Curling türkçesi Curling nedir

Curling ile ilgili cümleler

English: Jale’s cat is so sweet that I really don’t mind him curling up in my lap, but the way he insists on kneading my legs with his claws makes me feel like a pincushion.
Turkish: Jale'nin kedisi o kadar tatlı ki onun kucağımda kıvrılıp yatmasını gerçekten umursamıyorum fakat pençeleriyle bacaklarımı ovmakta ısrar etme tarzı bana iğne yastığı gibi hissettiriyor.

English: Curling is my favorite sport to watch.
Turkish: Körling izlemek için en sevdiğim spor.

Curling ingilizcede ne demek, Curling nerede nasıl kullanılır?

Curling iron : Saç maşası. Saçı kıvırcık yapmak için kullanılan elektrikli el aleti.

Curling irons : Saç maşası.

Curling press : Kenar kıvırma presi.

Curling tongs : Saç maşası.

Curlings : Bükülme. Kıvrım. Kıvrılma. Kıvırma. Bükme. Kenar kıvırma. Saç kıvırma. Kıvrımlara sahip. Kaydırmaca izi.

Curl field : Dolam alanı.

Curlicues : Süslü kıvrım. Kıvrımlı çizgi.

Curl up : Bükmek. Kıvırmak. Kıvrılmak. Bükülmek.

Curliest : Kıvrımlı. Bukleli. Ondüle. Kıvırcık. Büklüm büklüm. Kıvrık. Kıvır kıvır.

Curliness : Kıvrıklık. Kıvırcık olma. Dalgalı olma. Kıvırcıklık.

 

İngilizce Curling Türkçe anlamı, Curling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Curling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Frizz : Kıvırmak. Kıvrılmak. Bukle. (saç) kıvırmak. Kreplemek. Cızırdayarak kızarmak. Bukle olmak.

Flexion : Esneme. Eğilme. Çekim (dilbilgisi terimi). Burkulma. Çevrilme. Dirsek. Büküm. Bükülüm.

Inflection : Dönüm. Bir konuşma tümcesinde müzik notalarının kullanılması, ses tavrının ve uzamının değişmesi. Sesin yükselip alçalması. Çekim eki. Çekim. Tasrif. Eğilme. Büküm. Bükün.

Entwisting : Kıvırmak. Burmak. Örmek. Bükmek. Sarma. Sarmak. Dolaştırma. Örme.

Game : Sakat. Hevesli. Yiğit. Hazır. Sakat (kol veya bacak). Kumar oynamak. Av eti. Aksak. Karşılaşma.

Folding : Katlanan. Paftalama. Katlanır. Yerkabuğunun oluşum evreleri boyunca, yer teknelerinde birikerek kalın katmanlar oluşturan tortuların, içgüçlerin yarattığı yan basınçlarla sıkışıp sertleşerek, dalgalı bir yüzey durumunda yükselmeleri olayı. bk. kıvrımlı dağlar. Açılıp kapanabilen. Bir sayının başka bir sayıyla çarpıldığında ya da sağa iler- lendiğinde kaç kez arttığını gösteren dizgesel özellik. Kırma. Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır.

Flection : Esneme. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Eğilme. Büküm. Bükün. Çekim (dilbilgisi terimi).

 

Meandering : Dolambaçlı yol. Dolanma. Kıvrımlı. Menderesli akış. Dolambaçlı.

Twisting : Burulma. Döndürme. Yılankavi. Dalkavukluk. Bükücü. Dolambaçlı. Burma. Büküm.

Entwining : Sarmak. Örme. Kıvırmak. Etrafını sarma. Birbirine dolama. Bükmek. Dolaştırma. Dolaştırmak. Tırmanmak.

Curling synonyms : doubling, inflexion, convolution, coiling, meanderings, distorsion, distortions, crimping, the twist, inflexions, bending, bendings, flexions, bend, ruga, deflexion, spinnings, convolutions, distortion, curvature, involutions, writhed, curvature of field, involution, twist, crimps, curly, tortuousness, crankle, contortions, curvatures, torsion, arcuare.

Curling zıt anlamlı kelimeler, Curling kelime anlamı

Straight : Kent. Doğruca. Düz hat. Uyuşturucu kullanmayan kimse. Düz çizgi. Düz. Eşcinsel olmayan kimse. Yarış çizgisi. Düzgün. Doğru.

Curling ingilizce tanımı, definition of Curling

Curling kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The curling of a ringlet. As, the curling of smoke when it rises. Also, the act or process of one who curls something, as hair, or the brim of hats. The act or state of that which curls.