Cross the line türkçesi Cross the line nedir

  • Sınırı aşmak.
  • Fazla ileri gitmek.
  • Abartmak.
  • Çizgiyi geçmek.
  • Çizgiyi aşmak.

Cross the line ingilizcede ne demek, Cross the line nerede nasıl kullanılır?

Cross : Karşıt. Kesişen. Karşıya geçmek. İkili te. Öbür tarafına geçmek. Aksi. Düzenbaz. Kesişmek. Çarmıh. Hilekar.

The : Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Line : Düzdizim çizgisi. Doldurmak. Kaplamak. Astar kaplamak. Çizmek. Askı halatı. Tenis, futbol, bilgisayar, bilişim, masa tenisi, sinema, televizyon, voleybol alanlarında kullanılır. Oyun alanını sınırlamak, belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru. (genellikle kireçli su ile çizilir.). Sıralamak. Oyun alanının sınırlarını belirten boyalı şerit.

Cross the bridge : Köprüden geçmek. Köprüyü geçmek.

Cross the frontier : Sınırı geçmek.

The line : Ekvator. Hat.

Above the line transactions : Ödemeler bilançosunda mal, hizmet ve sermaye hareketlerini kapsayan bölümlerde yer alan ve ödemeler dengesi fazlası ya da açığına yol açan işlemler. krş. otonom işlemler, denkleştirici işlemler. Çizgi üstü işlemler.

 

Cross the road : Yolun karşısına geçmek.

Acted in the line of duty : Görevi gereği hareket etti. Görevini yerine getirdi.

Below the line : Çizgi altı. Normalin altında. Pazarlama bütçesinin medyada yayınlanan reklamlara ait kısmı dışındaki harcamaları. Satır altına.

İngilizce Cross the line Türkçe anlamı, Cross the line eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cross the line ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Outrunning : -den daha hızlı koşarak kurtulmak. Önden koşmak. -den kaçmak. -den daha hızlı koşmak. Geçmek. Daha hızlı koşmak. Çıkış. Aşmak.

Aggrandize : Artırmak. Büyütmek. Yüceltmek. Çoğaltmak.

Aggrandised : Güçlendirilmiş (ayrıca aggrandized). Çoğaltılmış. Artırmak. Çoğaltmak. Yüceltmek. Abartılmış. Büyütülmüş. Büyütmek.

Outruns : -den daha hızlı koşarak kurtulmak. Geçmek. Daha hızlı koşmak. -den daha hızlı koşmak. Aşmak. -den kaçmak. Önden koşmak. Çıkış.

Carry to excess : Fazla abartmak. İfrata vardırmak.

Oversteps : Aşmak (sınır). Tecavüz etmek (sınır). Sınır aşmak. Aşmak. Çok ileri gitmek. Geçmek.

Fudges : Taklidini yapmak. Yarım yamalak yapmak. Biraz uydurmak. Uydurmak. Kaçınmak. Sahtekarlık yapmak. Kesin bir tavır almamak. Sözünü tutmamak.

Aggrandizes : Yüceltmek. Artırmak. Çoğaltmak. Büyütmek.

Fudging : Kesin bir tavır almamak. Kaçınmak. Geçiştirmek. Sözünü tutmamak. Yarım yamalak yapmak. Sahtekarlık yapmak. Uyduruk kaydırık yapmak. Biraz uydurmak. Taklidini yapmak.

Aggrandizing : Büyütmek. Artırmak. Çoğaltmak. Yüceltmek.

Cross the line synonyms : overstep, to go far, carry things too far, fudged, exceeds, adorn, ballooned, go to extremes, be beyond the pale, outrun, overstepping, overstep the mark, carry too far, fudge, exceed, come it too strong, outran, balloon, exceeded, aggrandise, balloons, color, aggrandized.