Crossbench türkçesi Crossbench nedir

Crossbench ingilizcede ne demek, Crossbench nerede nasıl kullanılır?

Crossbeam : Kiriş. Kuşak kirişi inşaat. Enine kiriş. Kuşak kirişi (inşaat). Bağlama. Çapraz kiriş. En kirişi.

Crossbeams : Bağlama. Kuşak kirişi inşaat. Kuşak kirişi (inşaat). Enine kiriş. Çapraz kiriş. Kiriş. En kirişi.

Crossband : Çaprazbant.

Crossbar : Çapraz kol. Krosbar. Üst boru. Kale üst direği. Enine bağlantı. Travers. Çubuk. Sürgü. Engel çubuğu. Kol demiri.

Crossbars : Çapraz kol. Üst boru. Sürgü. Travers. Kale üst direği. Çubuk. Bağlama çubuğu. Kol demiri. Krosbar. Engel çubuğu.

Crossbreeding : Farklı iki veya daha fazla ırka ait hayvanlar arasında yapılan birleştirme, çaprazlama. Melez yetiştirme. Melezleme. Irk karışımı. Melezleştirmek. Çaprazlama. Irkların karışması.

Crossbow : Arbalet. Tatar yayı. Yaylı tüfek.

Crossbones : Tehlikeyi işaret eden çapraz kemikler ve kafatası. Ölüm tehlikesi işareti. Çapraz kemik işareti.

Crossbrace : Çapraz bağlantı. Çapraz gergi çubuğu.

Crossbill : Çapraz gaga. İspinoz kuşu. Kapalı iken kesişen ve kuşun kozalakların çekirdeğini çıkarmasını sağlayan çene kemiği olan birkaç kuş türünden herhangi biri. Çaprazgaga. Çapraz gagalı ispinoz. Ötücü kuşlar (passeriformes) takımının, ispinozgiller (fringillidae) familyasından 17 cm kadar uzunlukta, gagası çapraz biçiminde ve kuyruğu kısa, erkeğinin rengi tuğla kırmızısı, dişisinin sırtı kül kahverengi, karnı yeşil kül rengi olan, avrupa, asya, kuzey ve orta amerika'da toplu halde ormanlarda yaşayan bir tür.

 

İngilizce Crossbench Türkçe anlamı, Crossbench eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Crossbench ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Free standing : Serbest. Serbestçe duran. Ayaklı. Ayaklı ürün. Solo.

Disinterested : Karşılık beklemeden yapılan. Bir konuyla hiçbir ilgisi olmayan. Bir konuda hiçbir çıkarı olmayan (kimse). Önyargısız. Umursamaz. Yansız. İlgisiz. Lakayıt. Kişisel duygularla etkilenmeyen.

Self supporting : Kendi masraflarını karşılayabilen. Kendi ağırlığını taşıyan. Ekonomik özgürlüğüne kavuşmuş. Kendi kendini geçindiren. Kendini geçindiren. Kendini taşıyan. Tek başına geçinebilen. Kendi kendine yeten.

Adiaphorous : Kayıtsız. İlgisiz. Aldırmaz.

Colorless : Anlamsız. Renksiz. Yansız. Cansız. Silik. Donuk. Soluk. Tekdüze. Solgun.

Distinct : Aşikar. Ayrı. Seçik. Muhakkak. Belirgin. Farklı. Açık. Bariz. Başka.

Freest : Kısıtlanmamış. Bedava. Açık. Ücretsiz. Muaf. Vergiden muaf. Özgür. Parasız. Rahatlatmak.

Candid : Açık. Gerçek. Samimi. Gizli çekimde kullanılan. Dürüst. İçten. Asıl fikrini gizlemeyen. Toksözlü. Açık yürekli. Candan.

Fancy free : Serbest. Kafasına göre takılan. Boşta. Sevgilisi olmayan. Aşığı olmayan. Özgür. Bekar. Aşktan azade. Kalbi boş.

Equitable : Hakkaniyete uygun. Adalet. Adalete uygun. Haktanır. İnsaflı. Adaletli. Adil. Eşitlikçi.

Crossbench synonyms : detached, freestanding, sovereign, fair minded, impartial, independent, free lance, distanced, freer, dispassionate, evenhanded, self contained, free from bias, seat, judicial, self reliant, even handed, clinical, colourless, free.