Crunching türkçesi Crunching nedir

  • Dişleriyle çiğneme.
  • Öğütme.
  • Hatır hutur.
  • Hatır hatır.
  • Hatır hutur yeme.

Crunching ile ilgili cümleler

English: What are you crunching on?
Turkish: Hatır hutur ne yiyorsun?

English: What's that crunching sound?
Turkish: O kütürtü nedir?

English: Ali could hear Mary crunching on a carrot.
Turkish: Ali Mary'nin hatır hutur havuç yediğini duyabiliyordu.

Crunching ingilizcede ne demek, Crunching nerede nasıl kullanılır?

Number crunching : Yoğun hesap. Yoğun hesaplama. Büyük miktarda veri işleme.

Scrunching : Ezmek. Hışırdatmak. Çatırdamak. Ezme. Çatırdatma. Çatırdatmak. Çıtırdamak. Sıkma.

Crunchier : Kütür kütür (meyve). Kıtır kıtır. Kütür kütür. Gevrek. Çıtır çıtır. Çıtırdak.

Crunchiest : Çıtır çıtır. Kütür kütür. Kıtır kıtır. Kütür kütür (meyve). Çıtırdak. Gevrek.

Crunch tone : Genellikle bir miktar baskılanmış ve kadim ingiliz yükselteçleri ile özdeşleşmiş coşkun gitar tonu. Kıtır ton.

Scrunch up : Kırışmak. Buruşmak. Çömelmek.

Crunchy : Çıtırdak. Gevrek. Kütür kütür (meyve). Çıtır çıtır. Kütür kütür. Kıtır kıtır.

Come to the crunch : Paçası sıkışmak.

Crunched : Hışırdamak. Çatırtı ile ezmek. Çıtırdamak. Katır kutur yemek. Ezmek. Hart hurt yemek. Öğütmek. Çiğnemek. Kütürdetmek. Çıtır çıtır yemek.

 

Scrunch : Çıtırdamak. Sığıştırmak. Hışırdatmak. Buruşmak. Çatır çutur yemek. Çömelmek. Sığışmak. Kırışmak. Ezmek. Çatırdamak.

İngilizce Crunching Türkçe anlamı, Crunching eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Crunching ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tripsis : Ezerek toz haline getirme. Şampuan.

Trituration : İnce toz yapma. İnce toz haline getirilmiş madde. Triturasyon. Toz haline getirme. Tritürasyon. Öğüterek toz haline getirme. Ezerek toz haline getirme.

Actuation : Aktivasyon veya etkinleştirme. Tahrik. Çalıştırma. İşletme. Gerçekleşme. Harekete geçirme.

Millings : Çekme. Paranın kenarındaki tırtıllar. Dinkleme. Freze yapma. Haddeden geçirme. Kendinden çok emin. Değirmencilik. Frezeleme. Frezleme.

Grindings : Taşlama. Ezme. Eyelemek. Aşındırma. Gıcırdama. Rodaj. Bileme. Sürtme. Öğütücü.

Granulation : Taneleme. Yangı sonucu oluşan küçük, yuvarlak, kitle biçimindeki patolojik oluşum, yaraların içinde oluşan ve onların birleşmesini sağlayan küçük tanecikler. Kristalize olma. Tanecik oluşumu. Granülasyon. Bulgurlanma. Taneleşme. Tane dağılımı. Ufalandırılma.

Powdering : Toz haline getirme. Tozlanma. Katı özdeklerin boyutlarını, çeşitli fiziksel kuvvetlerin yatay ve dikey etkileriyle küçültme. Tozlama.

Milling : Çekme. Kendinden çok emin. Paranın kenarındaki tırtıllar. Değirmencilik. Frezleme. Dinkleme. Katı özdeklerin boyutlarını, çeşitli fiziksel kuvvetlerin yatay ve dikey etkileriyle küçültme. Freze yapma.

Propulsion : Tahrik. İleriye doğru sürme. Yürütücü güç. Sevk. İleri itiş. İtme. İleriye sürme. Yürütme. İtici güç.

 

Painful : Ağrıtan. Eziyetli. Acı veren. Can sıkıcı. Üzücü. Acıtan. Sancılı. Yorucu. Acıca. Ağrılı.

Crunching synonyms : grinding, granulations, racking, fine grinding.

Crunching zıt anlamlı kelimeler, Crunching kelime anlamı

Painless : Sancısız. Istırap vermeme. Zahmetsiz. Acısız. Istırap vermeyen. Meşakkatsiz. Ağrısız.

Constructive : İnşaat. Yardımcı. Yaratıcı. Geliştirici. Yapısal. Müspet. İnşaatla ilgili. Hukuken varsayılan. Olumlu. Yararlı.