Cue somebody in türkçesi Cue somebody in nedir

  • Bilgi vermek.

Cue somebody in ingilizcede ne demek, Cue somebody in nerede nasıl kullanılır?

Cue : Bilardo sopası. Başlama işareti. Fikir. Sinema ve televizyon çalışmalarında yapım takımının sessizce anlaşması, belli işlerin başlama ve bitişlerinin, gerçekleştirilmesinin belirtilmesi için el ve kolla, ışıkla, kulaklıklardan sesle verilen komutlar. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İsteka. Belirti. Sufle etmek. Son söz. Alıcı ışığı.

Somebody : Birisi. Kimse. Bazısı. Önemli kimse. Bir kimse. Kimisi. Biri. Önemli birisi. Şahsiyet.

In : İçeri. Olarak. İçinde. De. İktidardaki. Da. İçine. Tutulan. Gelmiş olan. İçeri doğru yönelen.

Argue somebody into something : Razı etmek. İkna etmek.

Ask somebody in : Buyur etmek. İçeriye davet etmek.

Give somebody in charge : Tutuklatmak. Polise teslim etmek.

Drive somebody into a corner : Köşeye sıkıştırmak.

Beckon somebody in : Girmesini işaret etmek.

Call somebody in testimony : Tanık olarak çağırmak.

Catch somebody in the act : Suçüstü yakalamak.

İngilizce Cue somebody in Türkçe anlamı, Cue somebody in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cue somebody in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Apprizes : Fiyat saptamak. Değer biçmek. Değer vermek. Bildirmek. Haberdar etmek. Değerini yükseltmek. Haber vermek. Söylemek. (eski kullanım) tahmin etmek.

 

Acquaints : Haber vermek. Vakıf olmak. Bildirmek. Tanıtmak. Tanışmak. Haberdar etmek. Bilmek.

Acquainting : Bildirmek. Haber vermek. Tanıtmak.

Apprize : Değerini yükseltmek. Haberdar etmek. Değer vermek. Söylemek. (eski kullanım) tahmin etmek. Fiyat saptamak. Değer biçmek. Haber vermek. Bildirmek.

Apprised : Bildirmek. Söylemek. Haberdar etmek. Haber vermek.

Charge : Uyarmak. Hücum etmek. Besleme. Yük. Bir yoğunlaç ya da akımsaklar üzerinde toplanmış erke. Çevresinde kıvıl alan yaratan, artı ya da eksi alabilen temel tanecik özelliği, niceliği. Yüklemek (enerji veya elektrik). Suçlamak. İtham etmek. Saldırmak.

Cleared : Aşmak. Gidermek. Açıklamak. Kaldırmak. Kazanmak. Tahliye etmek. Sıyırıp geçmek. Kurtarmak. İlişkisiz.

Apprized : Söylemek. Haber vermek. Fiyat saptamak. Haberdar etmek. Bildirmek. Değer biçmek. Değerini yükseltmek. Değer vermek. (eski kullanım) tahmin etmek.

Clearing up : Bulmak. Halletmek. Temizlemek. Aydınlatmak. Aydınlığa kavuşturmak. Açıklamak. Tasfiye etmek. Aydınlanmak. Çözülmek.

Apprise : Bildirmek. Söylemek. Haberdar etmek. Haber vermek.

Cue somebody in synonyms : apprises, apprising, break news, clear up, clears, acquaint.