Correl türkçesi Correl nedir

Correl ile ilgili cümleler

English: I used to correlate love with sex.
Turkish: Eskiden sevgi ile cinselliği ilişkilendirirdim.

Correl ingilizcede ne demek, Correl nerede nasıl kullanılır?

Correlatable : Bağ kurulabilen. Kıyaslanabilen. Başvurulabilen. Bağlantılı olabilen.

Correlate : Aralarında uygunluk sağlamak. İlişkili olmak. Karşılıklı ilişkisi olmak. Aralarında ilişki kurmak. İrtibatlandırmak. Bağlantılı olmak. İlişiği olmak. Bağlantı kurmak. İlişkilendirmek. İlişkisini ortaya çıkarmak.

Correlate with : İlişkili olmak.

Correlated : Karşılıklı olarak ilişkili olan. İlişkili. İlintili.

Correlated effects : İlgileşimli etkiler.

Correlation coefficient : İlinti katsayısı. İlişki katsayısı. Bağıntı katsayısı. Bağlantı katsayısı. Korelasyon katsayısı. Her ikisi de nicel olan herhangi bir x tesadüfi değişkeniyle y tesadüfi değişkeni arasındaki bağıntının yönünü ve derecesini gösteren bir ölçü, r. Korelasyon kat sayısı. Değişkenlerin doğrusal olarak ilişki olduğu dereceyi ölçen 1 ve -1 arasındaki sayı (istatistik). Ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. İlgileşim katsayısı.

Correlation diagram : Korelasyon diyagramı.

 

Correlation : Nispet. Bağlılaşma. Değişimli ünsüzler. Bağlantı. Karşılıklı ilişki. Bağlılık derecesi. Her ikisi de nicel olan herhangi bir x tesadüfi değişkeniyle y tesadüfi değişkenin aldığı değerler dizisi arasında bir uygunluk halinin olup olmadığını araştıran yöntem. İki niceliğin birbirine karşılıklı bağlı olma ölçüsü. Karşılıklı bağıntı. birbiriyle eşleştirilen iki küme ölçü sonuçları ya da aynı cinsten verilere ilişkin iki gözlem dizisi arasındaki bağıntı. iki puan ya da ölçü arasındaki ilişki ya da birlik; bir puanın, bir başkasıyle aynı zamanda gösterdiği değişme eğilimi. İlinti.

Correlated response : Birbiriyle ilişkili başka bir özellik için seleksiyon uygulaması sonucu bir özelliğin değişmesi. İlişkili cevap.

Correlated reference : İlişkili gönderi.

İngilizce Correl Türkçe anlamı, Correl eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Correl ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Canthus : Kantus. Gözün iç ve dış köşeleri (anatomi terimi). Gözün iç ve dış köşeleri. Göz köşesi, göz açısı.

Appendant : Eklenen. Merbut. Mülhak. Ait. İlişkin. Muallakta. Eklenmiş. Müteallik. Takılı.

Relative : Bilgisayar, fizik, sosyoloji alanlarında kullanılır. Hısım. İlgili. İzafi. İlgi zamiri. Bir olayın başka olaylarla ilişkili, bağlantılı ve onlara bağımlı olması niteliği. Göreli. Oranlı. Karşılaştırmalı.

Appurtenant : Merbut. Müteallik. Ait. Tabi. Müteferri.

Adhesive : Yapışık. Adhezif. Yapıştırıcı. Zamk. Fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yapışıcı. Filmin yapıştırılmasında kullanılan sıvı yapıştırıcı. Özdekleri, gereçleri birbirine kimyasal ya da fiziksel olarak bağlayan ya da yapıştıran herhangi bir özdek. Değişik bir özdeğe, fiziksel kuvvetlerle tutunup kalabilme özelliğinde olan.

 

Amenable : Tabi. Yükümlü. Cevap verebilir. Uyumlu. Mükellef. Uysal. Aklı başında. Uygun. Sorumlu. Tabi olan.

Correlative : Bağıntılı şey. Korelatif. Bağıntılayıcı. Karşılıklı. Bağlılaşık sözcük. Bağlantılı. Bağlılaşık. Mütekabil. Benzer.

Anastomotic : Ağa ile çevrilmiş. Ağ gibi bölünmüş. Anastomotik. Ağa gibi.

Country : Taşraya ait. Taşraya özgü. Kır. İl. Kırsal kesim. Memleket. Arazi. Bölge. Ülke. Yöre.

Adhered : Yapışmak. Bağlı kalmak. Yapışık. Sadık. Bağlanmak. Katılmak. Bitiştirmek.

Correl synonyms : area, correlation, appertaining, correlatives, allegiant, affined, associated with, affiliated, adherents, anchored, adjective, consistent, ancillary, point, dependant, adherent.

Correl zıt anlamlı kelimeler, Correl kelime anlamı

Refrain : Çekinmek. Alıkoymak. Kendini tutmak. Geri durmak. Frenlemek. Kaçınmak. Nakarat. Sakınmak.

Exempt : İstisna etmek. Serbest. Bağışık. Çürüğe çıkarmak. Hariç. Ayrılık. Hariç tutulmuş. Muaf. Hariç tutmak.

Falsify : Yanıltmak. Aslı olmadığını ispatlamak. Tahrifat yapmak. Üzerinde oynamak. Kalpazanlık yapmak. Taklit etmek. Belgede tahrifat yapmak. Oynama yapmak. Değiştirmek. Saptırmak.