Curdle the blood türkçesi Curdle the blood nedir

  • Kan pıhtısı.
  • Çok korkutmak.
  • Dehşete düşürmek.
  • Kanı donmak.
  • Kanını dondurmak.

Curdle the blood ingilizcede ne demek, Curdle the blood nerede nasıl kullanılır?

Curdle : Süt kesmek. Süt kesilmek. (süt) kesilmek. Donmak. Pıhtılaşmak. Kesilmek. Pıhtılaştırmak. Sütü kesmek. Kaymak tutmak. Peynirleşmek.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Blood : Mizaç. Huy. Dem. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kan. Soy. İlkellere göre insana güç ve dirim veren, ruhu barındıran, kötülüğü uzaklaştıran, pisliği arıtan erginleme törenlerinde, kan kardeşliğinde, büyücülükte, beslenmede önemli yeri olan sıvı. Omurgalılarda oksijenin ve karbondioksitin taşınmasında görevli kırmızı kan hücreleri, organizmanın savunmasında görevli beyaz kan hücreleri ve kanın pıhtılaşmasında görevli olan kan pulcukları ve plazmadan oluşan sıvısal doku. kan proteini, kıl, mide içeriği ve idrar vb. yabancı maddeden arındırılmış temiz, taze, bütün veya suyu alınmış hayvan kanının hızlı bir biçimde dondurulması veya soğutulmasıyla elde edilen ürün, hayvan kanı. Adam öldürme. Yapı.

 

Run in the blood : Mayasında olmak.

Stir the blood : İlgisini çekmek. Heyecanlandırmak. Canı istemek. Kanını kaynatmak.

İngilizce Curdle the blood Türkçe anlamı, Curdle the blood eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Curdle the blood ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Appal : Korkutmak. Şoka uğratmak. Sarsmak. Dehşete düşmek. Yıldırmak. Şoke etmek. Ürkütmek.

Consternating : Korkutmak. Hayret ettirmek. Yıldırmak. Engellemek. Endişe sarmak.

Fazed : Moralini bozmak. Ödünü koparmak. Rahatsız etmek (argo terim). Düşündürmek. Cesaretini kırmak. Altüst etmek. Sinirlerini bozmak. Çözmek. Korkutmak.

Clot of blood : Birbirine bağlanıp kalmış kan hücreleri kitlesi. Kan hücrelerinin pıhtılaşması.

Thrombus : Canlıda, fibrin, kan pulcuğu ve hücresel elemanlardan oluşan, oluştuğu noktada damarın veya kalbin iç yüzünün tıkanmasına neden olan kan pıhtısı. tıkaç. Damar içi pıhtılaşması. Trombüs. Damarı tıkayan pıhtı. Tıkaç. Tromboz. Tıkanıklık. Trombus.

Embolus : Damar tıkantısı. Kan dolaşımında bulunan çözünmeyen bir madde kümesi (tıp veya medikal terimi). Embolüs. Kan veya lenf damarı içerisinde yüzen ve damar iç boşluklarının mekanik olarak daralmasına veya tıkanmasına neden olan katı, sıvı veya gaz halindeki yabancı cisim. embolusların büyük çoğunluğu kısmen veya bütünüyle yerinden kopmuş trombüslerden oluşur. tıkaç. Emboli. Tıkaç. Damar içinde yüzen ve damar lumenlerinin mekanik olarak daralmasına veya tıkanmasına neden olan doku parçası, bakteri kümesi ve yağ damlacığı gibi katı veya hava kabarciğı gibi maddeler. Embolus.

 

Goring : Peş kumaş. Boynuzlama (boğa). Peş. Peş koymak. Kan. Boynuzla yaralamak. Süsmek. Boynuzlamak. Peş kesmek.

Terrorised : Korkutulmuş. Terörize edilmiş. Gözdağı ve tehdit yoluyla baskı altında tutmak veya egemen olmak (ayrıca terrorize). Dehşet salmak. Dehşete düşürülmüş. Gözünü korkutmak.

Terrorising : Tedhiş. Terör estiren. Terörize etme. Terör estirme. Gözdağı ve tehdit yoluyla baskı altında tutmak veya egemen olmak (ayrıca terrorize). Dehşet salmak. Gözünü korkutmak.

Faze : Altüst etmek. İki ayağını bir pabuca sokmak. Korkutmak. Çekindirmek. Çözmek. Telaşlandırmak. Ödünü koparmak. Cesaretini kırmak. Düşündürmek.

Curdle the blood synonyms : blood cloth, alarm, cruor, appals, petrify, dismayed, gore, petrifies, dismays, grume, dismaying, dismay, blood clot, thrombi, terrify, scare the daylights out of, appaling, consternate, terrifies, blood coagulum, emboli, appalls, gores, appall, be shocked, affear, terrorise, be petrified.