Crime scene türkçesi Crime scene nedir

  • Suç mahalli.
  • Suç yeri.
  • Olay yeri.

Crime scene ile ilgili cümleler

English: She was at the crime scene.
Turkish: O, suç mahallindeydi.

English: Police questioned many persons who worked near the crime scene.
Turkish: Polis olay yerine yakın çalışan birçok kişiyi sorguladı.

English: Burak was the first officer to arrive at the crime scene.
Turkish: Burak olay yerine varan ilk polis memuruydu.

English: The crime scene was in a delapidated motel.
Turkish: Olay yeri harap olmuş bir moteldeydi.

English: Police cordoned off the crime scene.
Turkish: Polis olay yerini kordon altına aldı.

Crime scene ingilizcede ne demek, Crime scene nerede nasıl kullanılır?

Crime : Cürüm. Bir toplumda haksız sayılıp, yazılı-yazısız kurallarla yasaklanan ve yaptırımlara bağlanan davranış ve eylem. devletçe yasalarla tanımlanıp yaptırıma bağlanmış olan kurallara aykırı davranış. Mantıksızlık. Cürm. Acımaya yol açacak kötü davranış. Hukuk, sosyoloji alanlarında kullanılır. Suçlu bulmak. Sabıka. Cinayet romanı. Aptallık.

Scene : Dekor. Patırtı. Faaliyet alanı. Manzara. Sahne dekoru. Görünüm. Bir tiyatro metninde baş oyun kişisinin ya da önemli kişilerinin yönelişlerini başlatıp bitiren kesim. bir tiyatro yapısında oyuncuların oynamaları için özel olarak yapılmış ve genellikle yükseltilmiş oylum ya da alan. Mizansen. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Tablo.

 

Crime against humanity : İnsanoğlunun en temel haklarını çiğneyen eylemler (özellikle savaş sırasında işlenen suçlar). İnsanlık suçu. İnsanlığa karşı suç. İnsanlığa karşı işlenen suçlar.

Crime prevention : Suç önleme.

Crime rate : Suç oranı.

Crime reporter : Adliye muhabiri. Sakçı muhabiri.

İngilizce Crime scene Türkçe anlamı, Crime scene eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Crime scene ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Locality : Mevki. Muhit. Yöre. Mevzi. Mekan. Yer. Mahal. Bölge. Civar.

Scene of crime : Cinayet işlenen yer.

Scene of the crime : Suçun işlendiği yer.

Theatre : Amfi. Geniş anlamı içinde, dram sanatının yönetmen, oyuncu, tasarım sanatçıları, uygulayımcılar, uzmanlar ve seyircinin etkileşimi ile ortaklaşa üretilmesi. dramatik gösterilen tümü. betik dışında kalan tiyatroluk öğelerin tümü. 4 - oyun oynama eylemi. 5 - oyunların oynandığı yapı, alan ya da yer. 6 - etkinliğine ilişkin olarak tiyatral gereçler ya da yöntemler. Tiyatroyu, bütün sanat dallarıyla uyumlu bir biçimde kaynaştırarak ortaya çıkartmayı doğru bulan tiyatro anlayışı. Sahne. Tümcül tiyatro. Dramatik oyunların çalışıldığı, kotarıldığı ve oynandığı yapı. Gösteri evi. Meydan. Ameliyathane.

Locale : Yöre. Mahal. Yerel. Yerel ayarlar. Bir olayın geçtiği yer. Özellikle belirli bir olayın oluştuğu veya geçtiği yer. Yer. Yerel ayar. Yer (bir olayın geçtiği).

Scene : Görünçlük. Keste. Sahne dekoru. Oyunluk. Rezalet. Mizansen. Bireycil ya da kümecil oyunda birey ya da kümenin günlük yaşam görüntülerini sergilediği, esnek gözlem öğeleriyle donatılmış eylem ye gözlem alanı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Patırtı. Tablo.

 

Venues : Cinayet mahalli. Yarış alanı. Bir etkinliğin gerçekleştiği yer. Toplantı yeri. Mahkeme yeri. Mekan. Alan. İnsanların buluşmayı veya bir şey kurmayı kararlaştırdıkları herhangi bir yer. Yer. Gösteri merkezi.

Scenes : Olay. Manzara. Mizansen. Dekor. Sahne. Sahne dekoru. Rezalet. Faaliyet alanı.

Scene of accident : Kaza yeri.

Venue : İnsanların buluşmayı veya bir şey kurmayı kararlaştırdıkları herhangi bir yer. Cinayet mahalli. Bir etkinliğin gerçekleştiği yer. Karşılaşma yeri. Buluşma. Randevu. Yarış alanı. Alan. Buluşma yeri.

Crime scene synonyms : settings, locales, setting.