile alıcı yönetmeni ve yardımcısının yüksek görüş noktasında çalışabilmelerini sağlamak için yapılmış ayaklı, dört köşe, yüksekçe kürsü. Yakın. Yeryuvarlağında eşleğe koşut, gökküresinde tutulum'a ya da gök eşleğine koşut daire. Eşit olmak. Paralel çizgi. Kıyaslanabilir. Karşılaştırmak.
Perpendicular : Amudi. Bir noktadan bir çizgiye ya da bir yüzeye dik açı altında inen doğru. Dik. Dikey. Doğru. Dikey çizgi. Şakuli. Dikme. Düşey.
Convergent ingilizce tanımı, definition of Convergent
Convergent kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Tending to one point of focus. Converging. Tending to approach each other.

Bu kısımda Convergent kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Convergent ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Convergent anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Convergent ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.